İZMİR'DE GEZİLECEK YERLER
 İzmir merkezde görülecek yerler kadar, İzmir civarında gezilecek yerler de her türlü zevke göre İzmir kalkışlı tur seçeneği sunuyor. Her zamanki gibi sadece yaşanmış gezi notlarını yazdığımız için şehir dışındaki noktalar alternatif sayfada gezdiklerimiz ve İzmir önerilerimiz olarak ayrılıyor. Gidemediğimiz yerleri de vaktiniz olur diye sıraladık, siz bize yazar ya da aşağıya yorum olarak girerseniz, İzmir gezi yorumları olarak diğer okurlara da faydası olur.     İzmir Saat Kulesi: Şehrin sembolü olan yapı Konak Meydanı’nda yer alıyor. 1901’de Sadrazam Mehmet Sait Paşa tarafından Fransız mimar Raymond Charles Pêr’e’ye yaptırılan kule 25 metre boyunda ve 4 çeşmeli. Saati de Almanların hediyesi. Gündüz meydanın canlılığı içinde güzel bir buluşma yeri olurken, gece de ışıklandırılmasıyla ayrıca güzel. Vaktiniz olursa fotoğraflamak için hem gündüz hem gece gitmenizi öneririz. Orijinal haline sadık korunan kulenin ilk yapılışında yer alan Osmanlı Tuğrası ve işaretler, Türkiye’de sanatın genç cumhuriyet döneminde başladığı mesajını vermek için daha sonra kaldırılmıştır.     Tarihi İzmir Kemeraltı Çarşısı: Bize göre nam-ı diğer “kot lazım mı? çarşısı”. Konak Meydanı’nın devamında yer alan bu kalabalık çarşı şehrin tarihi alışveriş noktalarından. Sürekli kalabalık olan bu Çarşı, ucuz alışveriş kadar ufak lezzet noktalarıyla da davetkar. Yudumla isimli kafede geçerken soğuk soğuk karadut şerbeti içtik ki bayıldık, o sıcakta iyi gidiyor.     Konak İskelesi: Meydanın iskelesi hem Karşıyaka’ya geçiş amacıyla deniz ulaşımı için, hem de etrafında takılmak için kullanabileceğini, ziyaret edebileceğiniz tarihi iskele.     Kızlarağası Hanı: Çarşı’nın içindeki birçok handan en meşhuru. Çok ahım şahım bir esprisi yok, hediyelik alışveriş ve tarihi handa bir çay keyfi için iyi bir durak.             Agora Harabeleri: Çarşı’nın içinde boş boş yürümektense, kahverengi tabelaları takip ederek kendinize bir hedef edinebilirsiniz. Bu tabelaların en yaygını bizleri Agora Harabeleri’ne çıkarıyor. Henüz kazı çalışmaları tam bitmemiş büyük ölçekli tarihi harabeler İzmir’de ziyaret edilesi değerli bir nokta mı bilemeyiz. Dışarıdan oldukça büyük bir kısmı görülen Agora Harabelerinin giriş ücreti 5 TL.           İzmir Tarihi Asansör Binası: Birinden diğerine ulaşması zor olan, çok yüksek mesafeli iki caddenin arasındaki 58 metrelik kot farkını hızla çıkabilmek için 1907’de Nesim Levi tarafından inşa edilmiş tarihi asansör binasına günümüzde çıkış ücretsiz. Yani İzmir Asansör Binasının yapım sebebi sadece ulaşım. Günümüzde ise zirvesinden şahane bir İzmir Silueti sunan yapının üst katında bir de restoran bulunuyor.       Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Ara Sokakları: Yaşınıza bağlı olsa da muhtemelen en çok zaman geçireceğiniz yer burası. İstanbul’da İstiklal Caddesi neyse, onun bir benzeri diyebiliriz. Son derece Avrupai olan bölgenin önce kötü yanını söyleyelim, ülkemizin her yerinde olduğu gibi İzmir gece hayatının kalbi bu bölgede de klüp, dans v.s. gece yaşamı kısıtlı, daha ziyade oturmaca ve tepinmece mekanları var ama en güzel yanı sokağa yayılmış olması. Kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde mekanların önünde de masalar var ve sokakta da içki rahatlıkla içilebiliyor. Gaza gelip ilerledik bu anlattıklarımız Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde değil, tıpkı İstiklal gibi onu kesen ara sokaklarda. Sahile paralel olan caddenin sahil tarafına doğru olan ara sokaklarında mutlaka rezistans çizerek yürüyüş yapın ve her yeri keşfetmeye çalışın, her sokağın kendine has bir ruhu olduğunu söyleyebiliriz.      Kordon Boyu: Şahane, şahane, şahane. Şehir karmaşasının içinde böyle güzel bir bölgenin olması ve korunması muhteşem bir keyif. Geleneksel geyiklerimizdeki çiğdemciler (Evet İzmir’de çekirdeğe çiğdem denir) eşliğinde, gençler, yaşlılar, çalışanlar, öğrenciler pat diye çimlere seriliyor ve günün stresini atıyorlar. Gün batımı da gerçekten bi’ güzel. İsterseniz oradaki satıcılardan, isterseniz marketlerden ya da büfelerden alacağınız ıvır zıvırla ufak ufak atıştırarak sahilde yayılıp denizi koklayabilirsiniz. Mevsimine göre seyyar satıcılarda erik, çilek v.s. satışı da bulunuyor. Kordon’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bisiklet kiralama hizmeti var, mutlaka yararlanın ancak talep fazlasından olsa gerek çok park yeri olsa da genelde bisiklet bulunamıyor. Erkenci gelmek ya da gözü açık olmanın faydası var. İlk saat 2 TL, sonrası saati 1 TL, kredi kartı geçerli.     Atatürk Müzesi: Atatürk’ün İzmir’de kaldığı ev müzeye dönüştürülmüş olarak ziyaretçilerini bekliyor. 1. Kordon Atatürk Caddesi üzerindeki tarihi yapı onlarca yıllık geçmişi (1880) ile,  Atatürk’ün izlerini taşıyan bir yapı.   İzmir Fuarı: Rotamızdan ayrılıp içlere gidersek, (Konak sahilden Basmahane’ye doğru yürüyerek 10 dakika kadar) meşhur İzmir Fuarı alanını bulabilirsiniz. Fuar zamanları ilgili konunun etkinliğine ait bir alan olsa da etkinlik dışında da gitmenizi öneririz. Büyük bir şehir parkı, yürüyüş ve spor parkurları ve kocaman bir lunapark bulunuyor.    
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Cibuti Hakkında Genel Bilgi
Cibuti Hakkında Genel Bilgiler Aden Körfezi‘nin Kızıl Deniz‘le buluştuğu yerde, Doğu Afrika’nın sakin fakat stratejik olarak önemli ülkelerinden dir Cibuti. Nüfus bir milyona yakın olan Cibuti’nin başkentinin adı da Cibuti dir.  Önemli bir kısmı mülteci, tam bir sömürge ülkesidir. Cibuti bir orduya sahip değildir, Amerikan ve Fransız üsleri bu görevi sağlamaktadır.     Cibuti’ye gitmenizin en kolay yolu Türk Hava Yollarının TK686 nolu seferi ile 6 saat kadar süren yolculukla direk uçuş yapabilirsiniz. . Cibuti Uluslararası havalimanı küçük bir yer ve teknolojiden de uzak. Kapıda vize alıp Cibuti’nin sıcak yüzüyle karşılaşıyoruz Mavmavi bir gökyüzü ve her daim çok sıcak olan bu ülkede. Havadan görülen manzara ise dehşet verici. Halkın geneli ciddi derecede fakirdir. Her tarafın barakalardan oluşan evlerle dolu olduğunu görüyoruz. Yer yer zenginlerin villalar göze çarpıyor.     Havaalanı etrafında bir nebze düzgün bir şehir görüntüsü görseniz de sonrası harap halde. Şehirde kocaman çöp yığınları, açık kanalizasyonlar ve yıkık dökük evler göze çarpıyor . Cibuti’yi önemli yapan şeylerin en başında limanı ve Kızıldeniz’e girişindeki konumu yer alıyor. Başkent dahil ülkede Kızıldeniz’in muhteşem hali dışında görülebilecek pek bir şey yok. Özellikle sualtı meraklıları için iyi bir adres denebilir. Kızıldeniz’deki canlı çeşitliliğinin en güzel örneklerini bulabilirsiniz Cibuti’de. Goubet kıyıları yılda 300 gün aralıksız 15 ila 30 knot arası esen rüzgârıyla uçurtma sörfü meraklılarını kendine çekiyor. Şehirde fotoğraf çekmekte zorlanabilirsiniz çünkü tepkiler çok fazla. Biraz sohbetten sonra ancak birkaç kare fotoğraf alabiliyorsunuz. Bocce denilen eskiden İngiliz soylularının oynadığı sonradan ise Fransızlar aracılığıyla Cibutililere geçen bir oyun var ki akşam saatlerinde, Khat çiğneyip bocce oynayan bu adamları sıklıkla görmeniz mümkün. Cibutiye nezaman gidilir, Kasım ile Şubat ayları arasında gitmelisiniz.   Görmeniz Gereken Yerler Listenize, Cibuti'de gezilecek yerler için başlıca Abbe Gölü, Assal Krater Gölleri, Danakil Çöküntüsü, Khor Ambado Beach, Moucha Island diyebiliriz. Abbe Gölü Bir tuz gölü olan Abbe Gölü, 450 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. 110 bin metrekarelik bölümü ise tamamen tuzla kaplı olan bu bölge, ülkeye gelen turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında.     Assal Krater Gölleri Asal Gölü, Cibuti'de bulunan bir krater gölüdür. Deniz seviyesiden 156 metre alçakta bulunan göl Afrika'nın en alçak noktası olma özelliğini taşır. Tuz ticareti yapan yerel halkı deve kervanlarıyla birlikte fotoğraflayabilir, hatta tuz yoğunluğu hayli yüksek olan gölde yüzebilirsiniz.     Danakil Çöküntüsü Cibuti sınırı yakınındaki Etiyopya’da bulunan Afar üçgeninin bir parçası olan Danakil Çöküntüsü, deniz seviyesinin 100 metre altında yer alıyor. Bu bölge yaklaşık 35 santigrat derece ile gezegendeki en yüksek ortalama sıcaklığa sahip yer unvanına da sahip. Dünyada cehenneme açılan kapı olarak anılan Danaki Çöküntüsü, 3,2 milyon yıllık ünlü insansı fosil Lucy (Australopithecus afarensis)’nin de bulunduğu yer.     Khor Ambado Beach Ülkenin en ünlü plajı olan Khor Ambado Beach, Fransız Plajı olarak da isimlendiriliyor. Bunun sebebi ise ülkede yaşayan Fransız askerlerin ve ailelerinin de bu plajı kullanması. Yüzme, dalış ve çeşitli su aktivitelerini yapabileceğiniz eğlenceli bir yer olan bu plaj, temiz suları ve upuzun kumsalıyla yaz tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden.     Moucha Island Moucha Adası, Cibuti’de dalış yapabileceğiniz en güzel yerlerden. Kızıldeniz’in büyüleyici mercan resiflerini görüp, balina köpek balıklarıyla yüzme deneyimi yaşayabileceğiniz bu dalış noktasına gitmek için Cibuti şehrinden hareket eden tekneleri kullanabilirsiniz. Bu teknelerle adaya ulaşmak ise yaklaşık 10 dakika sürüyor.    
22-09-2017 - Burç İNAN
NEW YORK
Sevdiğiniz şarkıyı üst üste dinlemek, bayıldığınız filmi tekrar tekrar izlemek, okuyup etkilendiğiniz bir kitabı yeniden okumak gibi hisleri yaşatan şehir New York City. Kaç kere gitseniz sıkmaz, her gittiğinizde bambaşka tatlar alırsınız.       Renkli şeyleri çok sevdiğimi bilirsiniz, rengarenk ışıklı bu şehri sevmemem düşünülemezdi sanırım. Bu 3. gidişimdi, daha da bir çok kez giderim inşallah.   New York eyaletinin en büyük şehri New York City ismini NYC olarak kısaltmışlar. "Big apple" yani büyük elma lakabının yanı sıra "City never sleeps" yani "Uyumayan şehir" olarak da bilinir NYC.  NYC yukarıda gördüğünüz gibi 5 ana bölümden oluşuyor. Ama New York'un New York olduğu asıl bölümManhattan dediğimiz ada. Küçücük adada neler yok ki! Biraz daha yakından bakmak gerekirse:         Manhattan'da gezilecek yerlere gitmeden önce havaalanından ulaşım, toplu taşıma ve  kalınacak yerler ile ilgili bilgileri önce yazmam gerek. John F. Kennedy Havaalanı'ndan Manhattan'a gitmenin 3 yolu var.  1.si taksi, fiyatının 50-60 dolar olduğunu düşünebilirsiniz.  2. si Shuttle servis, önceden rezervasyonla ayarlayabilirsiniz. Fiyatı kişi başı 20 dolar civarı. 3.sü ise Metro yani subway. Bunun için havaalanını içinde "Air Train" yazan okları takip ediyorsunuz. Hangi terminalde olursanız olun havaalanı içinde ring yapan trene binip kendinizi Jamaica Station'a atın. Air train e binerken ücret yok, çıkarken metrocard alıp 5 dolar basıyorsunuz. Jamaica İstasyonu'ndan metroya biniyorsunuz,E treni sizi Manhattan'a götürecek. Metroya biniş tek yön 2.5$. Şehirde 3 günden fazla kalacaksanız ve çoğunlukla toplu taşıma kullanayım diyorsanız 30$ verip haftalık Metrocard alın, Nyc subway uygulamasını telefonlara indirin ve gerisini dert etmeyin. Sınırsız inip binebilirsiniz. Otobüslerde de geçiyor bu kart.     Metro ile ulaşım hızlı, fakat temiz olduğunu söyleyemem. Raylara dikkatli bakarsanız bol miktarda fare görme ihtimaliniz var :) Bu sene ilaçlamışlar, bu gittiğimizde az gördük. Ayrıca her çeşit insan, sarhoş ve evsizler de sizinle aynı treni paylaşıyor olacak. Ha benim için problem yok, gittiğim yere hızlı ve ucuz gideyim diyenleri metroya alalım. Kendinizi güvende hissetmeyeceğiniz bir ortam kesinlikle değil, insanlar zararsız. Tabii ki New York'a gidip taksiye binmeden dönmek de olmaz... Buranın üstlerinde üçgen reklam panolu taksileri meşhur. Elinizi attığınızda duracak kadar da çoklar. Aslında taksi de demiyorlar bunlara, New York'ta taksinin adı "Cab".  "Taking a cab" yani taksiye binmek çok pahalı değil, 4 kişiye kadar alıyorlar. Yer altından gitmediği için etrafı seyrediyorsunuz, hem de Nyc'deki taksi konseptini görüyorsunuz. Bizden farklı olarak şoför ile aranızda şeffaf bir paravan olacak, takside kredi kartı geçiyor ve şoföre bahşiş bırakıyorsunuz! "Daha neler!" dediğinizi duyar gibiyim :)     "New York'ta nerede kalınır?" derseniz, "Manhattan olsun çamurdan olsun" cevabını veririm. Çünkü gezilecek yerlere yakın olmak çok işinize gelecek, üstelik Manhattan en güvenlisi. Ben ilk gittiğimde merkezi lokasyonlu bir hostelde, 6 kişilik odada tanımadığım 5 kişi ile 1 geceliği 60$ a kalmıştım. Anladım ki New York'ta oteller pahalı arkadaş! Son 2 gidişimizde ise Olgun'un Fulbright bursluları ağından tanıdıklarının odalarını kiralıyoruz, epey ucuz oluyor. O yüzden otel ismi veremeyeceğim. Bu gittiğimizde Manhattan'ın kuzey bölümü olan, adını şarkılardan çok duyduğumuz, tehlikeli bir yer sandığımızHarlem'de kaldık. Harlem eski Harlem değilmiş dostlar, orası da değişmiş. Afroamerikan dedikleri siyahi vatandaşların çok olduğu bir bölge olduğu doğru, ama tehlikeli bir ortam görmediğimi itiraf etmeliyim. Midtown'da bir yer ayarlamanız ulaşım açısından en rahatı olacaktır ama ille de Manhattan olsun diyorum ben!     New York için gezmesi çok kolay bir şehir desem yalan olmaz, çünkü buranın eşsiz bir sokak düzeni var. Manhattan kuzeyden güneye inen avenue yani bulvarlar ve bunları dik kesen caddelerden oluşuyor. Bulvarlar da, caddeler de sayılar ile isimlendirilmiş. Bir de Broadway diye bir bulvarı var ki Manhattan adasını boydan boya çaprazlamasına kesiyor. Broadway'in diğer avenue yani diğer bulvarlar ile kesiştiği noktalar genelde görmeye değer meydanların olduğu yerler. Times Square de Broadway'in 7. avenue ile kesiştiği, 47. caddede vuku bulmuş muhteşem bir yer. Nereye bakacağınızı şaşıracaksınız, milyonlarca ışık, yüzlerce panoda size göz kırpacak. Siz de binlerce turistin arasına katılıp onlarca fotoğraf çekileceksiniz.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
DISNEYLAND PARIS
Disneyland Paris, yani Eurodisney bir masal şehri... İçindeki çocuğu yaşatan herkesin zevk alacağı bir eğlence merkezi. Paris'ten tren ile ulaşım mümkün. RER A treni ile Marne la Vallee - Parc Disneyland durağına ulaşabilirsiniz. 35-40 dakikalık bir yolculuk. Sabah 10'da açılıyor, akşam kapanış saati de biz gittiğimizde 10'du diye hatırlıyoruz. Kapanış saati değişebiliyormuş, gitmeden internetten kontrol edilebilir. 1 gün içinde her yerini gezip bitirmek imkansız, mümkün olduğunca erken gitmekte yarar var.     Disneyland 2 bölümden oluşuyor. 1. park daha büyük olan ve daha önce yapılmış olan Disneyland Park. 2. park ise Walt Disney Studios Park olarak geçiyor. Bu büyülü atmosferde masalsı bir gün geçirip çılgınca eğlenmenin de bir bedeli var tabii ki. 2 park için giriş ücreti bizim gittiğimiz tarihte yetişkinler için kapıda 74 euro idi. Biz onu da önceden tarih belirleyip internetten satın aldık ve 53 euroya geldi. Bu aşamada süper arkadaşımız Seyran devreye girdi ve Disneyland'ın 20. yıl kutlamaları şerefine düzenlenmiş bir kampanyaya dahil etti bizi. Kısacası gitmeden önce kampanyaları takip etmek ve internetten bilet satın almak iyi fikir.      Discoveryland, uzay temalı atraksiyonların olduğu bölüm. Burada Space Mountain: Mission 2 mutlaka denenmeli. Aya yolculuk temalı bu roller coaster, yetişkinlere tavsiye ettiğim bir aktivite. Ama 50 yaş üzerine tavsiye etmiyorum, annemle babam bindiler, "para ile manyaklık" olarak tanımladılar ve bizimle gezmekten vazgeçtiler :)   Fantasyland daha ziyade çocuklu misafirler için. Buranın en popüleri "Peter Pan's Flight". Her daim çok sıra olurmuş, hele haftasonu...   Adventureland maceraperestlerin bölümü. Karayip korsanlarının gemisi var burada. Yetişkinler için Indiana Jones and the Temple of Peril mutlaka denenmeli.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
VENEDİK
İtalya gezimizin son durağı Venedik... Floransa'dan sabahın köründe trene bindiğimizde yoğun gezi temposundan oldukça bezmiş bir halimiz vardı. Venedik'i sona bırakmak iyi fikir mi bilmiyorum ama öyle olması gerekiyordu.     Venedik coğrafi olarak ilginç bir yapı, 120 minik adacık ve 400ü aşkın köprü barındırıyormuş. Daracık sokakları, rengarenk boyanmış evleriyle çok fotojenik, eskiliği ve rutubet kokusuyla bir o kadar leş bir yer.  Venedik halkı, adacıkların ana karaya bağlandığı "Mestre" adlı yerde yaşıyormuş.   Venedik'e giriş, haritada görüldüğü gibi Santa Croce adlı bölgeden yapılıyor. Biz de trenden Santa Lucia Tren İstasyonunda indik. Tren istasyonu ve otobüs durakları çok yakın. Şehre karayolu ile girilen bu bölgedeki ana meydanın adı "Piazzale Roma" olarak geçiyor.     Şehrin en turistik yerleri San Polo ve San Marco bölgeleri. Rialto köprüsü ve San Marco meydanı da buralarda. Fakat... Venedik'te uzun zaman geçirmeyecekseniz ve özellikle trenle veya karayoluyla geldiyseniz otelinizi Santa Croce bölgesinde seçmenizi öneririm. Çünkü elinizde bavullarla daracık sokaklarda yürümek isteyeceğinizi sanmıyorum. Bizim de otelimiz Santa Lucia tren istasyonuna yakındı. Trenden inip eşyalarımızı bırakıp özgürce gezmeye başladık. "Locanda Salieri" isimli otelimizden memnun ayrıldık, odamız da kanal manzaralıydı. Hatta bizden sonra giden bir arkadaşımıza önerdik, o da memnun kaldı.     Venedik oldukça karmaşık, labirent gibi bir yer ve toplu taşıma sadece Vaporetto denilen su otobüsü gibi bir şeyle yapılıyor. Şehrin ortasından geçen ana kanal (ters S şeklinde) "Grand Canal" üzerinde işliyor bu Vaporettolar ve tek yön 6.5 euro. Mümkün olduğunca az binmeye çalışıyor insan :) Genelde turistik merkezlere yürüyerek gidip dönüşte yorulduğumuz için kullandık. Vaporettonun ilk durağı da otele yakın, Piazzale Roma meydanından başlıyor, San Marco'ya Vaporetto ile de ulaşım mümkün. Yürüyerek gidildiğinde yarım saat sürer diye düşünüyorum.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
MALTA'YA GİTMEK İÇİN 10 NEDEN
Malta Güney Avrupa’da bulunan bir adalar devletidir. Orta Akdeniz’de yer alan bu devletin başkenti Valletta’dır. Bu güzel ülkeye gitmek için çok sebep var. İşte karşınızda bizim sayabileceğimiz Malta'ya gitmek için 10 neden:   1)Ilıman İklim: Kışın ortalama 14 dereceyi bulan, yazın ise ortalama 32 dereceye çıkan hava sıcaklıkları Malta’yı 4 mevsim ziyaret edilebilecek bir destinasyon haline getiriyor. Kışın ılık bir kaçamak yapmayı kim istemez ki?                                   2) Ulaşım: Ülkemizden Malta’ya direkt uçak seferleri mevcut. Erken rezervasyon ile uygun fiyatlı uçuş bulmanız mümkün. Direkt uçuş İstanbul’dan iki buçuk saat sürmektedir ki bu zaman diliminde bazen İstanbul’un bir semtinden diğer semtine ulaşamayabiliyoruz. 3) Kültürel ve tarihi zenginlik: Malta sırayla Fenikeliler, Roma İmparatorluğu, Araplar, Şövalyeler, Fransızlar ve İngilizler tarafından istilaya uğramış bir ada ülkesi. Bu kadar istilanın sebebi tabii ki adanın Akdeniz'in ortasındaki muhteşem konumu.Ülkede geçmiş uygarlıkların izleri hala duruyor. Mdina'nın orta çağ atmosferinden sonra şövalyelerin izleri, İngilizler'in mirası sağdan akan trafik ve kırmızı telefon kulübeleri hatıralarınızda yer edecek.   Tarihte daha da geriye gitmek isterseniz Tunç devrinden kalma yeraltı mezar odası Hal Saflien Hypogeum'u ziyaret edebilirsiniz. Tabii 2 hafta önceden randevu almak koşuluyla. Kısacası Malta, tarihe ilgisi olanlara şiddetle tavsiye edilir. 4) Gezilecek muhteşem yerler: Başkent Valletta, Unesco koruması altındaki Mdina, rengarenk kayıkların süslediği Marsaxlokk adanın en güzel yerleri arasında. Malta'nın tam ortasındaki Mosta şehri ve şehirdeki kilisenin mucizesi de keşfedilmeyi bekliyor. Üstelik ada çok büyük olmadığı için ada içi ulaşım kolay, her an her yerde olabiliyorsunuz.   5) Deniz, kum, güneş: Bu üçlüye Malta'da doyuluyor. Özellikle Gozo Adası bakir plajları ile turistlerin gözdesi.   6) Sportif Etkinlikler: Her yaşta turistin ilgisini çekecek aktivitelerle dolu bir yer Malta. Yürüyüş, rüzgar sörfü, yamaç paraşütü ve dalış adanın en keyifli aktiviteleri. Özellikle tüplü dalış için müthiş noktalar bulunuyor.   7) Resmi dil İngilizce: Maltaca'nın yanısıra İngilizce de resmi dil olarak kabul ediliyor. Bu durum Malta’ya gittiğimizde rahatça iletişim kurmamızı ve seyahatimizi sorunsuz geçirmemizi sağlıyor. Resmi dilin İngilizce olması Malta'yı dil eğitimi için de ideal bir konuma taşıyor. İnternette araştırınca karşınıza birbirinden değişik fırsatlar sunan okullar çıkacaktır ama ülkenin başta gelen dil okullarından biri olan Maltalingua  İngilizce Dil Okulu Malta’ya gitmek isteyenlere önerimdir. Bu dil okulu kişiye özel dil eğitiminin yanında aynı zamanda sizlere Malta’da tatil imkanı sunmakta.   8) Ucuz bir ülke: Özellikle diğer İngilizce konuşan ülkelerle kıyaslandığında  tatil için uygun fiyatlı bir seçenek. Ülke içindeki ulaşım, yemek ve diğer ihtiyaçlarınız için ayırmanız gereken bütçe de yine Avrupa'ya oranla daha düşüktür.   9) Misafirperver halk: Ülke ekonomisinin büyük bir kısmını turizm oluşturmakta, dolayısıyla turisti seven bir ülke Malta! Akdeniz’de olması bizim kültürümüze yakınlığını da beraberinde getiriyor. Yabancılık çekmeden Malta’da uzun bir tatil geçirmek mümkün. Güvenli bir yer olduğunu da hatırlatmak isteriz.   10) Kendinizi evde hissedebilirsiniz: Kendine has lezzetli Malta yemeklerini zaten tadacaksınız ama Türk yemeğini özlerseniz de Malta’da çok sayıda Türk restoranı bulabilirsiniz. Eğer Malta’daki kalış süresinizde Türk dizilerini kaçıracağınızı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, çünkü uydu yayınlarından Türk kanallarına ulaşmanız da mümkün. Malta, Avrupa Birliği bünyesinde bir ülke. Bu nedenle ülkeye giriş Schengen vizesiyle yapılabilmekte. İstanbul ve Ankara’da konsolosluğu olan Malta, diğer birçok Schengen ülkesine göre ülkemiz vatandaşlarına kolaylıkla vize vermektedir.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Angola Hakkında Genel Bilgiler
Angola'da Genel Bilgi   Ülkenin ismi, bu toprakların 16'ncı yüzyıldaki yerli sahipleri olan Bantular’ın kullandıkları N'gola kelimesinden gelmektedir. 1951'de sömürge ülke olan Angola, Portekiz'in bir denizaşırı yönetimi olarak yeniden şekillendirildi. 25 Nisan 1974'de Portekiz'de meydana gelen askeri darbe Portekiz yönetiminin Angola ve Mozambik gibi deniz aşırı sömürgelerinde bulunan askerlerini geri çekme kararı almasına neden oldu. Böylelikle, Angola'da 14 yıldır süren gerilla savaşı da bağımsızlıkla sonuçlandı.     Angola’da resmi dil Portekizce iken konuşulan dillerden en yaygın olanı Ovimbundu etnik grubu tarafından konuşulan Umbundu dilidir. Kimbundu ve Kikongo dilide diğer etnik grupların konuştuğu dillerdir. Günlük hayatlarında ise Portekizce ve Kikongo başta olmak üzere birkaç dilin karışması ile oluşmuş Angola Kreyol dili olan Kituba da konuşulmaktadır. Angola’nın nüfusu üçe ayrılmaktadır. Mozambikliler, Angola’nın kendi halkı ve Zambiyalılar dan oluşur. Başkenti Luanda olan Angolanın Para Birimi olarak Kwanza kullanılır. En çok ziyaret alan şehirleri Luanda, Huambo ve Lobito dur. Quatro De Fevereiro havalimanı ( LAD ) başkent Luanda da bulunur. Yerel saati Türkiye saatine göre 2 saat daha geridir. Angola’ya direk uçuş bulunmamaktadır . Dubai, Johannesburg, Kazablanka, Paris, Londra, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Madrid ve Lizbon’dan direk uçuşlar mevcuttur. Yoksul halkın huzurlu yaşamı yüz ifadelerindeki dinginlikten okunuyor. Pazar ayinlerinden birine mutlaka katılın. Rengarenk bubularına bürünmüş hanımlar ayin sırasında şarkı söyleyip, canlı müzik eşliğinde dans ediyorlar.   Angola’da yeme-içme konusunda hijyenik restoran bulmak oldukça zordur. Angola mutfağı deniz mahsülleri ağırlıklıdır. Özellikle sahil şeridinde taze balık, ıstakoz ve Tropik meyveler çok lezzetlidir. Yemeklerde baharatlar çok fazla kullanılır ve sebze yemeklerinde özellikle baharatın tadını çok alabilirsiniz. Ayrıca birçok dünya mutfaklarını yapan, kebap ve benzeri Türk yemeklerini de restoranlarda bulabilirsiniz.    Gittiğiniz her yerde göller, nehir ve şelale gibi, doğanın harika renklerini görebilirsiniz. Quiçama Yerel Parkı bunların arasında olanlardan bir tanesidir. Kalandula Şelalesi, ayrıca görülmeye değer, doğanın bir parçasıdır. Angola’nın doğası için aslında gezmeye gideceksiniz ve daha sonra kültürü. Angola’da ayrıca farklı müzeler ve mimari yapıları gezebilirsiniz. Luanda, Angola’nın başkenti olarak birçok gözde mekanlara sahiptir. Cidade Alta’ya gittiğinizde burada Angola’nın dini ve inançlarıyla alakalı birçok görsellere şahit olabilirsiniz. Doğa Müzesi’ne giderek, Angola’nın birçok doğasını yaşayabilir ve doğa tarihini öğrenebilirsiniz. Angola’nın bir başka kenti ise Lubango’dur. Burada Tunda Vala’ya gidip muhteşem doğa manzarasıyla beraber kalabilirsiniz. Angola, Afrika kıtasında bulunmasıyla beraber, doğa ve yerel hayatın çok fazla bulunduğu bir ülkedir ve her geçen gün gittikçe gelişmektedir fakat bu ülkenin en büyük avantajı ve özelliği ise, doğasını koruyabilmesi olmaktadır.   Ulusal Esaret Müzesi köleliğin tarihçesini gözler önüne seriyor. Portekizliler tarafından kurulmuş olan, bir dönem şehri savunan Saint Miguel Kalesi gezilebiliyor. Rio Karnavalı’nın minik bir kopyası olan Angola Karnavalı da hayli ilgi çekici. 14 Kilometre Pazarı’ndaki buralara özgü hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.   Angola doğal parklarıyla, Luanda’ya karadan bağlantılı tropik Mussulo Adası’yla, sahil şeridi Ilha, Luanda’nın güneyinde dalga sörfü ile ünlü Cabo Ledo ve Santiago plajlarıyla, bungalovlarında doğanın sesini dinleyerek konaklayabileceğiniz Ria Longa ile, değişik bitki örtüsüyle ve yaşam koşullarını kabullenmiş, herdem mütebessim halkıyla sizleri kendine bağlayacak.   Gecenin en hareketli kenti, başkent Luanda’dır. Gidebileceğiniz en güzel mekanlar; Doca, Paulos, Bay İnn, Chill Out ve Jango Valeiro olmaktadır. Jango Valeiro’da ise, Kizomba adı verilen, Angola’ya özgü,(ülkemizde de yeni yeni latin dans gecelerinde çalmaya başlayan slow müzik türü) Angola Tangosu’nu izleyebilirsiniz. Genel olarak birçok mekandaki alkollü içeceklerin fiyatları ucuz değildir fakat uygun bir mekana gitmek isterseniz, The Royal Pub’ı tercih edebilirsiniz. Ülkeyi ziyaret için en uygun zaman Mayıs – Ekim ayları arasında kalan dönemdir.   Kalandula Şelalesi,     Cidade Alta     Cabo Ledo     Tunda Vala     Angola Karnavalı
23-09-2017 - Burç İNAN
İSTANBUL'DA MUTLAKA GEZİLMESİ GEREKEN 5 YER
İstanbul sarayları, camileri, surları ve müzeleri ve pek çok cazibe noktası ile buram buram tarih kokan bir şehirdir. Her bir köşesinde geçmişten bir ize rastlayacağınız bu büyülü şehri keşfe çıkmadıysanız, bu 10 mekanı gezi listenize eklemelisiniz.  1) Ayasofya Görkemli mimarisi ile pek çok turisti kendine hayran bırakan Ayasofya Müzesi, şehirde görülmesi gereken mekanların başında yer alır.532 yılında Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından yaptırılmış olan bu yapı, daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir. Dünya kültür mirasının baş yapıtları arasında yer alan Ayasofya, tarihe tanıklık etmek isteyenler için güzel bir gezi durağıdır.    2) Kız Kulesi  İstanbul Boğazı’nda salacak açıklarında, küçücük bir adacık üzerinde konumlanmış Kız kulesi, şehrin önemli simgelerinden biridir. Çeşitli efsanelere dayanan bu kule, bir rivayete göre kralın kızını korumak için yaptırdığı bir sığınaktır. Sırf bu gizemi anlayabilmek için bile görülmeye değer. Günümüzde restoran ve bar olarak hizmet veren bu nadide yapı, müthiş boğaz manzarasıyla, sevdiklerinizle veya eşinizle romantik bir akşam yemeği veya huzurlu bir öğle molası için tercih edebileceğiniz ideal bir mekandır.      3) Yerebatan Sarnıcı  Suların içinde yükselen sütunları ve hakkında çıkan ilginç efsanelerle öne çıkan Yerebatan Sarnıcı, oldukça merak uyandırıcı ve ilgi çeken yerlerden biri. Bizans İmparatoru tarafından sarayın su ihtiyacını karşılamak amaçlı yaptırılan Yerebatan Sarnıcı, Fatih Sultan Mehmet döneminde bu amaçla kullanılmış. Bir rivayete göre, sütunların üzerindeki şekillerin göz yaşını andırması tesadüf değil. Bu şekillerle büyük Basilika yapılırken kaybedilen kölelere duyulan üzüntü anlatılmak istenmiş. Bu sebeple Yerebatan Sarnıcı mimarisiyle de oldukça ilgi görmektedir.    4) Topkapı Sarayı  İhtişamlı ve büyüleyici mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Topkapı Sarayı, İstanbul’da görülmesi gereken başlıca yerler arasındadır.1478 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan saray, 400 yıl boyunca padişahlara ev sahipliği yapmış olup devlet yönetiminin gerçekleştiği ana merkez olma özelliğini taşımıştır. İlk olarak Abdülmecit döneminde ziyarete açılan Topkapı Sarayı, Osmanlı döneminden kalma izleriyle tarihe tanıklık ederken, tüm gizemi ile turistlerin ilgisini çekmektedir.      5) Haseki Hürrem Hamamı Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan adına Mimar Sinan'a yaptırılmış olan hamam, İstanbul’un en güzel tarihi yapılarından biridir. Mimar Sinan'ın yaptığı en büyük hamam olarak bilinen bu yapı, günümüzde diziler sayesinde popülerliği artmış ve ilgi çekici mekanlar arasında boy göstermeye başlamıştır. Haseki Hürrem hamamının sıcak atmosferinde güzel bir hamam sefası yapabilirsiniz.   
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
PLITVICE GÖLLERİ MİLLİ PARKI
"Plitvice Lakes National Park" parkın İngilizce adı. Plitvicka Jezera ise orijinal dilindeki ismi, yani Hırvatçası. Araba ile giderseniz bu isme dikkat, tabelalarda takip edeceksiniz çünkü.   Zadar'da 1 gece konaklayıp öğlene doğru kiralık arabamızla yine yağmurlar eşliğinde yollara düştük. Plitvice Zadar'dan yaklaşık 2 saat uzaklıkta. Zagreb'den geliyorsanız ise 1.5 saat yolunuz var demektir. Zadar ve Zagreb'den günlük turlar düzenleniyor milli parka. Araba kiralamak istemezseniz bu turlarla gidip gelmek de rahat olabilir. Otobüsle de ulaşım mümkün. Hangi şekilde olursa olsun  buraya mutlaka gidin, Hırvatistan en önemli noktalarından birini kaçırmayın! Biz normalde Hırvatistan'ın güneyinde Dalmaçya kıyılarında takılıp Zagreb'i ve Plitvice Milli Parkı'nı görmeden dönecektik. Ama ben sırf bu park yüzünden gezimizin son 1buçuk gününü ülkenin kuzeyine kaydırdım... Plitvice, göllerden ve gölleri birbine bağlayan şelalelerden oluşan sulak bir alan, etrafı ise balta girmemiş orman! Tam 16 tane birbirinden farklı seviyelerde göl var, hepsinin rengi bir başka güzel. 2 adet otoparkı ve girişi var parkın. Parking Point 1 ve 2. Biz 2. otoparka koymuşuz, dolayısıyla "upper lakes" denilen üst kısımdaki göllerden başladık gezmeye. İçeri giriş kişi başı 180 kuna, yaklaşık 24 euro yapıyor. Parkta sadece kuna ile ödeme yapabiliyorsunuz ama Euro'nuzu Kuna'ya çevirebileceğiniz döviz bürosu var. Biz girerken feci yağmur olduğu için mecburen naylon pançolardan alıp giydik.     Plitvice Göllerini ziyaret ederken en önemli şey ayakkabı! Kilometrelerce yol yürüyorsunuz, yükünüzün hafif, ayağınızın rahat olması gerek. Bizim gibi feci yağmura yakalanabilirsiniz, ayakkabınızın su geçirmez trekking ayakkabısı olması iyi olur. Veya yaz ise deniz ayakkabısı da tercih edilebilir. Ben yanımda deniz ayakkabısı olmasına rağmen bez ayakkabılarımı giyip onları mahvetmeyi tercih ettim nedense! Biz parkı günübirlik ziyaret ettik ama etrafında konaklamak için bir çok yer var. Doğa aşığıysanız parkın tadını çıkarmak için bir gece konaklayıp parkı 2 günde de gezebilirsiniz. Göller arasında yürüyüş parkurları var. Uygun ayakkabıyı giyip biletleri aldıktan sonra danışmaya gidip içeride kalacağınız saate göre bir rota belirleyebilirsiniz. Zamanınıza uygun olan rotayı seçip çoğunlukla yürüyerek, yer yer tren veya vapura binip parkı turluyorsunuz. Parka en az 4 saat ayırmalısınız.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Tanzanya Hakkında En Kapsamlı Bilgiler
Tanzanya Hakkında En Detaylı Bilgiler       Doğu Afrika’da Kenya ve Uganda’nın altında; Ruanda, Burundi, Zambiya ve Demokratik Kongo’nun sağında; Malavi ve Mozambik’in hemen üstünde yer alıyor.    Darüsselam da Tanzanya’nın en büyük kenti olarak, ülkenin en doğu ucunda Hint Okyanusu kıyısında yer alıyor. Ünlü mü ünlü Zanzibar Adası da, Hint Okyanusu içinde, Darüsselam’ın tam karşısında yer alıyor.        Ülkenin iki anadili var Swahili ve İngilizce ama ingilizce bilen kişi sayısı çok az. Tanzanya insanı da bizim gibi sıcak kanlı olduğundan birşekilde iletişime geçebiliyorsunuz.    Tanzanya’da saat kaç acaba diye düşünmeyin çünkü Tanzanya saat konusunda da bizimle aynı dilimde yer alıyor yani Türkiye – Tanzanya arasında saat farkı yok.    Tanzanya’yı işgalden kurtaran ve her birinin kendine has bir dili olan 120 farklı kabileyi tek bir dilde, Swahili‘de, birleştirmesiyle unutulmaz bir kişi olan Julius Nyerere aynı bizim Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk kadar önemli bir ölümsüz bir kahraman olarak Tanzanya ve Afrika tarihinde yerini almış önemli bir liderdir.        Afrika kıtası olağan üstü güzellikleri olmasına ragmen gerek ekonomik şartlardan gerek tanıtımını iyi yapamamasından kaynaklanan nedenlerden çok popüler olamamış bir yer. Kilimanjaro Dağı, Serengeti Milli Parkı, Ngoro Ngoro Krateri, Victoria Gölü, doğusunda Darüsselam ve Zanzibar; ortasında Mikumi Milli Parkı gibi saymakla bitmeyen birbirinden farklı güzel köşeleriyle masal gibi bir ülke.   Tanzanya’nın Başkenti Neresidir?    Tanzanya’nın başkenti Dodoma olmasına rağmen Darüsselam, ülkemizde olduğu gibi en kalabalık ve en büyük şehir olarak öne çıkıyor.   Tanzanya Para Birimi Nedir ?    Tanzanya para birimi ise Tanzanya Şilini dir. Tanzanya’ya Türkiye’den giderken dolar alarak gitmek mi daha mantıklı yoksa tl olarak mı diye düşünürseniz 1 dolar  : 2243 Tanzanya şilini 1 TL      :  633 Tanzanya şilini yapıyor ülkemizdeki kura gore bir elinize alacağınız parada önemli bir fark bulunmamaktadır.     Tanzanya Türk vatandaşlarına vize uyguluyor mu?    Evet bordo pasaport sahiplerine vize uyguluyor. Kapıda vize uygulaması var. Darüsselam’a gidiyorsanız havalimanı olan Julius Nyerere Havalimanı (DAR) dan giriş yapacaksınız.Türk Hava Yolları ile direk uçuş yapabilirsiniz ama 7 saat 25 dak civarı bir uçuşla sabah 02:45 gibi inmiş oluyorsunuz ve vize almak için 1 saat civarı beklemek zorunda kalıyorsunuz, beklemek istemeyenler eğer İstanbul’dan gidiyorsanız Tanzanya Fahri Konsolosluğu: Harbiye Mahallesi Abdi İpekçi Caddesi No:2/16 Nişantaşı-Şişli-İstanbul adresine giderek yada Tanzanya Fahri Konsolosluğu telefon numarası : +90 212 232 25 46 arayarak vize işlemlerini gitmeden halledebilirler. Vize işlemi 1 hafta civarı sürüyor. Tanzanya Türkiye Konsolosluğu İstanbul     Ayrıca Tanzanya’da Türkiye’den gidebileceğiniz toplam 3 havaalanı bulunmaktadır.   İati Kodu       Şehir                                 Havalimanı DAR                  DARÜSSELAM                         JELİUS NYERERE ULUSLAR ARASI HAVALİMANI JRO                   KİLİMANJARO                         KİLİMANJARO ULUSLAR ARASI HAVALİMANI ZNZ                  ZANZİBAR                               ABEİD AMANİ KARUME ULUSLAR ARASI HAVALİMANI             Türkiye’den gittiğinizi anlatabilmek için Swahili’de Türkiye demek olan “Uturiki” kelimesini kullanmanızı tavsiye ederim. Yoksa Türkiye’yi anlatmak için zor anlar yaşayabilirsiniz.      Havalimanı taksicileri yeni gelen turistlere yüksek fiyat vererek hoşgeldin karşılaması yaptıkları için pazarlık etmenizi tavsiye ederim. Tanzanya Havaalanından şehir merkezine gitmek için taksiye ödeyeceğiniz ortalama ücret 16bin şilin civarındadır. 25 tl gibi bir rakkam. Taksi dışında dala dala diye bir toplu taşıma araçlarına da binebilirsiniz, yanlız kalabalık ve dar olduğundan valizleriniz ile binmek pek mantıklı değil ama gezerken kullanabilirsiniz. 400 şilin (0,60 kr) gibi bir rakkama binebilirsiniz, sağ önünde “Kariakoo” veya “Posta” veya “Stesheni” yazan birine binip son durakta inerek merkeze ulaşabilirsiniz.     Tanzanya’da neler yiyebilirsiniz,    Bizim iç pilavımıza benzeyen “Pilau“, mısır unundan yaptıkları Ugali veya normal beyaz pilavla sürekli olarak yedikleri ıspanak, barbunya, bezelye gibi yemeklerin yanında bol miktarda et, tavuk ve balık da tüketiyorlar. Muz kızartmalarını yemenizi de tavsiye ediyorum    Kahvaltıda ülkenin yerlileri yumurta, reçel, meyve gibi alıştığımız yiyeceklerin yanında çay veya masala soya içeceği içiyorlar. Tanzanya’da İdeal bir günlük yemek ihtiyacı için kişi başı; Kahvaltı           3 dolar Öğle yemeği    7 dolar Akşam yemeği 9 dolar a tıka basa doyabileceğiniz en güzel yemeklerle karnınızı doyurabilirsiniz.   Tanzanya'da içecek olarak    Genel olarak taze meyvelerden meyve suları çok yaygın. Kendi üretimleri olan çay ve kahveler de enfes. Bunun yanında “Serengeti” ve “Kilimanjaro” marka biralar da ünlü biralara taş çıkartacak derecede güzel ve oldukça ucuz. En pahalı yerde bile 5 bin şilin yani 2 dolar civarında bir ücrete alabilirsiniz.   Tanzanya gece hayatı nasıl ?    Gece hayatının çok gelişmiş olmadığını belirtmek istiyorum. Darüsselam gece hayatı için, merkezdeki büyük otellerin barları, Kipepeo gibi kumsala bakan yerlerin barları oldukça hesaplı ve güzel. Kipepeo‘da bir bira 1-2 dolar, merkez otellerde maksimum 2-3 dolar olacaktır.   Tanzanya ‘ya nezaman gidilmeli ?    Tanzanya iklimine tropik bir iklim hakim. Aralık’tan Mart’a kadar hava oldukça sıcak ve nemli oluyor. Haziran ayından Ekim ayına kadar kurak bir dönem geçiriyor o dönemde gitmek bence en uygun olanı.   Tanzanya ‘da nerelere gidilmeli ?    Darüsselam    Kariakoo Market   Tanzanya Ulusal Müzesi   Tanzanya Köy Müzesi    Tanzanya'daki değişik kabilelerin yaşantılarının sergilendiği müzede evler, kabilelerin yaşadığı evlere benzetilerek yapılmış.   Kipepeo    Saba Saba    Haziran sonu – 7 Temmuz arasındaki fuara katılabilirsiniz.      ​   Kilimanjaro    Afrika’nın en yüksek noktası olan Kilimanjaro Dağı’nın erimeye yüz tutmuş karlarını görmek için elinizi çabuk tutmalısınız.   Zanzibar     Balıkçılık – dalış sevdalıları için mükemmel adres.   Stone Town    Gezinize süslü kapılarıyla ünlü başşehir .   Mnemba Adası    Mnemba Adası‘nda şnorkel ya da tüplü dalış yapın. Adaya özgü baharatların özelliklerini katılacağınız baharat turunda öğrenebilirsiniz.   Hapishane Adası    Adada yaşayan dev kara kaplumbağalarını beslemek hayli keyifli olucaktır.   Jozani Ormanı Milli Parkı    Kırmızı Colombus‘ları hareketsiz yakalayıp fotoğraflamak ayrı bir maharet gerektiriyor.      Mikumi    Safariye mutlaka katılmanızı tavsiye ederim. 250 dolar civarı bir ücreti var ama kesinlikle verdiğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz. Gün doğmadan başlayan tur ikinci gün akşam yemeğinden sonra otelinize dönüş yapıyorsunuz ve kaldığınız yerler temiz yemek de gayet güzel. Bozulmamış bir doğada fillerin, zürafaların yanından geçerken benzersiz bir deneyim yaşamış olacaksınız.     Mwanza    Ülkenin kuzeyinde yer alan Mwanza kentine giderek Victoria Gölü görülebilir Gombe Ulusal Parkı    Tanzanya'nın bölgelerine göre ayrılmış gezilecek yerlerin tam listesi.   Eastern Circuit                                    Western Circuit Amboni Caves                                                Gombe National Park Bagamoyo Town                                            Katavi National Park Dar es Salaam City                                         Lake Tanganyika Dar es Salaam Marine Reserve                    Lake Victoria Lushoto Town                                                 Mahale Mountains Mafia İsland Marine Park                              Mwanza City Pangani Town                                                 Rubondo İsland Saadani National Park Usambara Mountains  Zanzibar İsland   Northern Circuit                                            Southern Circuit Arusha City                                                        Kilwa Kisiwani Arusha National Park                                      Kitulo National Park Lake Chala                                                         Lake Ngozi Lake Manyara National Park                           Lake Nyasa Lake Natron                                                       Mbozi Meteorite Mkomazi National Park                                    Mikumi National Park Mount Ol Doinyo Lengai                                  Ruaha National Park Ngorongoro Conservation Area Authority     Selous Game Reserve Olduvai Gorge & Laetoli                                    Udzungwa National Park Serengeti National Park Tarangire National Park  
26-09-2017 - Burç İNAN

SON YAZILAR

Aracınız ile Seyahat Ederken Bunları Unutmayın!
04-01-2016 Burç İNAN 951 Görüntülenme
Çıktığınız seyahatlerde, gitmek istediğiniz her yere gidebilmenin en kolay yoludur araç ile yolculuk yapmak. Ancak unutulan bazı detaylar var ki, araba ile seyahat keyfini yarıda bırakıyor… Dikkat etmeniz gereken küçük detayları bir araya getirdik. Kendi aracınızla da çıksanız, gittiğiniz yerde bir araç da kiralasanız, seyahat araç ile olduğunda ayrı bir keyfi vardır. İstediğiniz yerde istediğiniz kadar kalabilmenin ayrıcalığı diğer yolculuklarda tadılamıyor. O halde bu ayrıcalıklı yolculuğu daha da keyifli kılmanın yollarına bakalım… Sevdiğiniz CD’ler Uzun bir yolculukta, radyo dinleyerek istediğiniz şarkının çıkmasını beklemeyin. Keşfe çıktığınız yerleri sevdiğiniz şarkılar eşliğinde gezmek tatilinizi daha da renklendirecek.                                                                                      Fotoğraf makinesi Araba ile çıkılacak yolculuklarda daha fazla eşya almanın rahatlığı vardır. Yanınızda olmasını istediğiniz her şeyi elemenize gerek kalmadan aracınıza yerleştirebilirsiniz. Ancak bu rahatlık sırasında, ‘nasıl olsa unutmam’ dediğiniz ve aslında seyahatlerin vazgeçilmezi olan bazı detayları unutmamanız gerek. Mesela fotoğraf makinesi. Daha fazla yer göreceksiniz. Hatta istediğiniz her yerde istediğiniz kadar vakit geçireceksiniz. Yüzlerce fotoğraf çekeceğinize eminiz.. Atıştırmalık Özellikle uzun yolculuklar için, yanınızda bir de en yakın arkadaşınız varsa, arabanın arkasına atıştırmalık bir şeyler yükleyebilirsiniz. Böylece her gittiğiniz yerde ayrı bir yemek masrafı ile uğraşmak yerine, evden hazırladığınız tazecik yiyecekler ve yolda aldığınız krakerler ile bütçe dengesini tutturabilirsiniz. Araç şarj cihazı Unutmamanız gereken detayların başında geliyor. Telefonunuzu sürekli şarj etmek için restoranlara girmek zorunda kalmayın. Aracınızda telefonunuzu şarj etmeniz işinizi çok kolaylaştıracak.
Pasaporta Gerek Yok: Sadece Kimliğinizle Girebileceğiniz Ülkeler
03-01-2016 Burç İNAN 829 Görüntülenme
Vizesiz gidilebilecek ülkeleri sıklıkla duyuyoruz. Ancak bazı ülkeler var ki, pasaporta bile ihtiyacınız yok. Yalnızca çantanızı hazırlamanız ve yanınıza kimliğinizi almanız yeterli. İşte  o ülkeler…      Pasaport harçlarına 2016 yılı için gelen zamlar geçtiğimiz günlerde Resmi Gazetede yayımlandı. Dünyanın en pahalı pasaportuna sahip ülkede, pasaportlara yine zam gelince, pasaportsuz girilebilecek ülkeler araştırılmaya başladı.      Yurtdışında yeni yerler görmek isteyip de bütçeye uygun seçenekler arayanlar için Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs pasaportsuz gidilebilecek iki ülke.      Vize ile uğraşma derdi olmadan, pasaport masraflarını karşılamaya gerek kalmadan gidilebilecek bir seyahat çok avantajlı değil mi? Türkiye’ye yakın konumda bulunması da bir diğer önemli özelliği.      Pasaporta gerek olmadan gidebilecek bir yer arayanlar için bu iki ülkede görülmesi gereken yerleri bir araya getirdik.   Önce Gürcistan’a gözatıyoruz…      Gürcistan’da kalma süreniz 90 gün ile sınırlı. Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki liman kenti Batum, en çok ziyaret edilen şehri. Tarihi yapılarının yanı sıra, modern yapıları ile ilgi gören kent, bütçeye uygun bir seyahat için mükemmel bir seçenek.            Bisiklet keyfi yapmak istiyorsanız, şehrin sokakları tam size göre. Batum Bulvarı’nda kısa bir yürüyüşün ardından Piazza Meydanı’nı görmelisiniz. Piazza; restoran ve kafelerin bir arada bulunduğu görselliği yüksek bir meydan.      Saat başı Astronomik saatin çan sesini duyacaksınız. Saati görmek istiyorsanız, Memed Abasidzade Caddesi’ne uğrayın. Batum Fener Kulesi, Chacha Kulesi ve Alfabe Kulesi’ni de görmelisiniz.      Ardından Gürcistan’ın bir diğer kenti Tiflis’e uzanın. Başkent Tiflis, ülkenin kültür ve sosyal merkezi olarak öne çıkıyor. Kentin simgesi haline gelen Kartlis Deda Heykeli, Tiflis’te görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Sioni Katedrali ve Ançiskati Bazilikası’nı görmeden Tiflis’ten dönmeyin.      Doğu ve batı kültürünü bir araya getiren bu ülkenin bir diğer önemli kenti de Kutayıs.   Ve Kuzey Kıbrıs…      Pasaportsuz giriş yapabileceğiniz bir diğer ülke de Kıbrıs. Yavru vatanda, kimliğiniz ile giriş yapıyorsunuz ve 3 ay kalabiliyorsunuz.      Yaz sezonunun gözde merkezlerinden Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’nın yanı sıra, Girne ve Mağusa görülmesi gereken kentleri arasında.      Tarihi kent Lefkoşa’da, 1550 yılında dikilen Venedik Sütunu’nu görebilirsiniz. Ardından bir müze turuna çıkabilirsiniz. Tabi açık olduğu saatlerin sınırlı olduğunu bilmeniz gerek. Bazı günler öğlen 1 gibi ziyarete kapanan müzeler var..          Girne turunda Bellapais Manastırı’nı, Saint Hillarion Kalesi’ni mutlaka görmelisiniz. Girne limanındaki restoran ve kafelerin tadını çıkarabilirsiniz.      Mağusa ise, Kıbrıs’ın en güzellerine sahip. Kentteki tarihi yapılarda Osmanlı izlerini görmek mümkün.
Sık Seyahat Edenler İş Hayatında Daha Başarılı
03-01-2016 Burç İNAN 914 Görüntülenme
İş ve seyahatin bir arada yürütülmesinin zor olduğu algısı hakim olsa da, ‘izin alamıyoruz’ bahanesine sığınmayan insanların iş hayatında daha başarılı oldukları bilinen bir gerçek. Peki bunun nedeni sizce ne olabilir?     Seyahat etmek, farklı yerleri görme isteği ve sonrasında gidip fotoğraf çekip dönmek kadar basit bir tanım değil. İnsanın hayata bakışını kökten etkileyecek kadar önemli. Bu durum ister istemez iş hayatına da yansıyor.   Sorunlara Hızlı Çözüm Seyahat öncesi onlarca plan yapsanız da, gittiğiniz andan dönüşünüze kadar mutlaka sorunlarla karşılaşırsınız. Peki tatilinizi bozmadan bu sorunları halledebiliyor musunuz? İşte bunu başarıyorsanız, ya da bunu seyahatlerde edindiğiniz deneyimler sonucu yeni yeni başarmaya başladıysanız, aynı durum iş hayatınız için de geçerli. Yani artık sizin için ofisteki sorunlar da bir anda çözülecek kadar basit… Çünkü sorunu önceden görme yetiniz ile beraber anında çözüm geliştirme yetiniz de seyahatlerinizde gelişti. Farkına varın…   Alışkanlıkların Dışına Çıkma Monoton bir iş ortamında eminiz ki kimse çalışmak istemez. Ancak maalesef ki çoğunluk için bu durum böyle. İşini severek gidenlerin sayısının azlığını hepimiz her gün fark ediyoruz. “Seyahatler bu durumu nasıl etkiliyor” derseniz… İşte yanıtı: Her seferinde farklı kültürler ile tanışıyor olmak, sizin her seyahatte kendinize kattıklarınız anlamına gelir. Zamanla gittiğiniz yerlerin dışında hep daha fazlasını görmek ve daha “farklısını” keşfetmek isteyeceksiniz. Aynı durum ister istemez iş hayatınıza da yansıyacak. Artık ofiste sıradan bir iş ortamı yerine alışkanlıkların dışına çıkacaksınız. Bireysel bir görevi, grup çalışması ile yaptığınızda başarınızın katlandığını keşfedeceksiniz. Ya da yapacağınız küçük değişikliklerin, hem sizin hem de ofis arkadaşlarınızın verimliliğini nasıl etkileceğini göreceksiniz.   Özgüven Seyahat edenlerin dünyanın diğer ucunda hiç bilmediği bir yere nasıl gittiğini sanıyorsunuz? Özgüvensiz bir insan bunu başarabilir mi? Ya da bunu başarıp da özgüvenini kazanmamış bir insan gördünüz mü? Birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ikili. Haliyle seyahat edenlerin kendilerine güvenlerinin tam olması, iş hayatına da daha dik bir duruş, kararlılık ve verimlilik olarak yansıyacak.   Bütçe Yönetimi Cebinizde milyon dolarlarınızın olması gerekmiyor dünya turuna çıkmak için. Yalnızca cebinizi çok iyi yönetiyor olmanız gerek. Bütçe yönetimini seyahatte yapabilen bir insan, parasını daha zekice kullanmasını çoktan öğrenmiş olarak iş hayatına atılacak.
Nasıl Ucuza Tatil Yapılır ?
09-12-2015 Burç İNAN 774 Görüntülenme
NASIL UCUZ TATİL YAPILIR? DÜŞÜK BÜTÇE İLE TATİL NASIL PLANLANIR ?      Arkadaşlarımızdan ve yakınlarımızdan yola çıkarsak yurt dışı seyahati için en büyük iki dertten birinin bütçe, diğerinin zaman olduğunu gördük. Öyleyse bildiklerimizi, deneyimlerimizi yazalım istedik.      En büyük derdimiz belli ki tatil bütçesi. Ucuz ve ekonomik kelimelerinin anlamlarını ayıralım lütfen. Ekonomik geziler yapmanın bilinen, çokça denenmiş yöntemleri hatta kuralları vardır.      Gezmek bir felsefe ise, gezgin turizmi bir hayat tarzıdır. Önceliğinizin, tercihlerinizin ve elbette bütçenizin bir kısmının gezmek, görmek, keşfetmek olması lazım. O kısmı kendi iç dengenizde hallederseniz, naçizane tecrübelerimizi paylaşalım.      Ne kadar çok kazanırsa kazansın her insanın bütçesinin kısıtlı olduğunun farkındayız. Bu mantıktan yola çıkarak burada belirli bir kaliteyi ve yaşam standardını da koruyarak gezilerimizi biraz daha düşük bütçeyle nasıl yaptığımızı anlatmaya çabalayacağız. Elbette arada konformist yaklaşma hakkı, kendini biraz şımartma şansı senin, tıpkı bizim de yaptığımız gibi. Ama daha çok görebilmek, daha çok gezebilmek,  “Dünya’nın burasında insanlar nasıl yaşıyormuş” sorusuna daha fazla yerde cevap alabilmek için işin ‘maliyet’ kısmına dikkat etmeliyiz.   1- Korkmayın      90’ların Türkiyesi’nde yaşamıyoruz. Uçak biletleri ucuz, internet çılgınca bilgiyle dolu ve Dünya daha global. Anlatılan bir sürü zengin hikayelerini geç ve bu işin ucuz da olabildiğine inan. Söz gerisini halledeceğiz.    2- Esnek Olun      İlla da bayramda seyranda değil de biraz kendi belirlediğiniz günler yerine ekonomik biletlerin belirlediği günlerde seyahate başlarsak inanın çok kâr elde edebiliriz. Hele bir yere sezon dışı bir tarihte giderseniz her şey kafadan %30 ucuzlar. (Ulaşım, konaklama, yeme içme…) Ayrıca kalabalıktan kaçarak daha keyifli tatil de yapabilirsiniz.       3- Tur Şirketi İhtiyacınızı Sorgulayın      Tur şirketlerine karşı değiliz, ama 6 günlük tatilin ilk gününe havalimanı otel transferi yapan otobüsle, yol üstü bir şehir turu yapıp, kalan 5 gününü de serbest zaman yapan şirketlerin üzerimizden para kazanmasına da karşıyız.  Zorla kazandığınız parayı kimseye kolayca vermeyin. Hak edenleri ve gerekli olanları tenzih ederim. Tur programını alıp internet ortamında incelemenizi öneririm, böylelikle gittiğiniz yerleri daha detaylı olarak inceleyebilirsiniz.      Hindistan‘da zaten fille çıkmak dışında hiçbir alternatifi olmayan 8 dakikalık ve 2 Dolarlık bir rotayı, programına “fil turu dahil” diye ekleyen tur şirketleri vardır dikkat edin.   4- Rota Çizerken Dikkatli Olun      Çizdiğiniz rotada ara ulaşımları iyi planlayın. Mümkünse turunuza birkaç gece yolcuğu ekleyerek tasarruf edin. Bütçeye bağlı olarak geleneksel rotanın biraz dışına çıkmakta ya da trend günleri buna göre belirlemekte oldukça fayda var. Hem sadece ekonomi değil, az bilineni keşfetmenin heyecanı da bizimle.   5- Uzun Vadeli Masrafları Toptan Yapın      İlk pasaport alışta bütçe yeterliyse 2-3 değil, 10 yıllık alın, hemen kısa vadede olmasa da kâra geçersiniz. Aman bir daha nezaman gidebilirim diye düşünmeyin defalarca karşılaştığım örnekler var bu konuda. Özellikle Schengen Vizeli bir tur yapıyorsanız multi vize ile kısa süre sonrasına bir ziyaret daha planlarsanız vize masrafınız bölünmüş olur. İlk başta aldığınız backpack’e ya da klasik bir bavula biraz fazla para verir, kalitelisini alırsanız bu masrafı her sene tekrarlamazsınız.   6- Konaklama Eğer bir tur firması ile gitmiyorsanız, kaç gün kalacaksanız gezmek istediğiniz yerlerin planlamasını yapın ve noktalara ulaşabileceğiniz en uygun yerdeki oteller arasından seçim yapın. Ben genelde gezmek istediğim yerlere yürüyüş mesafesindeki otelleri seçiyorum.   7- Ulaşım Masraflarında Dikkatli Olun      Bir gezgin erken rezervasyon kovalar, ucuz bilet yakalar, aktarmalı gider, en uygun yolla konforu yakalar. Gittiğiniz yerde yürüyüş sizin için hem en güzel spor olur hemde yeni ve ilginç deneyimler kazandırır.     8- Kültürel Boyut Dışında Yeme İçme Basit Olsun      Çok ciddi bir maliyet olmasa da yediğiniz şehre ve içtiğiniz yere göre değişiklik gösterecektir. Ekonomik alternatifler her zaman vardır. Kendi yemeğimizi yapmaktan, marketten yemeye kadar sayılabilir.   9- Trend Olmayan Dönemleri Tercih Edin      Off season veya off day dönemleri diye anılan zamanlar tercih edilse iyi olur. Tabii bu vakit rahatlığıyla ilgili bir şey ama yazlık bir yere temmuzda değil de mayısta, eylülde giderseniz daha ucuza gidersiniz. Birkaç ülkelik bir turunuz varsa otobüs, tren, uçak biletini hafta sonu değil de hafta içi alırsanız daha ucuza mal edersiniz. Noelde tüm dünya seyahat ediyordur, ağustosta tüm Avrupa geziyordur, bunlar daha trend zamanlardır.   10- Tourism Info Ofislerini Rehber Yapın Turizm İnformation ofisleri ve çalışanları bir şehirdeki ilk arkadaşımız. Genellikle havaalanlarında ve şehir merkezlerinde bulabilirsiniz Çoğu ülkede gerçekten çok yardımcılar. Ücretsiz harita ve güncel bilgiler almak için ilk durağınız olsun.       11- Yerel İnsanlardan Fikir Alın      Yolda, sokakta, resepsiyonda tanıştığımız ya da sadece adres sorduğumuz kişiler önemlidir. Her zaman için orada yaşayanların önerileri hem daha leziz/keyifli/yerel ve doğrudur, hem de daha ucuzdur. Özellikle öğrencileri çevirip bir fikir alırsanız garanti ederiz aklınızdaki rakamdan %25 kâr elde edersiniz.   12- İndirim Kartlarını Alın, İndirim Saatlerini Takip Edin      İster müze girişi, ister toplu taşıma, barların happy hour saatleri ya da sarayların free giriş günleri hepsi bizim için öncelikli araştırma noktaları.   13- Turistik Olmayan Bölgelerde Alışveriş Yapın      Muadili olan ihtiyaçlar için şehir merkezinin biraz dışı tercih edilmeli. Roma Dondurması’nı Kolezyum önünde yerseniz 4 Euro, sadece 800 metre ileride daha ‘normal’ bir yerde yenirse 2,50 Euro. İnanmıyor musun, Sultanahmet Meydanı’nda bir döner 8,5 TL, az ilerisi Beyazıt’ta daha lezzetlisi 4 Lira… Özellikle turistik şehirlerde bu fark ciddi rakamlara ulaşabiliyor ve genellikle kalite de düşüyor.   14- GEREKSİZ MASRAF KALEMLERİNİ BAŞTAN KISIN Yeni bir deneyim olarak bakıldığı için genelde tatillerde daha bonkör davranabiliyoruz. Günlük hayatınızda nasıl olursa olsun, bazı küçük gereksiz masrafları hiç yapmayabiliriz. Alışveriş çılgınlığına dikkaet edin.   Vize Aracı Şirketi: Vereceğiniz 35 Euroluk masraf sizi ortalama bir AB ülkesinde bir gün geçindirir. Zorunlu bir hal yoksa kendi vizemizi kendimiz alalım. Hafiflik İyidir: Çantanıza koyduğunuz her gereksiz parça sizin için maddi manevi külfet. Hatta bir çantayı direkt iptal etseniz uçak biletiniz bile ucuzlayabilir. Hafif olun, esnek olun. Unutmayın bu her türlü gezi için altın kuraldır. Hem bunu genel hayatımıza da uygulasak da şahane olur. Madde ve eşya bağımlılığından kurtulun. Kur Farkı:Kurdaki dalgalanmaya dikkat ederiz, mümkün olduğunca al-sat işlemlerimizi doğru anda yaparız. Çok kişiysek tüm bütçeyi bir kerede TL’den çevirir özel kur alırız. (Hiç küçümsemeyin 400 Euro bütçeli 4 kişi 1600 Euro bozmaya ya da almaya gitsin 3-4 kuruştan 45-55 Lira kâr elde eder, o da evden havalimanına bedava ulaşım demek en azından. Kredi Karı Kullanımına Dikkat: Mümkünse nakit harcarız, kart komisyon almasa da sevgili bankalarımız kötü kur uygular. Kredi kartı tatil bütçemiz değil, başlangıçta taksit imkanı, tur sırasında da acil durum destek aracıdır. Ortak Masrafları Toplu Alın: Yalnızlaşmaya ve bireysel tüketime alışsak da, birlikte alışveriş her türlü daha uygundur. 2 tane 330 ml. kola alacağına 1 litre kola + iki plastik bardak alırsın daha ucuz olur. Kola gibi küçük bir örneği, oda kiralama, taksi tutma, süpermarket alışverişi, grup indirimi yapılan her bilet gibi tüm kalemlerde büyütebilirsiniz.
HAFTANIN TATİLİ YUNANİSTAN GEZİSİ

Cumartesi, yepyeni bir gün güneşli mi güneşli... Kaldığımız otele yorgunluğumuzu bırakarak çıktığımızda kendimizi, Selanik’in ünlü meydanı Aristo Meydanı’nda buluyoruz. Genişçe bir meydan… Çeşit çeşit caddenin tam kesişim noktasında. Meydana adını veren Aristotales’in şanına yakışır bir heykelide bulunmakta. Hızımızı alamayıp alışveriş çılgınlığına girişmek istiyoruz her mağazaya girip çıkıyoruz, her yerde indirim olmasına rağmen her şey çok pahalı… -Amaan…Ne ararsak İstanbul’da var avuntusu ile her mağazadan gerisin geri çıkıyoruz. Sanki caddeleri arşınladıkça markalar bilindikleşiyor. Hemen küresel muhabbetler dönüyor içimizde… Aklımda kalan şeylerden biride neredeyse iki adımda bir karşılaştığımız eczanelerin kapalı olması…Eczaneden bir şeyler arıyorduk ve tesadüfe bak ki hepside 14.00 olmadan kapanmıştı. Akşama doğru otele geri dönerken aklımızda pastanelerde gördüğümüz Selanik çörekleri ve turtaları var.   Yunanistan’a gelipte tavernaya gitmeden memlekete dönmek işten değil deyip civardaki en has tavernaya gitmeyide ihmal etmiyoruz Palati Rembetika..Masalara göz gezdirince bizim gibi gelen gruplar var herkes gülümsüyor. Hemen kıyas yapıyoruz..-Hayır…Yunan kızları bizden güzel değiller…! Rahat bir nefes alıp, kendi kendimize aldığımız bu galibiyetle yemeğimize başlıyoruz. Menüde yok yok… Akabinde çalan şarkılarla kendimizi pistte buluyoruz. “Bir Türk dünyaya bedeldir” lafının hakkını verircesine halay çekmeyi de unutmuyoruz . Kulağımızda tanıdık nağmeler… Mavi mavi masmavi gözleri boncuk mavi diye mırıldanırken, işte bu yüzden birbirimize bu kadar benziyoruz diye düşünmeden edemiyoruz. Sırayla sirtaki yapan yaşlı, genç, kadın ve erkekler … hepsi ayrı şık ayrı özel… Evet… bu sıralarda gerçekten kıskanmadan edemiyoruz! Öyle böyle derken gecemiz sabaha doğru noktalanıyor. Casino deneyimi yaşamak isteyenler civardaki lüks bir otelin kumarhanesine gidiyor yarın ki maraton için dinlenmek isteyen bizler ise tam da olmak istediğimiz yere yatağımızın içine…   Üçüncü ve son gün... Daha gezmediğimiz çok yer var diye hayıflanmayı bırakıp erken saatte uyanıyoruz. Kordon boyunca yürüyoruz üzerinde dalga dalga dalgalanan yunan bayrağının olduğu kulenin dibine kadar gidip fotoğrafta çektiriyoruz. Her yer sessiz her yer sakin… Deniz o kadar güzel ki... Biraz alışveriş yapmak istiyoruz ama her yer kapalı. Otele geri dönüp otobüsle şehir turumuza başlıyoruz. Bu güzel şehri turlarken pek tabii Atatürk’ün Evi’ni de ziyaret ediyoruz. Şehir sonradan camii olan bir sürü kilise ve yapılardan oluşuyor her yerde Osmanlı’dan kalma bazı eklemeler var tabi ki.. Öğle yemeğimizi mükemmel bir restoranda alıyoruz ismini ne yazık ki hatırlayamıyorum.   Geri dönüş vakti geldi. Yolcudur Abbas bağlasan durmaz misali… Yolda ihtiyaç molaları dışında zaman kaybetmiyoruz herkes birbirine halen gördüklerini anlatıyor. Keyifli mi keyifli…Bende kendimle kalacak zaman buluyorum…Kendimi hem tebrik edip hemde kutlamak istiyorum.Üç güne hem kültür hem eğlence hem değişiklik hem lezzet hem de farklılık katabildiğim için. Son söz önemlidir bilirim ama ben size son sözden ziyade son çağrımı yineleyebilim gidin görün ve yaşayın hepsi bu.


MERAK EDİLENLER