ŞÖMİNE BAŞI KEYİF YAPABİLECEĞİNİZ 5 YER
Ateş insanlık için çok önemli bir icat! İnsanoğlu ateşle ısındı, ateşle korundu ve pişmiş yiyecekler tüketmeye başladı. Dolayısıyla ömrü uzadı, beyin kapasitesi arttı, daha gelişmiş bir yaşam formuna dönüştü. Kesinlikle modası geçen bir icat olmadı ateş! Günümüzde hala nimetlerinden faydalanıyoruz. Ateşin her alanda insanlığa ve teknolojiye katkısı devam ediyor.       Tek fark, artık ateşi ham olarak görmeye çok alışkın değiliz. Görünce de bizim için farklı anlamlar ifade ediyor. Çıtır çıtır yanan odunların sesi, ateşin ısısı ve alevin turuncusu bir araya gelince üzerimizde rahatlatıcı bir etki oluşuyor, gevşiyoruz.   Ateş günümüzde romantizmin de sembolü; yaz akşamlarının romantizmi kamp ateşi etrafında yaşanırken, kış romantizminin adresi şömine başı sohbetler!    Haydi gelin evdeki şömine fonlu Digitürk müzik kanalını kapatıp, "hakiki" şömine başı keyfini yaşayabileceğimiz 5 yer görelim:   1- Alaçatı Hep yazın gidiyorsunuz diye içerliyorum, atlayın uçağa kışın da gidin! Hem daha ucuz, hem de kışın Çeşme'de yapılacak çok şey var! Çeşme'nin termal sularında yüzüp, Alaçatı'nın meşhur cumartesi pazarında alışveriş yapmak alternatifler arasında.     2- Şirince Mayalar'ın torpil geçtiği bu şirin köy de İzmir'e yakın alternatifler arasında. Şirince Köyü'nde şarap mahzenlerini gezebilir, köyün kilisesini görebilir, köylülerin el emeği ürünlerinden satın alabilirsiniz. Köyden çıkınca Efes Antik Kenti, Meryem Ana Evi ve  Selçuk yakın mesafede gezilebilecek yerler arasında. "Nesin Matematik Köyü" bu köyde yaz ve kış okulları ile gönüllü hizmet veren bir oluşum. İlginiz varsa bir matematik çalıştayına denk gelmeniz mümkün. "Matematikle işim olmaz, bana magazinle gel" derseniz de Tarkan'ın Şirince'den bir çiftlik evi aldığı söyleniyor. Yani benden duymuş olmayın ama köyde Tarkan'a rastlama ihtimaliniz de var :P Şömineli tesis olarak Güllü Konakları veya Kirkinca Hotel düşünülebilir. Daha da çok yer vardır ama bir lokalden bilgi almak iyi olabilir.   3- Kirazlı Kirazlı Kuşadası'na bağlı, kahvaltısı ve yerel lezzetleri ile ön plana çıkan bir yer. Kirazlı Köyü'nün biraz ilerisindeki Gökçealan Köyü'nde ise Toscana rüzgarları estiren bir bağ evi - otel var. Yedi Bilgeler Şaraphane Oteli karı-koca göz doktoru bir çift tarafından kurulmuş, gayet şık bir tesis. Bazı hafta sonları müzikli konsept geceler düzenliyorlar. Alanında kaliteli bir müzik grubu sahne alıyor, gecenin yemekleri usta şefler tarafından hazırlanıyor. Kirazlı veya Gökçealan'a gelirseniz gününüzü Şirince, Selçuk, Efes ve Meryem Ana taraflarında geçirebileceğiniz gibi Kuşadası'na da gezmeye gelebilirsiniz.     5- Sapanca  Biz önümüzdeki hafta sonu İstanbul'dan arkadaşlarımızla Sapanca'da villa  tatili yapıp şömine karşısında oyunlar oynayacak, bir gün Kartepe'ye çıkıp karın keyfini sürecek, diğer gün ise Sapanca Gölü etrafında doğanın tadını çıkaracağız. Eminim daha çok yer vardır şömine keyfi yapılabilecek, ama 2015 kışında bu 5'i ile idare edelim. Belki sizin de önerilerinizle seneye kış yeni bir 5li hazırlarız.   O zamana kadar sıcacık günler dilemeden önce son bir not: Şirinceli bir abiden aldığımız sıcak şarap tarifini de paylaşmak istiyoruz ki şömine keyfiniz katlansın... 70lik bir şişe şarabın içine konulacaklar: - 2 portakalın kabuğu - 1 elma kabuğu - 1 çubuk tarçın - 5 adet karanfil - 1 parça zencefil - 3 kaşık bal Bir tencerenin veya çaydanlığın içinde hazırladığınız bu karışımı bal eriyene kadar ısıtıyorsunuz. Ve sıcak şarabınız hazır! Üzerini meyve parçaları ile süsleyebilir, tarifi kendinize göre yorumlayabilirsiniz. Çaydanlıktan servis etmesi daha kolay oluyor, bilginize...  
23-03-2015 - Gülten YALÇINKAYA
İSTANBUL'DA MUTLAKA GEZİLMESİ GEREKEN 5 YER
İstanbul sarayları, camileri, surları ve müzeleri ve pek çok cazibe noktası ile buram buram tarih kokan bir şehirdir. Her bir köşesinde geçmişten bir ize rastlayacağınız bu büyülü şehri keşfe çıkmadıysanız, bu 10 mekanı gezi listenize eklemelisiniz.  1) Ayasofya Görkemli mimarisi ile pek çok turisti kendine hayran bırakan Ayasofya Müzesi, şehirde görülmesi gereken mekanların başında yer alır.532 yılında Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından yaptırılmış olan bu yapı, daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir. Dünya kültür mirasının baş yapıtları arasında yer alan Ayasofya, tarihe tanıklık etmek isteyenler için güzel bir gezi durağıdır.    2) Kız Kulesi  İstanbul Boğazı’nda salacak açıklarında, küçücük bir adacık üzerinde konumlanmış Kız kulesi, şehrin önemli simgelerinden biridir. Çeşitli efsanelere dayanan bu kule, bir rivayete göre kralın kızını korumak için yaptırdığı bir sığınaktır. Sırf bu gizemi anlayabilmek için bile görülmeye değer. Günümüzde restoran ve bar olarak hizmet veren bu nadide yapı, müthiş boğaz manzarasıyla, sevdiklerinizle veya eşinizle romantik bir akşam yemeği veya huzurlu bir öğle molası için tercih edebileceğiniz ideal bir mekandır.      3) Yerebatan Sarnıcı  Suların içinde yükselen sütunları ve hakkında çıkan ilginç efsanelerle öne çıkan Yerebatan Sarnıcı, oldukça merak uyandırıcı ve ilgi çeken yerlerden biri. Bizans İmparatoru tarafından sarayın su ihtiyacını karşılamak amaçlı yaptırılan Yerebatan Sarnıcı, Fatih Sultan Mehmet döneminde bu amaçla kullanılmış. Bir rivayete göre, sütunların üzerindeki şekillerin göz yaşını andırması tesadüf değil. Bu şekillerle büyük Basilika yapılırken kaybedilen kölelere duyulan üzüntü anlatılmak istenmiş. Bu sebeple Yerebatan Sarnıcı mimarisiyle de oldukça ilgi görmektedir.    4) Topkapı Sarayı  İhtişamlı ve büyüleyici mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Topkapı Sarayı, İstanbul’da görülmesi gereken başlıca yerler arasındadır.1478 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan saray, 400 yıl boyunca padişahlara ev sahipliği yapmış olup devlet yönetiminin gerçekleştiği ana merkez olma özelliğini taşımıştır. İlk olarak Abdülmecit döneminde ziyarete açılan Topkapı Sarayı, Osmanlı döneminden kalma izleriyle tarihe tanıklık ederken, tüm gizemi ile turistlerin ilgisini çekmektedir.      5) Haseki Hürrem Hamamı Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan adına Mimar Sinan'a yaptırılmış olan hamam, İstanbul’un en güzel tarihi yapılarından biridir. Mimar Sinan'ın yaptığı en büyük hamam olarak bilinen bu yapı, günümüzde diziler sayesinde popülerliği artmış ve ilgi çekici mekanlar arasında boy göstermeye başlamıştır. Haseki Hürrem hamamının sıcak atmosferinde güzel bir hamam sefası yapabilirsiniz.   
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
MALTA'YA GİTMEK İÇİN 10 NEDEN
Malta Güney Avrupa’da bulunan bir adalar devletidir. Orta Akdeniz’de yer alan bu devletin başkenti Valletta’dır. Bu güzel ülkeye gitmek için çok sebep var. İşte karşınızda bizim sayabileceğimiz Malta'ya gitmek için 10 neden:   1)Ilıman İklim: Kışın ortalama 14 dereceyi bulan, yazın ise ortalama 32 dereceye çıkan hava sıcaklıkları Malta’yı 4 mevsim ziyaret edilebilecek bir destinasyon haline getiriyor. Kışın ılık bir kaçamak yapmayı kim istemez ki?                                   2) Ulaşım: Ülkemizden Malta’ya direkt uçak seferleri mevcut. Erken rezervasyon ile uygun fiyatlı uçuş bulmanız mümkün. Direkt uçuş İstanbul’dan iki buçuk saat sürmektedir ki bu zaman diliminde bazen İstanbul’un bir semtinden diğer semtine ulaşamayabiliyoruz. 3) Kültürel ve tarihi zenginlik: Malta sırayla Fenikeliler, Roma İmparatorluğu, Araplar, Şövalyeler, Fransızlar ve İngilizler tarafından istilaya uğramış bir ada ülkesi. Bu kadar istilanın sebebi tabii ki adanın Akdeniz'in ortasındaki muhteşem konumu.Ülkede geçmiş uygarlıkların izleri hala duruyor. Mdina'nın orta çağ atmosferinden sonra şövalyelerin izleri, İngilizler'in mirası sağdan akan trafik ve kırmızı telefon kulübeleri hatıralarınızda yer edecek.   Tarihte daha da geriye gitmek isterseniz Tunç devrinden kalma yeraltı mezar odası Hal Saflien Hypogeum'u ziyaret edebilirsiniz. Tabii 2 hafta önceden randevu almak koşuluyla. Kısacası Malta, tarihe ilgisi olanlara şiddetle tavsiye edilir. 4) Gezilecek muhteşem yerler: Başkent Valletta, Unesco koruması altındaki Mdina, rengarenk kayıkların süslediği Marsaxlokk adanın en güzel yerleri arasında. Malta'nın tam ortasındaki Mosta şehri ve şehirdeki kilisenin mucizesi de keşfedilmeyi bekliyor. Üstelik ada çok büyük olmadığı için ada içi ulaşım kolay, her an her yerde olabiliyorsunuz.   5) Deniz, kum, güneş: Bu üçlüye Malta'da doyuluyor. Özellikle Gozo Adası bakir plajları ile turistlerin gözdesi.   6) Sportif Etkinlikler: Her yaşta turistin ilgisini çekecek aktivitelerle dolu bir yer Malta. Yürüyüş, rüzgar sörfü, yamaç paraşütü ve dalış adanın en keyifli aktiviteleri. Özellikle tüplü dalış için müthiş noktalar bulunuyor.   7) Resmi dil İngilizce: Maltaca'nın yanısıra İngilizce de resmi dil olarak kabul ediliyor. Bu durum Malta’ya gittiğimizde rahatça iletişim kurmamızı ve seyahatimizi sorunsuz geçirmemizi sağlıyor. Resmi dilin İngilizce olması Malta'yı dil eğitimi için de ideal bir konuma taşıyor. İnternette araştırınca karşınıza birbirinden değişik fırsatlar sunan okullar çıkacaktır ama ülkenin başta gelen dil okullarından biri olan Maltalingua  İngilizce Dil Okulu Malta’ya gitmek isteyenlere önerimdir. Bu dil okulu kişiye özel dil eğitiminin yanında aynı zamanda sizlere Malta’da tatil imkanı sunmakta.   8) Ucuz bir ülke: Özellikle diğer İngilizce konuşan ülkelerle kıyaslandığında  tatil için uygun fiyatlı bir seçenek. Ülke içindeki ulaşım, yemek ve diğer ihtiyaçlarınız için ayırmanız gereken bütçe de yine Avrupa'ya oranla daha düşüktür.   9) Misafirperver halk: Ülke ekonomisinin büyük bir kısmını turizm oluşturmakta, dolayısıyla turisti seven bir ülke Malta! Akdeniz’de olması bizim kültürümüze yakınlığını da beraberinde getiriyor. Yabancılık çekmeden Malta’da uzun bir tatil geçirmek mümkün. Güvenli bir yer olduğunu da hatırlatmak isteriz.   10) Kendinizi evde hissedebilirsiniz: Kendine has lezzetli Malta yemeklerini zaten tadacaksınız ama Türk yemeğini özlerseniz de Malta’da çok sayıda Türk restoranı bulabilirsiniz. Eğer Malta’daki kalış süresinizde Türk dizilerini kaçıracağınızı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, çünkü uydu yayınlarından Türk kanallarına ulaşmanız da mümkün. Malta, Avrupa Birliği bünyesinde bir ülke. Bu nedenle ülkeye giriş Schengen vizesiyle yapılabilmekte. İstanbul ve Ankara’da konsolosluğu olan Malta, diğer birçok Schengen ülkesine göre ülkemiz vatandaşlarına kolaylıkla vize vermektedir.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
LİBERALİZMİN BAŞKENTİ, EĞLENCENİN LOKOMOTİFİ AMSTERDAM
Red Light District: Zaten gezeceksiniz. O yüzden buraya gezilmeli bölümü olarak değil rehber olarak bakalım. Red Light Bölgesi özgürlükler şehrinin ekstra özgür bölümü. Hayat kadınları burada sıralanıyor, bolca da coffe shop, amusement center (mini kumarhane, oyun salonu) ve birkaç peep show tiyatrosu var. Kanallarla dolu Amsterdam’ın iki kanal arası bölünmüş bloklarından oluşan hepi topu birkaç adımlık alan. Başından sonuna durmadan 15 dakikada yürünür ama durduğunuz için günler de sürebilir.Coffe shop’lar için ideal sokak Warmoesstraat. Marihuana dışında farklı hafif keyif vericiler için de birçok Smart shop bulunmakta. Bu smart shoplar’dan destek alarak “magic truffles” deneyebilirsiniz.     Peep Show Tiyatroları: Çok sayıda var Red Light Bölgesinde. En pahalı olanı (arada birkaç Euro fark var) en iyisidir. Ona girin. Etkinlikler tüm gün ‘tekrarlama’ prensibine göre sürüyor. Ortalama 6 gösteri 60 dakika sürüyor ve saat başı tekrardan başlıyor gibi düşünebilirsiniz. Akşam belirli bir saatt (Genelde 23:00) kapanıyorlar. Akşam üstü 19:00, 20:00 arası girerseniz, beğenmeniz durumunda aynı gösteri route’unu tekrar izleyebilirsiniz. Giriş biletinden sonra içeride kalış süresi sınırsız. İlk iki içki ücretsiz, devamının fiyatı da makul. (Düz bara, bakkala göre değil, herhangi bir eğlence mekanına göre)   Dam Meydanı: Klasik Avrupa meydanlarından biri. Meşhur istasyona doğru giden Rokin Caddesi ile DamStraat’ın kesişiminde Madame Tussaud’s Müzesi’ni de içine alan keyifli bir meydan. Neredeyse 24 saat canlı, geceleri bile bir sokak gösterisi bulunabilir. Tadını çıkarın.   Vondelpark: Amsterdam’ın kocaman parkı. Bir konsere ya da festivale denk gelirseniz mutlaka katılın, olmadıysa da bisiklet kiralayın ve bu doğa harikası yeşilliklerde ‘kafanızın keyfi’ni yaşayın. Truffle eşliğinde parkın ortalama ücra bir köşesinde oturursanız ördekler ve kazlar size eşlik edecektir. Hele tohumlarını döken bir ağacın altında… Ayrıca parkın bisiklet yollarını yaya olarak da takip edin inanılmaz kısa geçişler sizi tropik bir bölgede hissine yönlendirir.     Museumplein: Müzeler bölgesi. Aşağıdaki müzelerin çoğunu ihtiva eder, gidiniz. Sadece müze ile sınırlı kalmaz, sürekli canlı ve eğlenceli nefes alan bir meydandır. Akşamları takılmak için de birebir. Hem yerel, hem turistik tam bir kozmopolite burada.   Van Gogh Müzesi: Zat-ı şahanenin 200 civarı eser ve kendisiyle ilgili bilgilerin yer aldığı müzenin giriş ücreti 15 Euro.   RijksMuseum: Hollanda’nın en önemli güzel sanatlar müzesi. Detaya girmeyeceklere 2 saatlik bir tur oldukça yeterli. Detaycı sanat severlerin tam gün ayırması önerilir.   Stedelijk Müzesi: Modern sanatlar müzesi: Gezici sergi ilginizi çekiyorsa girebilirsiniz. Müzeler bölgesinde yer alıyor. Biz girmedik, bilgi veremeyeceğim. Fiyat sergiye göre değişiyor.   Rembrantplein Square: Yine canlı meydanlardan biri. Birçok casino da burada yer alır. Gece hayatının önemli merkezlerinden.     Anne Frank Müzesi:  2. Dünya Savaşı sırasında yazdığı günlüğüyle dönemle ilgili en meşhur tanıklığı sunan Anne Frank’ın günlüğünden alıntılar, tarihi belgeler, fotoğraflar ve film karelerinin yanı sıra orada saklanan ve onlara yardım eden insanlara ait eşyalar evde yaşananlara ışık tutmaktadır. Anne’in orjinal günlüğü ve diğer not defterleri de müzede sergilenmektedir.   Leidseplein Square: Trafiğe kapalı bu alan bisikletlerden de kurtulabileceğiniz bir nokta. Sürekli aktif ve eğlenceli. Gece hayatının en önemli merkezi.   Marken & Volendam: Trenle yarım saat mesafede Volendam kasabası ve tekneyle geçeceğiniz Marken yarım adası eski, doğal, tarihi Hollanda’yı görmek için bulunmaz fırsat. Lale bahçeleri, yel değirmenleri ve peynir fabrikaları size hoş bir Hollanda köyünü derinliklerine kadar hissettirecek. Peynir fabrikasındaki numune ürünlerin her birinin tadına bakmayı unutmayın.   Haarlem: Amsterdam’a trenle 15 dakika mesafede bulunan bu küçük şehirde, küçük cafelerde oturabilir, şehrin huzurunu içinize çekebilirsiniz.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Tanzanya Hakkında En Kapsamlı Bilgiler
Tanzanya Hakkında En Detaylı Bilgiler       Doğu Afrika’da Kenya ve Uganda’nın altında; Ruanda, Burundi, Zambiya ve Demokratik Kongo’nun sağında; Malavi ve Mozambik’in hemen üstünde yer alıyor.    Darüsselam da Tanzanya’nın en büyük kenti olarak, ülkenin en doğu ucunda Hint Okyanusu kıyısında yer alıyor. Ünlü mü ünlü Zanzibar Adası da, Hint Okyanusu içinde, Darüsselam’ın tam karşısında yer alıyor.        Ülkenin iki anadili var Swahili ve İngilizce ama ingilizce bilen kişi sayısı çok az. Tanzanya insanı da bizim gibi sıcak kanlı olduğundan birşekilde iletişime geçebiliyorsunuz.    Tanzanya’da saat kaç acaba diye düşünmeyin çünkü Tanzanya saat konusunda da bizimle aynı dilimde yer alıyor yani Türkiye – Tanzanya arasında saat farkı yok.    Tanzanya’yı işgalden kurtaran ve her birinin kendine has bir dili olan 120 farklı kabileyi tek bir dilde, Swahili‘de, birleştirmesiyle unutulmaz bir kişi olan Julius Nyerere aynı bizim Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk kadar önemli bir ölümsüz bir kahraman olarak Tanzanya ve Afrika tarihinde yerini almış önemli bir liderdir.        Afrika kıtası olağan üstü güzellikleri olmasına ragmen gerek ekonomik şartlardan gerek tanıtımını iyi yapamamasından kaynaklanan nedenlerden çok popüler olamamış bir yer. Kilimanjaro Dağı, Serengeti Milli Parkı, Ngoro Ngoro Krateri, Victoria Gölü, doğusunda Darüsselam ve Zanzibar; ortasında Mikumi Milli Parkı gibi saymakla bitmeyen birbirinden farklı güzel köşeleriyle masal gibi bir ülke.   Tanzanya’nın Başkenti Neresidir?    Tanzanya’nın başkenti Dodoma olmasına rağmen Darüsselam, ülkemizde olduğu gibi en kalabalık ve en büyük şehir olarak öne çıkıyor.   Tanzanya Para Birimi Nedir ?    Tanzanya para birimi ise Tanzanya Şilini dir. Tanzanya’ya Türkiye’den giderken dolar alarak gitmek mi daha mantıklı yoksa tl olarak mı diye düşünürseniz 1 dolar  : 2243 Tanzanya şilini 1 TL      :  633 Tanzanya şilini yapıyor ülkemizdeki kura gore bir elinize alacağınız parada önemli bir fark bulunmamaktadır.     Tanzanya Türk vatandaşlarına vize uyguluyor mu?    Evet bordo pasaport sahiplerine vize uyguluyor. Kapıda vize uygulaması var. Darüsselam’a gidiyorsanız havalimanı olan Julius Nyerere Havalimanı (DAR) dan giriş yapacaksınız.Türk Hava Yolları ile direk uçuş yapabilirsiniz ama 7 saat 25 dak civarı bir uçuşla sabah 02:45 gibi inmiş oluyorsunuz ve vize almak için 1 saat civarı beklemek zorunda kalıyorsunuz, beklemek istemeyenler eğer İstanbul’dan gidiyorsanız Tanzanya Fahri Konsolosluğu: Harbiye Mahallesi Abdi İpekçi Caddesi No:2/16 Nişantaşı-Şişli-İstanbul adresine giderek yada Tanzanya Fahri Konsolosluğu telefon numarası : +90 212 232 25 46 arayarak vize işlemlerini gitmeden halledebilirler. Vize işlemi 1 hafta civarı sürüyor. Tanzanya Türkiye Konsolosluğu İstanbul     Ayrıca Tanzanya’da Türkiye’den gidebileceğiniz toplam 3 havaalanı bulunmaktadır.   İati Kodu       Şehir                                 Havalimanı DAR                  DARÜSSELAM                         JELİUS NYERERE ULUSLAR ARASI HAVALİMANI JRO                   KİLİMANJARO                         KİLİMANJARO ULUSLAR ARASI HAVALİMANI ZNZ                  ZANZİBAR                               ABEİD AMANİ KARUME ULUSLAR ARASI HAVALİMANI             Türkiye’den gittiğinizi anlatabilmek için Swahili’de Türkiye demek olan “Uturiki” kelimesini kullanmanızı tavsiye ederim. Yoksa Türkiye’yi anlatmak için zor anlar yaşayabilirsiniz.      Havalimanı taksicileri yeni gelen turistlere yüksek fiyat vererek hoşgeldin karşılaması yaptıkları için pazarlık etmenizi tavsiye ederim. Tanzanya Havaalanından şehir merkezine gitmek için taksiye ödeyeceğiniz ortalama ücret 16bin şilin civarındadır. 25 tl gibi bir rakkam. Taksi dışında dala dala diye bir toplu taşıma araçlarına da binebilirsiniz, yanlız kalabalık ve dar olduğundan valizleriniz ile binmek pek mantıklı değil ama gezerken kullanabilirsiniz. 400 şilin (0,60 kr) gibi bir rakkama binebilirsiniz, sağ önünde “Kariakoo” veya “Posta” veya “Stesheni” yazan birine binip son durakta inerek merkeze ulaşabilirsiniz.     Tanzanya’da neler yiyebilirsiniz,    Bizim iç pilavımıza benzeyen “Pilau“, mısır unundan yaptıkları Ugali veya normal beyaz pilavla sürekli olarak yedikleri ıspanak, barbunya, bezelye gibi yemeklerin yanında bol miktarda et, tavuk ve balık da tüketiyorlar. Muz kızartmalarını yemenizi de tavsiye ediyorum    Kahvaltıda ülkenin yerlileri yumurta, reçel, meyve gibi alıştığımız yiyeceklerin yanında çay veya masala soya içeceği içiyorlar. Tanzanya’da İdeal bir günlük yemek ihtiyacı için kişi başı; Kahvaltı           3 dolar Öğle yemeği    7 dolar Akşam yemeği 9 dolar a tıka basa doyabileceğiniz en güzel yemeklerle karnınızı doyurabilirsiniz.   Tanzanya'da içecek olarak    Genel olarak taze meyvelerden meyve suları çok yaygın. Kendi üretimleri olan çay ve kahveler de enfes. Bunun yanında “Serengeti” ve “Kilimanjaro” marka biralar da ünlü biralara taş çıkartacak derecede güzel ve oldukça ucuz. En pahalı yerde bile 5 bin şilin yani 2 dolar civarında bir ücrete alabilirsiniz.   Tanzanya gece hayatı nasıl ?    Gece hayatının çok gelişmiş olmadığını belirtmek istiyorum. Darüsselam gece hayatı için, merkezdeki büyük otellerin barları, Kipepeo gibi kumsala bakan yerlerin barları oldukça hesaplı ve güzel. Kipepeo‘da bir bira 1-2 dolar, merkez otellerde maksimum 2-3 dolar olacaktır.   Tanzanya ‘ya nezaman gidilmeli ?    Tanzanya iklimine tropik bir iklim hakim. Aralık’tan Mart’a kadar hava oldukça sıcak ve nemli oluyor. Haziran ayından Ekim ayına kadar kurak bir dönem geçiriyor o dönemde gitmek bence en uygun olanı.   Tanzanya ‘da nerelere gidilmeli ?    Darüsselam    Kariakoo Market   Tanzanya Ulusal Müzesi   Tanzanya Köy Müzesi    Tanzanya'daki değişik kabilelerin yaşantılarının sergilendiği müzede evler, kabilelerin yaşadığı evlere benzetilerek yapılmış.   Kipepeo    Saba Saba    Haziran sonu – 7 Temmuz arasındaki fuara katılabilirsiniz.      ​   Kilimanjaro    Afrika’nın en yüksek noktası olan Kilimanjaro Dağı’nın erimeye yüz tutmuş karlarını görmek için elinizi çabuk tutmalısınız.   Zanzibar     Balıkçılık – dalış sevdalıları için mükemmel adres.   Stone Town    Gezinize süslü kapılarıyla ünlü başşehir .   Mnemba Adası    Mnemba Adası‘nda şnorkel ya da tüplü dalış yapın. Adaya özgü baharatların özelliklerini katılacağınız baharat turunda öğrenebilirsiniz.   Hapishane Adası    Adada yaşayan dev kara kaplumbağalarını beslemek hayli keyifli olucaktır.   Jozani Ormanı Milli Parkı    Kırmızı Colombus‘ları hareketsiz yakalayıp fotoğraflamak ayrı bir maharet gerektiriyor.      Mikumi    Safariye mutlaka katılmanızı tavsiye ederim. 250 dolar civarı bir ücreti var ama kesinlikle verdiğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz. Gün doğmadan başlayan tur ikinci gün akşam yemeğinden sonra otelinize dönüş yapıyorsunuz ve kaldığınız yerler temiz yemek de gayet güzel. Bozulmamış bir doğada fillerin, zürafaların yanından geçerken benzersiz bir deneyim yaşamış olacaksınız.     Mwanza    Ülkenin kuzeyinde yer alan Mwanza kentine giderek Victoria Gölü görülebilir Gombe Ulusal Parkı    Tanzanya'nın bölgelerine göre ayrılmış gezilecek yerlerin tam listesi.   Eastern Circuit                                    Western Circuit Amboni Caves                                                Gombe National Park Bagamoyo Town                                            Katavi National Park Dar es Salaam City                                         Lake Tanganyika Dar es Salaam Marine Reserve                    Lake Victoria Lushoto Town                                                 Mahale Mountains Mafia İsland Marine Park                              Mwanza City Pangani Town                                                 Rubondo İsland Saadani National Park Usambara Mountains  Zanzibar İsland   Northern Circuit                                            Southern Circuit Arusha City                                                        Kilwa Kisiwani Arusha National Park                                      Kitulo National Park Lake Chala                                                         Lake Ngozi Lake Manyara National Park                           Lake Nyasa Lake Natron                                                       Mbozi Meteorite Mkomazi National Park                                    Mikumi National Park Mount Ol Doinyo Lengai                                  Ruaha National Park Ngorongoro Conservation Area Authority     Selous Game Reserve Olduvai Gorge & Laetoli                                    Udzungwa National Park Serengeti National Park Tarangire National Park  
26-09-2017 - Burç İNAN
Dünyada Görülmesi Gereken 10 Şelale
10. Nohkalikai Şelalesi Hindistan'daki Nohkalikai Şelalesinin yemyeşil ormanın içerisinden gelerek yaklaşık olarak 335 mt den aşağı dökülen sularının oluşturduğu doğal havuz görülmeye değer yerlerden biridir.   09. Yosemite Şelalesi Amerika'daki Yosemite Ulusal parkında yeralan dünyanın en yüksek 5. şelalesi olan Yosemite, senede bir kez ortaya çıkan kırmızı renkli görünümü ile lav şelalesi olarak da anılır.   08. Plitvice Şelalesi Yeşil ve mavinin uyumulu görünümü ile kendine hayran bırakan Plitvice Şelalesi doğal güzellikleri ile dikkat çeken Hırvatistan'ın en renkli noktalarından birirni oluşturur.   07. Sutherland Şelalesi Yeni Zelanda'nın en yüksek şelalesi olarak geçen Sutherland şelalesi, Fiorland Ulusal Parkına gelen ziyaretçileri güzelliği ile etkilemektedir.   06. Niagara Şelalesi Dünyanın en çok ziyaret edilen şelalelerinden birisi olan Niagara şelalesi Amerika ve Kanada sırı arasında kalır. Niagara şelalesi, Horseshoe, amerikan Falls ve Bridal Veils Fall isimli üç büyük şelaleden oluşur.   05. Kaietetur Şelalesi Bir Güney Amerika ülkesi olan guyana'daki potaro nehri üzerinde akan ve dünyanın en güçlü şelalelerinden biri olan kaieteur şelalesi cennetten bir köşeyi anımsatan göntüsü ile yağmur ormanlarını süslemektedir.   04.Angel Şelalesi Venezuela sınırları içerisinde bulunan  yerli dilinde ise Kerepakupai Vena olarak da adlandırılan 979 mt yüksekliği ile dünyanın en yüksek şelalesi olan Angel şelalesi'nin suları toplam 807 mt boyunca direk tabana doğru dökülerek izleyenlere unutulmaz bir manzara yaratmaktadır.   03. Victoria Şelaleleri UNESCO dünya mirası listesinde bulunan, Zambiya ve Zimbabve sınırları arasında bulunan ve ismini İsveçli bir kaşifin koyduğu Victoria şelaleleri, ziyaretçilerini şelale üzerinde yükselen ve hiç kaybolmayan devasa bir gökkuşağı ile karşılıyor.   02. Gullfoss şelalesi İzlanda'daki Hvita nehri üzerinde bulunan ismini "altın şelale" anlamına gelen, büyük bir çatlağın üzerinde yer aldığı için ilginç bir görüntü oluşturan Gullfoss şelalesi, muhteşem doğası ile görenleri büyülüyor.   01. Iguazu Şelaleleri Her yıl yüzbinlerce kişi tarafından ziyaret edilen bu eşsiz şelaleler Brezilya, Arjantin ve Paraguay ülkelerini birbirinden ayırarak yaklaşık 270 küçük şelaleden oluşan Iguazu şelaleleri'nin en büyük kısmı olan şeytan gırtlağı ziyaretçilerini görkemli ama ıslak bir yolculuğa çıkartıyor.  
15-09-2016 - Burç
Angola Hakkında Genel Bilgiler
Angola'da Genel Bilgi   Ülkenin ismi, bu toprakların 16'ncı yüzyıldaki yerli sahipleri olan Bantular’ın kullandıkları N'gola kelimesinden gelmektedir. 1951'de sömürge ülke olan Angola, Portekiz'in bir denizaşırı yönetimi olarak yeniden şekillendirildi. 25 Nisan 1974'de Portekiz'de meydana gelen askeri darbe Portekiz yönetiminin Angola ve Mozambik gibi deniz aşırı sömürgelerinde bulunan askerlerini geri çekme kararı almasına neden oldu. Böylelikle, Angola'da 14 yıldır süren gerilla savaşı da bağımsızlıkla sonuçlandı.     Angola’da resmi dil Portekizce iken konuşulan dillerden en yaygın olanı Ovimbundu etnik grubu tarafından konuşulan Umbundu dilidir. Kimbundu ve Kikongo dilide diğer etnik grupların konuştuğu dillerdir. Günlük hayatlarında ise Portekizce ve Kikongo başta olmak üzere birkaç dilin karışması ile oluşmuş Angola Kreyol dili olan Kituba da konuşulmaktadır. Angola’nın nüfusu üçe ayrılmaktadır. Mozambikliler, Angola’nın kendi halkı ve Zambiyalılar dan oluşur. Başkenti Luanda olan Angolanın Para Birimi olarak Kwanza kullanılır. En çok ziyaret alan şehirleri Luanda, Huambo ve Lobito dur. Quatro De Fevereiro havalimanı ( LAD ) başkent Luanda da bulunur. Yerel saati Türkiye saatine göre 2 saat daha geridir. Angola’ya direk uçuş bulunmamaktadır . Dubai, Johannesburg, Kazablanka, Paris, Londra, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Madrid ve Lizbon’dan direk uçuşlar mevcuttur. Yoksul halkın huzurlu yaşamı yüz ifadelerindeki dinginlikten okunuyor. Pazar ayinlerinden birine mutlaka katılın. Rengarenk bubularına bürünmüş hanımlar ayin sırasında şarkı söyleyip, canlı müzik eşliğinde dans ediyorlar.   Angola’da yeme-içme konusunda hijyenik restoran bulmak oldukça zordur. Angola mutfağı deniz mahsülleri ağırlıklıdır. Özellikle sahil şeridinde taze balık, ıstakoz ve Tropik meyveler çok lezzetlidir. Yemeklerde baharatlar çok fazla kullanılır ve sebze yemeklerinde özellikle baharatın tadını çok alabilirsiniz. Ayrıca birçok dünya mutfaklarını yapan, kebap ve benzeri Türk yemeklerini de restoranlarda bulabilirsiniz.    Gittiğiniz her yerde göller, nehir ve şelale gibi, doğanın harika renklerini görebilirsiniz. Quiçama Yerel Parkı bunların arasında olanlardan bir tanesidir. Kalandula Şelalesi, ayrıca görülmeye değer, doğanın bir parçasıdır. Angola’nın doğası için aslında gezmeye gideceksiniz ve daha sonra kültürü. Angola’da ayrıca farklı müzeler ve mimari yapıları gezebilirsiniz. Luanda, Angola’nın başkenti olarak birçok gözde mekanlara sahiptir. Cidade Alta’ya gittiğinizde burada Angola’nın dini ve inançlarıyla alakalı birçok görsellere şahit olabilirsiniz. Doğa Müzesi’ne giderek, Angola’nın birçok doğasını yaşayabilir ve doğa tarihini öğrenebilirsiniz. Angola’nın bir başka kenti ise Lubango’dur. Burada Tunda Vala’ya gidip muhteşem doğa manzarasıyla beraber kalabilirsiniz. Angola, Afrika kıtasında bulunmasıyla beraber, doğa ve yerel hayatın çok fazla bulunduğu bir ülkedir ve her geçen gün gittikçe gelişmektedir fakat bu ülkenin en büyük avantajı ve özelliği ise, doğasını koruyabilmesi olmaktadır.   Ulusal Esaret Müzesi köleliğin tarihçesini gözler önüne seriyor. Portekizliler tarafından kurulmuş olan, bir dönem şehri savunan Saint Miguel Kalesi gezilebiliyor. Rio Karnavalı’nın minik bir kopyası olan Angola Karnavalı da hayli ilgi çekici. 14 Kilometre Pazarı’ndaki buralara özgü hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.   Angola doğal parklarıyla, Luanda’ya karadan bağlantılı tropik Mussulo Adası’yla, sahil şeridi Ilha, Luanda’nın güneyinde dalga sörfü ile ünlü Cabo Ledo ve Santiago plajlarıyla, bungalovlarında doğanın sesini dinleyerek konaklayabileceğiniz Ria Longa ile, değişik bitki örtüsüyle ve yaşam koşullarını kabullenmiş, herdem mütebessim halkıyla sizleri kendine bağlayacak.   Gecenin en hareketli kenti, başkent Luanda’dır. Gidebileceğiniz en güzel mekanlar; Doca, Paulos, Bay İnn, Chill Out ve Jango Valeiro olmaktadır. Jango Valeiro’da ise, Kizomba adı verilen, Angola’ya özgü,(ülkemizde de yeni yeni latin dans gecelerinde çalmaya başlayan slow müzik türü) Angola Tangosu’nu izleyebilirsiniz. Genel olarak birçok mekandaki alkollü içeceklerin fiyatları ucuz değildir fakat uygun bir mekana gitmek isterseniz, The Royal Pub’ı tercih edebilirsiniz. Ülkeyi ziyaret için en uygun zaman Mayıs – Ekim ayları arasında kalan dönemdir.   Kalandula Şelalesi,     Cidade Alta     Cabo Ledo     Tunda Vala     Angola Karnavalı
23-09-2017 - Burç İNAN
Abant Turu
TUR PROGRAMIMIZ, 1. GÜN 08:15​  KADIKÖY EVLENDİRME DAİRESİ 09:00​  MALTEPE PİAZZA D100 ANKARA YÖNÜ 09:15​  KARTAL YEMEK CENTER 11:00​  BERCESTE DİNLENME TESİSİ MOLA 12:30​  KORU OTEL VARIŞ 13:00​  ÖĞLE YEMEĞİ VE SERBEST ZAMAN 17:00​  CAFE BREAK 19:00​  AKŞAM YEMEĞİ 22:00​  LATİN VE YUNAN DANS GECESİ 2. GÜN 11:00​  OTELDEN AYRILIŞ 11:30​  ABANT MİLLİ PARKI GİRİŞ VE SERBEST ZAMAN 16:00​  İSTANBULA DÖNÜŞ YOLCULUĞU 17:00​  BERCESTE MOLA 19:30​  İSTANBULA VARIŞ Oteldeki konaklamamız Tam Pansiyon şeklinde olacaktır. Tam Pansiyon Plus Konaklamamıza; Açık Büfe Kahvaltı Açık Büfe Akşam yemeği, Öğle yemeği Yemeklerde kişi başı 1’er adet soft içecek dahildir. **Fulbol sahası ve kapalı spor salonumuz extra ücrete tabi olup, ön rezervasyon oluşturulması gerekmektedir. ** OTELİMİZDEKİ ÜCRETSİZ AKTİVİTELER • Odaya giriş günü ikram su • Spa kullanımı: Karma Spa, Bay ve Bayan ayrı olmak üzere Türkiye'nin en kapsamlı Spa merkezidir. Fitness, Türk hamamları, açık ve kapalı yüzme havuzları jakuzi, sıcak havuzlar, buhar odası, klasik sauna, ısıtılmış taş yatakları, ısıtılmış su yatakları bulunmaktadır. • Bagaj odası • Otopark ve vale • Odalarda ve genel alanlarda kablosuz internet OTELİMİZDEKİ ÜCRETLİ AKTİVİTELER • Genel alanlarda alınan tüm yiyecek ve içecek hizmetleri • Spa merkezindeki özel harcamalar: Masaj, cilt bakımı, kese köpük bakımı, tuz odası, ürünler • Oda servisi ve mini bar hizmeti • Çamaşır ve kuru temizleme servisi • Paintball • Otelimizin 150.000m2 orman içerisinde bulunmaktadır. Alanımızı kiralayıp size uygun oyunu/aktiviteyi burada misafirlerinize sunabilirsiniz. (Piknik, survivor oyunları, hazine avı, yoga-wellness kampları, perküsyon, vs.) Single Oda​​​: 649.00 TL Dbl Oda da Kişi Başı​​: 449.00 TL Triple Oda da Kişi Başı​: 400.00 TL Bilgi ve Rezarvasyon için : Ömer Kahvecioğlu 0532.602.96.12 Burc İnan 0532.435.77.00 Banka Hesap Bilgilerimiz. Burç İnan. AKBANK Iban No :TR940004600042888000043393
08-03-2019 - Burç İNAN
LONDRA'DA GEZİLECEK YERLER
Londra gezdim gördüm denmesi kolay bir şehir değil. Vardığınız andan itibaren çok büyük bir metropolde olduğunuzu hissediyorsunuz. Müzeleriyle, meydanlarıyla, tarihi yapılarıyla, farklı tarzlara ve bütçelere uygun alışveriş bölgeleriyle, parklarıyla, kendine has mahalleleriyle, etkinlikleriyle yapacak görecek çok şey vaadediyor. Aşağıda Londra’da görülecek önemli yerleri listelemeye çalıştık     British Museum: Doğru dürüst bir tane İngiliz eseri olmaması rağmen, ala ala ya da çala çala artık 7,5 milyondan fazla eseri barındıran Dünya’nın en önemli müzelerinden biri. Mimari olarak da başarılı bir binadır.   Big Ben: Westminster Sarayı’na bağlı saat kulesi Londra’nın hatta İngiltere’nin sembol yapısı. Gerçekten iltifatı hak eden bir yapı.   Westminster Abbey: Büyük katedral. Biz dışarıdan baktık, girerseniz bize de yazın. (Giriş 19 Pound)   London Eye : Aslında bir gözlem kulesi olarak kurulmuş dev dönme dolap. Biz paraya kıyamadık bir de 55 dakika sürüyor vaktimiz yoktu ama manzaranın muazzam olduğuna eminim. Zat-ı âlilerini uzaktan da fotoğraflamak önemli. (Tek kişi 16 Pound) Ayrıca altındaki park sizin, lunapark ve oyun alanı da çocuklar için davetkar.     Tower of London: Lonra’daki en eski tarihi yapılardan biri. Uzun süre hapishane olarak kullanılmış.   Tower Bridge: Tower of London’ın yakınında Thames nehrinin üzerinde iki kulenin taşıdığı devasa köprü. Şehrin Big Ben’den sonraki simge yapısı diyebiliriz.     London Aquarium: London Eye’ın hemen yanında Londra’nın akvaryumu, biz girmedik, yorumlar da çok ahım şahım değil, zevkinize kalmış. (Standart giriş 23,70 Pound, Madame Tussauds ile kombine indirimli biletler var.)   Trafalgar Square: Ana meydan. Birçok binanın yakınında olduğu için görürsünüz, geleneksel Avrupai geniş meydan kültürünün Londra yansıması. Politik gösteriler, yılbaşı kutlamaları bu maydanda yapılıyor.   Victoria and Albert Museum: Yüksek sayıda el eserine ev sahipliği yapan muazzam müze. Kesinlikle önceliklerden biri olmalıdır.   Science Museum: Keşke çocukken görebilseydim diyeceğiniz, hem küçüklere hem de büyüklere oldukça şahane bilim ve tarih işleri sunan bir müze. Teknolojisi eski kalsa da hâlâ etkileyici. Özellikle nesli tükenmiş hayvanların (başta dinazorlar) bulunduğu bölümler ve ayrı binada bulunan Darwin Centre kısmı etkileyici.   Piccadilly Circus: Gezginlerin toplandığı meydan. Gündüzü bir güzel gecesi bir başka. Meşhur reklamlı televizyon ekranları burada. Bir reklam panosu niye ünlü olur bilmiyorum ama bu dar meydanın merdivenlerinde o ekranlara karşı sokaktan alınmış birayı içmek çok keyifli. (Dikkat içmek serbest ama satışı 22:00’dan sonra yasak) Olimpiyat açılış törenini binlerce kişiyle buradan izlerken A harfinden T’ye kadar her ülke için alkışlarla v.s. geçen sırada Turkey göründüğü anda bizimle birlikte meydanı inleten 300’e yakın Türk ve destekçi müslüman ülke vatandaşlarına selam ederiz. Öyle bir gaza geldik ki, en son bir direğin üstünde kırmızı beyaz yapıyordum ve tezahurat bittiğinde Y harfindeydiler.)     Leicester Square: Büyük meydanlardan bir diğeri. Gece hayatının merkezi diyebiliriz. Casinoları gayet güvenli ve bize kazandırdığı için de güzel andığımız bir yer.   British Library: Araştırma yapmayacak olsanız da turistik olarak öncelikli olmayarak listeye ekleyin. Devasa bir yapı.   Hyde Park: 150’ye yakın büyük parkı olan şehrin tüm yeşillikleri oldukça davetkar. Her birinde birçok güzel anılar yaşayacak olsak da  burası gerçekten apayrı. Hem karada hem de Gölde bisiklette pedal çevirebilir, at binebilir, yürüyüp koşabilir, İngiliz çayı, güzel bir kahve, mis gibi bir malt bira içebilir, yemek yiyebilirsiniz ama bitiremezsiniz. Siz bitersiniz park bitmez. Büyüklüğünü şöyle belirteyim başında, ortasında, sonunda, köşelerinde 3, 5 metro durağı var, hiçbiri de öyle yakın değil.     Buckingham Palace: Sevgili kraliçe burada yaşıyor. Her öğlen saat 11:00 ile 11:30 arasında nöbet değişim programına tanıklık etmeniz gerekir. (Hava koşullarına göre bu etkinlik her gün düzenlenmeyebilir.) En az yarım saat 45 dakika önce orada olursanız iyi bir yer kapabilirsiniz.   Speakers’ Corner: Hyde Park’ın içindeki serbest kürsüde ayaklarınız toprağa basmadan pazar günleri bol keseden atabilir ya da atanları dinleyebilirsiniz. (Birleşik Krallık toprakları üstünde Kraliçe’ye laf edilemez. Ama burası toprakların üzerinde bir mermer zemindir mantığından öte gelir.)   St. Pauls Cadhedral: St. Pauls metro istasyonundan yürünerek gidilebilecek 111 metrelik katedral. Oldukça hoş bir mimari ve içerisinde de hoş bir ziyaret için gidilmeli.   Madame Tussauds: Meşhur balmumu heykel müzesinin orijinali. Bize bu da nasip olmadı, meraklıysanız girebilirsiniz.   Covent Garden: Sokak gösterilerine de ev sahipliği yapan alışveriş ve yeme içme bölgesi. Metro ile de gidilebilir, Leicester Square’den 12-13 dakika yürüyüşle de. Londra’nın sokak canlılığı en fazla olan yeri.   Harrod’s: Dünya’nın en lüks AVM’si. (Çok katlı mağazası aslında) Lüksün ne olduğunu ve kaça olduğunu turistik olarak gezebilirsiniz.     Camden Town: Eğlenceli bir alışveriş yürüyüşü için tercih edilesi bir bölge. Marjinal tiplerin ağırlıklı yer aldığı bölge nispeten uygun fiyatları ve neşesiyle davetkar.   Soho: Lüks, sosyetik, şık mekanların yer aldığı bölge. Londra gece hayatının da en önemli alanlarından biri. Korkmayıp mekanlara göz atabilirsiniz, bütçeniz uygunsa keyifli mekanlar var, olmadı gezinmesi de keyifli.   Nothing Hill: Julia Roberts ve Hugh Grant’in oynadığı aynı isimle filmle  meşhur olan Londra’nın batısındaki bu bölge şehrin yeni gelişen sanat ve etkinlik merkezlerinden biri. Ayrıca çok sayıda lüks restoran da bulunmakta.   Portobello Market: Nothing Hill‘de bulunan yaklaşık 1 km uzunluğundaki meşhur pazar. Çoğunlukla antika ürünlerin satıldığı pazarda uygun fiyatlara çok değişik eşyalar bulabilirsiniz. Denk gelirse cumartesi günü gidin.   M&M World: Kim sevmez ki! M&M’in prestijli, havalı ve elbette çok çekici mağaza zincirlerinin önemli bir şubesi Londra’da.  Leicester Meydanı ile Piccadilly Circus arasında gidip gelirken köşede karşınıza çıkacak, alışveriş yapmayacak olsanız bile girin mutlaka en azından oyuncaklar ilginizi çekecektir. Giriş ücretsiz, fiyatlar biraz yüksek.   Oxford Street: 500’ün üzerinde mağazayla ciddi bir alışveriş noktası. Bilindik markaların hepsi cadde boyunca sıralanmış. Westminster bölgesindedir.   Regent’s Street: Uzun bir alışveriş caddesi. Koca koca binaların sardığı bu caddenin genel ruhu ve mimarisi misafirlerini içine çekmek ve insanları üzerinde yürütmek için birebir. Fiyatlar çok düşük değil ama özellikle parfüm alışverişi buradan yapılabilir.   All England Lawn Tennis & Croquet Club ve Wimbeldon: Tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvası, çim üzerinde oynanan tek grand slam olan Winbeldon her yıl haziran aynın son pazartesi günü başlar, 2 hafta sürer ayrıca bu alanda sürekli bir turnuva vardır. İlginizi çekiyor ve biletlere gücünüz yetiyorsa ziyaret edilebilir.     Greenwich: Londra merkezde değildir. Başlangıç meridyeni geçtiği için meşhur olmuş bu kasabada şık bir rasathane hariç hiç de bir şey yoktur.  Ona da gerek yoktur. Tren ve otobüsle gidilebilir. (Başlangıca göre 35 -55 dakika)  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ

SON YAZILAR

Dünyada Görülmesi Gereken 10 Şelale
15-09-2016 Burç 2590 Görüntülenme
10. Nohkalikai Şelalesi Hindistan'daki Nohkalikai Şelalesinin yemyeşil ormanın içerisinden gelerek yaklaşık olarak 335 mt den aşağı dökülen sularının oluşturduğu doğal havuz görülmeye değer yerlerden biridir.   09. Yosemite Şelalesi Amerika'daki Yosemite Ulusal parkında yeralan dünyanın en yüksek 5. şelalesi olan Yosemite, senede bir kez ortaya çıkan kırmızı renkli görünümü ile lav şelalesi olarak da anılır.   08. Plitvice Şelalesi Yeşil ve mavinin uyumulu görünümü ile kendine hayran bırakan Plitvice Şelalesi doğal güzellikleri ile dikkat çeken Hırvatistan'ın en renkli noktalarından birirni oluşturur.   07. Sutherland Şelalesi Yeni Zelanda'nın en yüksek şelalesi olarak geçen Sutherland şelalesi, Fiorland Ulusal Parkına gelen ziyaretçileri güzelliği ile etkilemektedir.   06. Niagara Şelalesi Dünyanın en çok ziyaret edilen şelalelerinden birisi olan Niagara şelalesi Amerika ve Kanada sırı arasında kalır. Niagara şelalesi, Horseshoe, amerikan Falls ve Bridal Veils Fall isimli üç büyük şelaleden oluşur.   05. Kaietetur Şelalesi Bir Güney Amerika ülkesi olan guyana'daki potaro nehri üzerinde akan ve dünyanın en güçlü şelalelerinden biri olan kaieteur şelalesi cennetten bir köşeyi anımsatan göntüsü ile yağmur ormanlarını süslemektedir.   04.Angel Şelalesi Venezuela sınırları içerisinde bulunan  yerli dilinde ise Kerepakupai Vena olarak da adlandırılan 979 mt yüksekliği ile dünyanın en yüksek şelalesi olan Angel şelalesi'nin suları toplam 807 mt boyunca direk tabana doğru dökülerek izleyenlere unutulmaz bir manzara yaratmaktadır.   03. Victoria Şelaleleri UNESCO dünya mirası listesinde bulunan, Zambiya ve Zimbabve sınırları arasında bulunan ve ismini İsveçli bir kaşifin koyduğu Victoria şelaleleri, ziyaretçilerini şelale üzerinde yükselen ve hiç kaybolmayan devasa bir gökkuşağı ile karşılıyor.   02. Gullfoss şelalesi İzlanda'daki Hvita nehri üzerinde bulunan ismini "altın şelale" anlamına gelen, büyük bir çatlağın üzerinde yer aldığı için ilginç bir görüntü oluşturan Gullfoss şelalesi, muhteşem doğası ile görenleri büyülüyor.   01. Iguazu Şelaleleri Her yıl yüzbinlerce kişi tarafından ziyaret edilen bu eşsiz şelaleler Brezilya, Arjantin ve Paraguay ülkelerini birbirinden ayırarak yaklaşık 270 küçük şelaleden oluşan Iguazu şelaleleri'nin en büyük kısmı olan şeytan gırtlağı ziyaretçilerini görkemli ama ıslak bir yolculuğa çıkartıyor.  
Aracınız ile Seyahat Ederken Bunları Unutmayın!
04-01-2016 Burç İNAN 2711 Görüntülenme
Çıktığınız seyahatlerde, gitmek istediğiniz her yere gidebilmenin en kolay yoludur araç ile yolculuk yapmak. Ancak unutulan bazı detaylar var ki, araba ile seyahat keyfini yarıda bırakıyor… Dikkat etmeniz gereken küçük detayları bir araya getirdik. Kendi aracınızla da çıksanız, gittiğiniz yerde bir araç da kiralasanız, seyahat araç ile olduğunda ayrı bir keyfi vardır. İstediğiniz yerde istediğiniz kadar kalabilmenin ayrıcalığı diğer yolculuklarda tadılamıyor. O halde bu ayrıcalıklı yolculuğu daha da keyifli kılmanın yollarına bakalım… Sevdiğiniz CD’ler Uzun bir yolculukta, radyo dinleyerek istediğiniz şarkının çıkmasını beklemeyin. Keşfe çıktığınız yerleri sevdiğiniz şarkılar eşliğinde gezmek tatilinizi daha da renklendirecek.                                                                                      Fotoğraf makinesi Araba ile çıkılacak yolculuklarda daha fazla eşya almanın rahatlığı vardır. Yanınızda olmasını istediğiniz her şeyi elemenize gerek kalmadan aracınıza yerleştirebilirsiniz. Ancak bu rahatlık sırasında, ‘nasıl olsa unutmam’ dediğiniz ve aslında seyahatlerin vazgeçilmezi olan bazı detayları unutmamanız gerek. Mesela fotoğraf makinesi. Daha fazla yer göreceksiniz. Hatta istediğiniz her yerde istediğiniz kadar vakit geçireceksiniz. Yüzlerce fotoğraf çekeceğinize eminiz.. Atıştırmalık Özellikle uzun yolculuklar için, yanınızda bir de en yakın arkadaşınız varsa, arabanın arkasına atıştırmalık bir şeyler yükleyebilirsiniz. Böylece her gittiğiniz yerde ayrı bir yemek masrafı ile uğraşmak yerine, evden hazırladığınız tazecik yiyecekler ve yolda aldığınız krakerler ile bütçe dengesini tutturabilirsiniz. Araç şarj cihazı Unutmamanız gereken detayların başında geliyor. Telefonunuzu sürekli şarj etmek için restoranlara girmek zorunda kalmayın. Aracınızda telefonunuzu şarj etmeniz işinizi çok kolaylaştıracak.
Pasaporta Gerek Yok: Sadece Kimliğinizle Girebileceğiniz Ülkeler
03-01-2016 Burç İNAN 1937 Görüntülenme
Vizesiz gidilebilecek ülkeleri sıklıkla duyuyoruz. Ancak bazı ülkeler var ki, pasaporta bile ihtiyacınız yok. Yalnızca çantanızı hazırlamanız ve yanınıza kimliğinizi almanız yeterli. İşte  o ülkeler…      Pasaport harçlarına 2016 yılı için gelen zamlar geçtiğimiz günlerde Resmi Gazetede yayımlandı. Dünyanın en pahalı pasaportuna sahip ülkede, pasaportlara yine zam gelince, pasaportsuz girilebilecek ülkeler araştırılmaya başladı.      Yurtdışında yeni yerler görmek isteyip de bütçeye uygun seçenekler arayanlar için Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs pasaportsuz gidilebilecek iki ülke.      Vize ile uğraşma derdi olmadan, pasaport masraflarını karşılamaya gerek kalmadan gidilebilecek bir seyahat çok avantajlı değil mi? Türkiye’ye yakın konumda bulunması da bir diğer önemli özelliği.      Pasaporta gerek olmadan gidebilecek bir yer arayanlar için bu iki ülkede görülmesi gereken yerleri bir araya getirdik.   Önce Gürcistan’a gözatıyoruz…      Gürcistan’da kalma süreniz 90 gün ile sınırlı. Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki liman kenti Batum, en çok ziyaret edilen şehri. Tarihi yapılarının yanı sıra, modern yapıları ile ilgi gören kent, bütçeye uygun bir seyahat için mükemmel bir seçenek.            Bisiklet keyfi yapmak istiyorsanız, şehrin sokakları tam size göre. Batum Bulvarı’nda kısa bir yürüyüşün ardından Piazza Meydanı’nı görmelisiniz. Piazza; restoran ve kafelerin bir arada bulunduğu görselliği yüksek bir meydan.      Saat başı Astronomik saatin çan sesini duyacaksınız. Saati görmek istiyorsanız, Memed Abasidzade Caddesi’ne uğrayın. Batum Fener Kulesi, Chacha Kulesi ve Alfabe Kulesi’ni de görmelisiniz.      Ardından Gürcistan’ın bir diğer kenti Tiflis’e uzanın. Başkent Tiflis, ülkenin kültür ve sosyal merkezi olarak öne çıkıyor. Kentin simgesi haline gelen Kartlis Deda Heykeli, Tiflis’te görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Sioni Katedrali ve Ançiskati Bazilikası’nı görmeden Tiflis’ten dönmeyin.      Doğu ve batı kültürünü bir araya getiren bu ülkenin bir diğer önemli kenti de Kutayıs.   Ve Kuzey Kıbrıs…      Pasaportsuz giriş yapabileceğiniz bir diğer ülke de Kıbrıs. Yavru vatanda, kimliğiniz ile giriş yapıyorsunuz ve 3 ay kalabiliyorsunuz.      Yaz sezonunun gözde merkezlerinden Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’nın yanı sıra, Girne ve Mağusa görülmesi gereken kentleri arasında.      Tarihi kent Lefkoşa’da, 1550 yılında dikilen Venedik Sütunu’nu görebilirsiniz. Ardından bir müze turuna çıkabilirsiniz. Tabi açık olduğu saatlerin sınırlı olduğunu bilmeniz gerek. Bazı günler öğlen 1 gibi ziyarete kapanan müzeler var..          Girne turunda Bellapais Manastırı’nı, Saint Hillarion Kalesi’ni mutlaka görmelisiniz. Girne limanındaki restoran ve kafelerin tadını çıkarabilirsiniz.      Mağusa ise, Kıbrıs’ın en güzellerine sahip. Kentteki tarihi yapılarda Osmanlı izlerini görmek mümkün.
Sık Seyahat Edenler İş Hayatında Daha Başarılı
03-01-2016 Burç İNAN 1928 Görüntülenme
İş ve seyahatin bir arada yürütülmesinin zor olduğu algısı hakim olsa da, ‘izin alamıyoruz’ bahanesine sığınmayan insanların iş hayatında daha başarılı oldukları bilinen bir gerçek. Peki bunun nedeni sizce ne olabilir?     Seyahat etmek, farklı yerleri görme isteği ve sonrasında gidip fotoğraf çekip dönmek kadar basit bir tanım değil. İnsanın hayata bakışını kökten etkileyecek kadar önemli. Bu durum ister istemez iş hayatına da yansıyor.   Sorunlara Hızlı Çözüm Seyahat öncesi onlarca plan yapsanız da, gittiğiniz andan dönüşünüze kadar mutlaka sorunlarla karşılaşırsınız. Peki tatilinizi bozmadan bu sorunları halledebiliyor musunuz? İşte bunu başarıyorsanız, ya da bunu seyahatlerde edindiğiniz deneyimler sonucu yeni yeni başarmaya başladıysanız, aynı durum iş hayatınız için de geçerli. Yani artık sizin için ofisteki sorunlar da bir anda çözülecek kadar basit… Çünkü sorunu önceden görme yetiniz ile beraber anında çözüm geliştirme yetiniz de seyahatlerinizde gelişti. Farkına varın…   Alışkanlıkların Dışına Çıkma Monoton bir iş ortamında eminiz ki kimse çalışmak istemez. Ancak maalesef ki çoğunluk için bu durum böyle. İşini severek gidenlerin sayısının azlığını hepimiz her gün fark ediyoruz. “Seyahatler bu durumu nasıl etkiliyor” derseniz… İşte yanıtı: Her seferinde farklı kültürler ile tanışıyor olmak, sizin her seyahatte kendinize kattıklarınız anlamına gelir. Zamanla gittiğiniz yerlerin dışında hep daha fazlasını görmek ve daha “farklısını” keşfetmek isteyeceksiniz. Aynı durum ister istemez iş hayatınıza da yansıyacak. Artık ofiste sıradan bir iş ortamı yerine alışkanlıkların dışına çıkacaksınız. Bireysel bir görevi, grup çalışması ile yaptığınızda başarınızın katlandığını keşfedeceksiniz. Ya da yapacağınız küçük değişikliklerin, hem sizin hem de ofis arkadaşlarınızın verimliliğini nasıl etkileceğini göreceksiniz.   Özgüven Seyahat edenlerin dünyanın diğer ucunda hiç bilmediği bir yere nasıl gittiğini sanıyorsunuz? Özgüvensiz bir insan bunu başarabilir mi? Ya da bunu başarıp da özgüvenini kazanmamış bir insan gördünüz mü? Birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ikili. Haliyle seyahat edenlerin kendilerine güvenlerinin tam olması, iş hayatına da daha dik bir duruş, kararlılık ve verimlilik olarak yansıyacak.   Bütçe Yönetimi Cebinizde milyon dolarlarınızın olması gerekmiyor dünya turuna çıkmak için. Yalnızca cebinizi çok iyi yönetiyor olmanız gerek. Bütçe yönetimini seyahatte yapabilen bir insan, parasını daha zekice kullanmasını çoktan öğrenmiş olarak iş hayatına atılacak.
HAFTANIN TATİLİ YUNANİSTAN GEZİSİ

Cumartesi, yepyeni bir gün güneşli mi güneşli... Kaldığımız otele yorgunluğumuzu bırakarak çıktığımızda kendimizi, Selanik’in ünlü meydanı Aristo Meydanı’nda buluyoruz. Genişçe bir meydan… Çeşit çeşit caddenin tam kesişim noktasında. Meydana adını veren Aristotales’in şanına yakışır bir heykelide bulunmakta. Hızımızı alamayıp alışveriş çılgınlığına girişmek istiyoruz her mağazaya girip çıkıyoruz, her yerde indirim olmasına rağmen her şey çok pahalı… -Amaan…Ne ararsak İstanbul’da var avuntusu ile her mağazadan gerisin geri çıkıyoruz. Sanki caddeleri arşınladıkça markalar bilindikleşiyor. Hemen küresel muhabbetler dönüyor içimizde… Aklımda kalan şeylerden biride neredeyse iki adımda bir karşılaştığımız eczanelerin kapalı olması…Eczaneden bir şeyler arıyorduk ve tesadüfe bak ki hepside 14.00 olmadan kapanmıştı. Akşama doğru otele geri dönerken aklımızda pastanelerde gördüğümüz Selanik çörekleri ve turtaları var.   Yunanistan’a gelipte tavernaya gitmeden memlekete dönmek işten değil deyip civardaki en has tavernaya gitmeyide ihmal etmiyoruz Palati Rembetika..Masalara göz gezdirince bizim gibi gelen gruplar var herkes gülümsüyor. Hemen kıyas yapıyoruz..-Hayır…Yunan kızları bizden güzel değiller…! Rahat bir nefes alıp, kendi kendimize aldığımız bu galibiyetle yemeğimize başlıyoruz. Menüde yok yok… Akabinde çalan şarkılarla kendimizi pistte buluyoruz. “Bir Türk dünyaya bedeldir” lafının hakkını verircesine halay çekmeyi de unutmuyoruz . Kulağımızda tanıdık nağmeler… Mavi mavi masmavi gözleri boncuk mavi diye mırıldanırken, işte bu yüzden birbirimize bu kadar benziyoruz diye düşünmeden edemiyoruz. Sırayla sirtaki yapan yaşlı, genç, kadın ve erkekler … hepsi ayrı şık ayrı özel… Evet… bu sıralarda gerçekten kıskanmadan edemiyoruz! Öyle böyle derken gecemiz sabaha doğru noktalanıyor. Casino deneyimi yaşamak isteyenler civardaki lüks bir otelin kumarhanesine gidiyor yarın ki maraton için dinlenmek isteyen bizler ise tam da olmak istediğimiz yere yatağımızın içine…   Üçüncü ve son gün... Daha gezmediğimiz çok yer var diye hayıflanmayı bırakıp erken saatte uyanıyoruz. Kordon boyunca yürüyoruz üzerinde dalga dalga dalgalanan yunan bayrağının olduğu kulenin dibine kadar gidip fotoğrafta çektiriyoruz. Her yer sessiz her yer sakin… Deniz o kadar güzel ki... Biraz alışveriş yapmak istiyoruz ama her yer kapalı. Otele geri dönüp otobüsle şehir turumuza başlıyoruz. Bu güzel şehri turlarken pek tabii Atatürk’ün Evi’ni de ziyaret ediyoruz. Şehir sonradan camii olan bir sürü kilise ve yapılardan oluşuyor her yerde Osmanlı’dan kalma bazı eklemeler var tabi ki.. Öğle yemeğimizi mükemmel bir restoranda alıyoruz ismini ne yazık ki hatırlayamıyorum.   Geri dönüş vakti geldi. Yolcudur Abbas bağlasan durmaz misali… Yolda ihtiyaç molaları dışında zaman kaybetmiyoruz herkes birbirine halen gördüklerini anlatıyor. Keyifli mi keyifli…Bende kendimle kalacak zaman buluyorum…Kendimi hem tebrik edip hemde kutlamak istiyorum.Üç güne hem kültür hem eğlence hem değişiklik hem lezzet hem de farklılık katabildiğim için. Son söz önemlidir bilirim ama ben size son sözden ziyade son çağrımı yineleyebilim gidin görün ve yaşayın hepsi bu.


MERAK EDİLENLER