Tanzanya Hakkında En Kapsamlı Bilgiler
Tanzanya Hakkında En Detaylı Bilgiler       Doğu Afrika’da Kenya ve Uganda’nın altında; Ruanda, Burundi, Zambiya ve Demokratik Kongo’nun sağında; Malavi ve Mozambik’in hemen üstünde yer alıyor.    Darüsselam da Tanzanya’nın en büyük kenti olarak, ülkenin en doğu ucunda Hint Okyanusu kıyısında yer alıyor. Ünlü mü ünlü Zanzibar Adası da, Hint Okyanusu içinde, Darüsselam’ın tam karşısında yer alıyor.        Ülkenin iki anadili var Swahili ve İngilizce ama ingilizce bilen kişi sayısı çok az. Tanzanya insanı da bizim gibi sıcak kanlı olduğundan birşekilde iletişime geçebiliyorsunuz.    Tanzanya’da saat kaç acaba diye düşünmeyin çünkü Tanzanya saat konusunda da bizimle aynı dilimde yer alıyor yani Türkiye – Tanzanya arasında saat farkı yok.    Tanzanya’yı işgalden kurtaran ve her birinin kendine has bir dili olan 120 farklı kabileyi tek bir dilde, Swahili‘de, birleştirmesiyle unutulmaz bir kişi olan Julius Nyerere aynı bizim Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk kadar önemli bir ölümsüz bir kahraman olarak Tanzanya ve Afrika tarihinde yerini almış önemli bir liderdir.        Afrika kıtası olağan üstü güzellikleri olmasına ragmen gerek ekonomik şartlardan gerek tanıtımını iyi yapamamasından kaynaklanan nedenlerden çok popüler olamamış bir yer. Kilimanjaro Dağı, Serengeti Milli Parkı, Ngoro Ngoro Krateri, Victoria Gölü, doğusunda Darüsselam ve Zanzibar; ortasında Mikumi Milli Parkı gibi saymakla bitmeyen birbirinden farklı güzel köşeleriyle masal gibi bir ülke.   Tanzanya’nın Başkenti Neresidir?    Tanzanya’nın başkenti Dodoma olmasına rağmen Darüsselam, ülkemizde olduğu gibi en kalabalık ve en büyük şehir olarak öne çıkıyor.   Tanzanya Para Birimi Nedir ?    Tanzanya para birimi ise Tanzanya Şilini dir. Tanzanya’ya Türkiye’den giderken dolar alarak gitmek mi daha mantıklı yoksa tl olarak mı diye düşünürseniz 1 dolar  : 2243 Tanzanya şilini 1 TL      :  633 Tanzanya şilini yapıyor ülkemizdeki kura gore bir elinize alacağınız parada önemli bir fark bulunmamaktadır.     Tanzanya Türk vatandaşlarına vize uyguluyor mu?    Evet bordo pasaport sahiplerine vize uyguluyor. Kapıda vize uygulaması var. Darüsselam’a gidiyorsanız havalimanı olan Julius Nyerere Havalimanı (DAR) dan giriş yapacaksınız.Türk Hava Yolları ile direk uçuş yapabilirsiniz ama 7 saat 25 dak civarı bir uçuşla sabah 02:45 gibi inmiş oluyorsunuz ve vize almak için 1 saat civarı beklemek zorunda kalıyorsunuz, beklemek istemeyenler eğer İstanbul’dan gidiyorsanız Tanzanya Fahri Konsolosluğu: Harbiye Mahallesi Abdi İpekçi Caddesi No:2/16 Nişantaşı-Şişli-İstanbul adresine giderek yada Tanzanya Fahri Konsolosluğu telefon numarası : +90 212 232 25 46 arayarak vize işlemlerini gitmeden halledebilirler. Vize işlemi 1 hafta civarı sürüyor. Tanzanya Türkiye Konsolosluğu İstanbul     Ayrıca Tanzanya’da Türkiye’den gidebileceğiniz toplam 3 havaalanı bulunmaktadır.   İati Kodu       Şehir                                 Havalimanı DAR                  DARÜSSELAM                         JELİUS NYERERE ULUSLAR ARASI HAVALİMANI JRO                   KİLİMANJARO                         KİLİMANJARO ULUSLAR ARASI HAVALİMANI ZNZ                  ZANZİBAR                               ABEİD AMANİ KARUME ULUSLAR ARASI HAVALİMANI             Türkiye’den gittiğinizi anlatabilmek için Swahili’de Türkiye demek olan “Uturiki” kelimesini kullanmanızı tavsiye ederim. Yoksa Türkiye’yi anlatmak için zor anlar yaşayabilirsiniz.      Havalimanı taksicileri yeni gelen turistlere yüksek fiyat vererek hoşgeldin karşılaması yaptıkları için pazarlık etmenizi tavsiye ederim. Tanzanya Havaalanından şehir merkezine gitmek için taksiye ödeyeceğiniz ortalama ücret 16bin şilin civarındadır. 25 tl gibi bir rakkam. Taksi dışında dala dala diye bir toplu taşıma araçlarına da binebilirsiniz, yanlız kalabalık ve dar olduğundan valizleriniz ile binmek pek mantıklı değil ama gezerken kullanabilirsiniz. 400 şilin (0,60 kr) gibi bir rakkama binebilirsiniz, sağ önünde “Kariakoo” veya “Posta” veya “Stesheni” yazan birine binip son durakta inerek merkeze ulaşabilirsiniz.     Tanzanya’da neler yiyebilirsiniz,    Bizim iç pilavımıza benzeyen “Pilau“, mısır unundan yaptıkları Ugali veya normal beyaz pilavla sürekli olarak yedikleri ıspanak, barbunya, bezelye gibi yemeklerin yanında bol miktarda et, tavuk ve balık da tüketiyorlar. Muz kızartmalarını yemenizi de tavsiye ediyorum    Kahvaltıda ülkenin yerlileri yumurta, reçel, meyve gibi alıştığımız yiyeceklerin yanında çay veya masala soya içeceği içiyorlar. Tanzanya’da İdeal bir günlük yemek ihtiyacı için kişi başı; Kahvaltı           3 dolar Öğle yemeği    7 dolar Akşam yemeği 9 dolar a tıka basa doyabileceğiniz en güzel yemeklerle karnınızı doyurabilirsiniz.   Tanzanya'da içecek olarak    Genel olarak taze meyvelerden meyve suları çok yaygın. Kendi üretimleri olan çay ve kahveler de enfes. Bunun yanında “Serengeti” ve “Kilimanjaro” marka biralar da ünlü biralara taş çıkartacak derecede güzel ve oldukça ucuz. En pahalı yerde bile 5 bin şilin yani 2 dolar civarında bir ücrete alabilirsiniz.   Tanzanya gece hayatı nasıl ?    Gece hayatının çok gelişmiş olmadığını belirtmek istiyorum. Darüsselam gece hayatı için, merkezdeki büyük otellerin barları, Kipepeo gibi kumsala bakan yerlerin barları oldukça hesaplı ve güzel. Kipepeo‘da bir bira 1-2 dolar, merkez otellerde maksimum 2-3 dolar olacaktır.   Tanzanya ‘ya nezaman gidilmeli ?    Tanzanya iklimine tropik bir iklim hakim. Aralık’tan Mart’a kadar hava oldukça sıcak ve nemli oluyor. Haziran ayından Ekim ayına kadar kurak bir dönem geçiriyor o dönemde gitmek bence en uygun olanı.   Tanzanya ‘da nerelere gidilmeli ?    Darüsselam    Kariakoo Market   Tanzanya Ulusal Müzesi   Tanzanya Köy Müzesi    Tanzanya'daki değişik kabilelerin yaşantılarının sergilendiği müzede evler, kabilelerin yaşadığı evlere benzetilerek yapılmış.   Kipepeo    Saba Saba    Haziran sonu – 7 Temmuz arasındaki fuara katılabilirsiniz.      ​   Kilimanjaro    Afrika’nın en yüksek noktası olan Kilimanjaro Dağı’nın erimeye yüz tutmuş karlarını görmek için elinizi çabuk tutmalısınız.   Zanzibar     Balıkçılık – dalış sevdalıları için mükemmel adres.   Stone Town    Gezinize süslü kapılarıyla ünlü başşehir .   Mnemba Adası    Mnemba Adası‘nda şnorkel ya da tüplü dalış yapın. Adaya özgü baharatların özelliklerini katılacağınız baharat turunda öğrenebilirsiniz.   Hapishane Adası    Adada yaşayan dev kara kaplumbağalarını beslemek hayli keyifli olucaktır.   Jozani Ormanı Milli Parkı    Kırmızı Colombus‘ları hareketsiz yakalayıp fotoğraflamak ayrı bir maharet gerektiriyor.      Mikumi    Safariye mutlaka katılmanızı tavsiye ederim. 250 dolar civarı bir ücreti var ama kesinlikle verdiğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz. Gün doğmadan başlayan tur ikinci gün akşam yemeğinden sonra otelinize dönüş yapıyorsunuz ve kaldığınız yerler temiz yemek de gayet güzel. Bozulmamış bir doğada fillerin, zürafaların yanından geçerken benzersiz bir deneyim yaşamış olacaksınız.     Mwanza    Ülkenin kuzeyinde yer alan Mwanza kentine giderek Victoria Gölü görülebilir Gombe Ulusal Parkı    Tanzanya'nın bölgelerine göre ayrılmış gezilecek yerlerin tam listesi.   Eastern Circuit                                    Western Circuit Amboni Caves                                                Gombe National Park Bagamoyo Town                                            Katavi National Park Dar es Salaam City                                         Lake Tanganyika Dar es Salaam Marine Reserve                    Lake Victoria Lushoto Town                                                 Mahale Mountains Mafia İsland Marine Park                              Mwanza City Pangani Town                                                 Rubondo İsland Saadani National Park Usambara Mountains  Zanzibar İsland   Northern Circuit                                            Southern Circuit Arusha City                                                        Kilwa Kisiwani Arusha National Park                                      Kitulo National Park Lake Chala                                                         Lake Ngozi Lake Manyara National Park                           Lake Nyasa Lake Natron                                                       Mbozi Meteorite Mkomazi National Park                                    Mikumi National Park Mount Ol Doinyo Lengai                                  Ruaha National Park Ngorongoro Conservation Area Authority     Selous Game Reserve Olduvai Gorge & Laetoli                                    Udzungwa National Park Serengeti National Park Tarangire National Park  
26-09-2017 - Burç İNAN
LONDRA'DA GEZİLECEK YERLER
Londra gezdim gördüm denmesi kolay bir şehir değil. Vardığınız andan itibaren çok büyük bir metropolde olduğunuzu hissediyorsunuz. Müzeleriyle, meydanlarıyla, tarihi yapılarıyla, farklı tarzlara ve bütçelere uygun alışveriş bölgeleriyle, parklarıyla, kendine has mahalleleriyle, etkinlikleriyle yapacak görecek çok şey vaadediyor. Aşağıda Londra’da görülecek önemli yerleri listelemeye çalıştık     British Museum: Doğru dürüst bir tane İngiliz eseri olmaması rağmen, ala ala ya da çala çala artık 7,5 milyondan fazla eseri barındıran Dünya’nın en önemli müzelerinden biri. Mimari olarak da başarılı bir binadır.   Big Ben: Westminster Sarayı’na bağlı saat kulesi Londra’nın hatta İngiltere’nin sembol yapısı. Gerçekten iltifatı hak eden bir yapı.   Westminster Abbey: Büyük katedral. Biz dışarıdan baktık, girerseniz bize de yazın. (Giriş 19 Pound)   London Eye : Aslında bir gözlem kulesi olarak kurulmuş dev dönme dolap. Biz paraya kıyamadık bir de 55 dakika sürüyor vaktimiz yoktu ama manzaranın muazzam olduğuna eminim. Zat-ı âlilerini uzaktan da fotoğraflamak önemli. (Tek kişi 16 Pound) Ayrıca altındaki park sizin, lunapark ve oyun alanı da çocuklar için davetkar.     Tower of London: Lonra’daki en eski tarihi yapılardan biri. Uzun süre hapishane olarak kullanılmış.   Tower Bridge: Tower of London’ın yakınında Thames nehrinin üzerinde iki kulenin taşıdığı devasa köprü. Şehrin Big Ben’den sonraki simge yapısı diyebiliriz.     London Aquarium: London Eye’ın hemen yanında Londra’nın akvaryumu, biz girmedik, yorumlar da çok ahım şahım değil, zevkinize kalmış. (Standart giriş 23,70 Pound, Madame Tussauds ile kombine indirimli biletler var.)   Trafalgar Square: Ana meydan. Birçok binanın yakınında olduğu için görürsünüz, geleneksel Avrupai geniş meydan kültürünün Londra yansıması. Politik gösteriler, yılbaşı kutlamaları bu maydanda yapılıyor.   Victoria and Albert Museum: Yüksek sayıda el eserine ev sahipliği yapan muazzam müze. Kesinlikle önceliklerden biri olmalıdır.   Science Museum: Keşke çocukken görebilseydim diyeceğiniz, hem küçüklere hem de büyüklere oldukça şahane bilim ve tarih işleri sunan bir müze. Teknolojisi eski kalsa da hâlâ etkileyici. Özellikle nesli tükenmiş hayvanların (başta dinazorlar) bulunduğu bölümler ve ayrı binada bulunan Darwin Centre kısmı etkileyici.   Piccadilly Circus: Gezginlerin toplandığı meydan. Gündüzü bir güzel gecesi bir başka. Meşhur reklamlı televizyon ekranları burada. Bir reklam panosu niye ünlü olur bilmiyorum ama bu dar meydanın merdivenlerinde o ekranlara karşı sokaktan alınmış birayı içmek çok keyifli. (Dikkat içmek serbest ama satışı 22:00’dan sonra yasak) Olimpiyat açılış törenini binlerce kişiyle buradan izlerken A harfinden T’ye kadar her ülke için alkışlarla v.s. geçen sırada Turkey göründüğü anda bizimle birlikte meydanı inleten 300’e yakın Türk ve destekçi müslüman ülke vatandaşlarına selam ederiz. Öyle bir gaza geldik ki, en son bir direğin üstünde kırmızı beyaz yapıyordum ve tezahurat bittiğinde Y harfindeydiler.)     Leicester Square: Büyük meydanlardan bir diğeri. Gece hayatının merkezi diyebiliriz. Casinoları gayet güvenli ve bize kazandırdığı için de güzel andığımız bir yer.   British Library: Araştırma yapmayacak olsanız da turistik olarak öncelikli olmayarak listeye ekleyin. Devasa bir yapı.   Hyde Park: 150’ye yakın büyük parkı olan şehrin tüm yeşillikleri oldukça davetkar. Her birinde birçok güzel anılar yaşayacak olsak da  burası gerçekten apayrı. Hem karada hem de Gölde bisiklette pedal çevirebilir, at binebilir, yürüyüp koşabilir, İngiliz çayı, güzel bir kahve, mis gibi bir malt bira içebilir, yemek yiyebilirsiniz ama bitiremezsiniz. Siz bitersiniz park bitmez. Büyüklüğünü şöyle belirteyim başında, ortasında, sonunda, köşelerinde 3, 5 metro durağı var, hiçbiri de öyle yakın değil.     Buckingham Palace: Sevgili kraliçe burada yaşıyor. Her öğlen saat 11:00 ile 11:30 arasında nöbet değişim programına tanıklık etmeniz gerekir. (Hava koşullarına göre bu etkinlik her gün düzenlenmeyebilir.) En az yarım saat 45 dakika önce orada olursanız iyi bir yer kapabilirsiniz.   Speakers’ Corner: Hyde Park’ın içindeki serbest kürsüde ayaklarınız toprağa basmadan pazar günleri bol keseden atabilir ya da atanları dinleyebilirsiniz. (Birleşik Krallık toprakları üstünde Kraliçe’ye laf edilemez. Ama burası toprakların üzerinde bir mermer zemindir mantığından öte gelir.)   St. Pauls Cadhedral: St. Pauls metro istasyonundan yürünerek gidilebilecek 111 metrelik katedral. Oldukça hoş bir mimari ve içerisinde de hoş bir ziyaret için gidilmeli.   Madame Tussauds: Meşhur balmumu heykel müzesinin orijinali. Bize bu da nasip olmadı, meraklıysanız girebilirsiniz.   Covent Garden: Sokak gösterilerine de ev sahipliği yapan alışveriş ve yeme içme bölgesi. Metro ile de gidilebilir, Leicester Square’den 12-13 dakika yürüyüşle de. Londra’nın sokak canlılığı en fazla olan yeri.   Harrod’s: Dünya’nın en lüks AVM’si. (Çok katlı mağazası aslında) Lüksün ne olduğunu ve kaça olduğunu turistik olarak gezebilirsiniz.     Camden Town: Eğlenceli bir alışveriş yürüyüşü için tercih edilesi bir bölge. Marjinal tiplerin ağırlıklı yer aldığı bölge nispeten uygun fiyatları ve neşesiyle davetkar.   Soho: Lüks, sosyetik, şık mekanların yer aldığı bölge. Londra gece hayatının da en önemli alanlarından biri. Korkmayıp mekanlara göz atabilirsiniz, bütçeniz uygunsa keyifli mekanlar var, olmadı gezinmesi de keyifli.   Nothing Hill: Julia Roberts ve Hugh Grant’in oynadığı aynı isimle filmle  meşhur olan Londra’nın batısındaki bu bölge şehrin yeni gelişen sanat ve etkinlik merkezlerinden biri. Ayrıca çok sayıda lüks restoran da bulunmakta.   Portobello Market: Nothing Hill‘de bulunan yaklaşık 1 km uzunluğundaki meşhur pazar. Çoğunlukla antika ürünlerin satıldığı pazarda uygun fiyatlara çok değişik eşyalar bulabilirsiniz. Denk gelirse cumartesi günü gidin.   M&M World: Kim sevmez ki! M&M’in prestijli, havalı ve elbette çok çekici mağaza zincirlerinin önemli bir şubesi Londra’da.  Leicester Meydanı ile Piccadilly Circus arasında gidip gelirken köşede karşınıza çıkacak, alışveriş yapmayacak olsanız bile girin mutlaka en azından oyuncaklar ilginizi çekecektir. Giriş ücretsiz, fiyatlar biraz yüksek.   Oxford Street: 500’ün üzerinde mağazayla ciddi bir alışveriş noktası. Bilindik markaların hepsi cadde boyunca sıralanmış. Westminster bölgesindedir.   Regent’s Street: Uzun bir alışveriş caddesi. Koca koca binaların sardığı bu caddenin genel ruhu ve mimarisi misafirlerini içine çekmek ve insanları üzerinde yürütmek için birebir. Fiyatlar çok düşük değil ama özellikle parfüm alışverişi buradan yapılabilir.   All England Lawn Tennis & Croquet Club ve Wimbeldon: Tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvası, çim üzerinde oynanan tek grand slam olan Winbeldon her yıl haziran aynın son pazartesi günü başlar, 2 hafta sürer ayrıca bu alanda sürekli bir turnuva vardır. İlginizi çekiyor ve biletlere gücünüz yetiyorsa ziyaret edilebilir.     Greenwich: Londra merkezde değildir. Başlangıç meridyeni geçtiği için meşhur olmuş bu kasabada şık bir rasathane hariç hiç de bir şey yoktur.  Ona da gerek yoktur. Tren ve otobüsle gidilebilir. (Başlangıca göre 35 -55 dakika)  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Angola Hakkında Genel Bilgiler
Angola'da Genel Bilgi   Ülkenin ismi, bu toprakların 16'ncı yüzyıldaki yerli sahipleri olan Bantular’ın kullandıkları N'gola kelimesinden gelmektedir. 1951'de sömürge ülke olan Angola, Portekiz'in bir denizaşırı yönetimi olarak yeniden şekillendirildi. 25 Nisan 1974'de Portekiz'de meydana gelen askeri darbe Portekiz yönetiminin Angola ve Mozambik gibi deniz aşırı sömürgelerinde bulunan askerlerini geri çekme kararı almasına neden oldu. Böylelikle, Angola'da 14 yıldır süren gerilla savaşı da bağımsızlıkla sonuçlandı.     Angola’da resmi dil Portekizce iken konuşulan dillerden en yaygın olanı Ovimbundu etnik grubu tarafından konuşulan Umbundu dilidir. Kimbundu ve Kikongo dilide diğer etnik grupların konuştuğu dillerdir. Günlük hayatlarında ise Portekizce ve Kikongo başta olmak üzere birkaç dilin karışması ile oluşmuş Angola Kreyol dili olan Kituba da konuşulmaktadır. Angola’nın nüfusu üçe ayrılmaktadır. Mozambikliler, Angola’nın kendi halkı ve Zambiyalılar dan oluşur. Başkenti Luanda olan Angolanın Para Birimi olarak Kwanza kullanılır. En çok ziyaret alan şehirleri Luanda, Huambo ve Lobito dur. Quatro De Fevereiro havalimanı ( LAD ) başkent Luanda da bulunur. Yerel saati Türkiye saatine göre 2 saat daha geridir. Angola’ya direk uçuş bulunmamaktadır . Dubai, Johannesburg, Kazablanka, Paris, Londra, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Madrid ve Lizbon’dan direk uçuşlar mevcuttur. Yoksul halkın huzurlu yaşamı yüz ifadelerindeki dinginlikten okunuyor. Pazar ayinlerinden birine mutlaka katılın. Rengarenk bubularına bürünmüş hanımlar ayin sırasında şarkı söyleyip, canlı müzik eşliğinde dans ediyorlar.   Angola’da yeme-içme konusunda hijyenik restoran bulmak oldukça zordur. Angola mutfağı deniz mahsülleri ağırlıklıdır. Özellikle sahil şeridinde taze balık, ıstakoz ve Tropik meyveler çok lezzetlidir. Yemeklerde baharatlar çok fazla kullanılır ve sebze yemeklerinde özellikle baharatın tadını çok alabilirsiniz. Ayrıca birçok dünya mutfaklarını yapan, kebap ve benzeri Türk yemeklerini de restoranlarda bulabilirsiniz.    Gittiğiniz her yerde göller, nehir ve şelale gibi, doğanın harika renklerini görebilirsiniz. Quiçama Yerel Parkı bunların arasında olanlardan bir tanesidir. Kalandula Şelalesi, ayrıca görülmeye değer, doğanın bir parçasıdır. Angola’nın doğası için aslında gezmeye gideceksiniz ve daha sonra kültürü. Angola’da ayrıca farklı müzeler ve mimari yapıları gezebilirsiniz. Luanda, Angola’nın başkenti olarak birçok gözde mekanlara sahiptir. Cidade Alta’ya gittiğinizde burada Angola’nın dini ve inançlarıyla alakalı birçok görsellere şahit olabilirsiniz. Doğa Müzesi’ne giderek, Angola’nın birçok doğasını yaşayabilir ve doğa tarihini öğrenebilirsiniz. Angola’nın bir başka kenti ise Lubango’dur. Burada Tunda Vala’ya gidip muhteşem doğa manzarasıyla beraber kalabilirsiniz. Angola, Afrika kıtasında bulunmasıyla beraber, doğa ve yerel hayatın çok fazla bulunduğu bir ülkedir ve her geçen gün gittikçe gelişmektedir fakat bu ülkenin en büyük avantajı ve özelliği ise, doğasını koruyabilmesi olmaktadır.   Ulusal Esaret Müzesi köleliğin tarihçesini gözler önüne seriyor. Portekizliler tarafından kurulmuş olan, bir dönem şehri savunan Saint Miguel Kalesi gezilebiliyor. Rio Karnavalı’nın minik bir kopyası olan Angola Karnavalı da hayli ilgi çekici. 14 Kilometre Pazarı’ndaki buralara özgü hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.   Angola doğal parklarıyla, Luanda’ya karadan bağlantılı tropik Mussulo Adası’yla, sahil şeridi Ilha, Luanda’nın güneyinde dalga sörfü ile ünlü Cabo Ledo ve Santiago plajlarıyla, bungalovlarında doğanın sesini dinleyerek konaklayabileceğiniz Ria Longa ile, değişik bitki örtüsüyle ve yaşam koşullarını kabullenmiş, herdem mütebessim halkıyla sizleri kendine bağlayacak.   Gecenin en hareketli kenti, başkent Luanda’dır. Gidebileceğiniz en güzel mekanlar; Doca, Paulos, Bay İnn, Chill Out ve Jango Valeiro olmaktadır. Jango Valeiro’da ise, Kizomba adı verilen, Angola’ya özgü,(ülkemizde de yeni yeni latin dans gecelerinde çalmaya başlayan slow müzik türü) Angola Tangosu’nu izleyebilirsiniz. Genel olarak birçok mekandaki alkollü içeceklerin fiyatları ucuz değildir fakat uygun bir mekana gitmek isterseniz, The Royal Pub’ı tercih edebilirsiniz. Ülkeyi ziyaret için en uygun zaman Mayıs – Ekim ayları arasında kalan dönemdir.   Kalandula Şelalesi,     Cidade Alta     Cabo Ledo     Tunda Vala     Angola Karnavalı
23-09-2017 - Burç İNAN
Cibuti Hakkında Genel Bilgi
Cibuti Hakkında Genel Bilgiler Aden Körfezi‘nin Kızıl Deniz‘le buluştuğu yerde, Doğu Afrika’nın sakin fakat stratejik olarak önemli ülkelerinden dir Cibuti. Nüfus bir milyona yakın olan Cibuti’nin başkentinin adı da Cibuti dir.  Önemli bir kısmı mülteci, tam bir sömürge ülkesidir. Cibuti bir orduya sahip değildir, Amerikan ve Fransız üsleri bu görevi sağlamaktadır.     Cibuti’ye gitmenizin en kolay yolu Türk Hava Yollarının TK686 nolu seferi ile 6 saat kadar süren yolculukla direk uçuş yapabilirsiniz. . Cibuti Uluslararası havalimanı küçük bir yer ve teknolojiden de uzak. Kapıda vize alıp Cibuti’nin sıcak yüzüyle karşılaşıyoruz Mavmavi bir gökyüzü ve her daim çok sıcak olan bu ülkede. Havadan görülen manzara ise dehşet verici. Halkın geneli ciddi derecede fakirdir. Her tarafın barakalardan oluşan evlerle dolu olduğunu görüyoruz. Yer yer zenginlerin villalar göze çarpıyor.     Havaalanı etrafında bir nebze düzgün bir şehir görüntüsü görseniz de sonrası harap halde. Şehirde kocaman çöp yığınları, açık kanalizasyonlar ve yıkık dökük evler göze çarpıyor . Cibuti’yi önemli yapan şeylerin en başında limanı ve Kızıldeniz’e girişindeki konumu yer alıyor. Başkent dahil ülkede Kızıldeniz’in muhteşem hali dışında görülebilecek pek bir şey yok. Özellikle sualtı meraklıları için iyi bir adres denebilir. Kızıldeniz’deki canlı çeşitliliğinin en güzel örneklerini bulabilirsiniz Cibuti’de. Goubet kıyıları yılda 300 gün aralıksız 15 ila 30 knot arası esen rüzgârıyla uçurtma sörfü meraklılarını kendine çekiyor. Şehirde fotoğraf çekmekte zorlanabilirsiniz çünkü tepkiler çok fazla. Biraz sohbetten sonra ancak birkaç kare fotoğraf alabiliyorsunuz. Bocce denilen eskiden İngiliz soylularının oynadığı sonradan ise Fransızlar aracılığıyla Cibutililere geçen bir oyun var ki akşam saatlerinde, Khat çiğneyip bocce oynayan bu adamları sıklıkla görmeniz mümkün. Cibutiye nezaman gidilir, Kasım ile Şubat ayları arasında gitmelisiniz.   Görmeniz Gereken Yerler Listenize, Cibuti'de gezilecek yerler için başlıca Abbe Gölü, Assal Krater Gölleri, Danakil Çöküntüsü, Khor Ambado Beach, Moucha Island diyebiliriz. Abbe Gölü Bir tuz gölü olan Abbe Gölü, 450 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. 110 bin metrekarelik bölümü ise tamamen tuzla kaplı olan bu bölge, ülkeye gelen turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında.     Assal Krater Gölleri Asal Gölü, Cibuti'de bulunan bir krater gölüdür. Deniz seviyesiden 156 metre alçakta bulunan göl Afrika'nın en alçak noktası olma özelliğini taşır. Tuz ticareti yapan yerel halkı deve kervanlarıyla birlikte fotoğraflayabilir, hatta tuz yoğunluğu hayli yüksek olan gölde yüzebilirsiniz.     Danakil Çöküntüsü Cibuti sınırı yakınındaki Etiyopya’da bulunan Afar üçgeninin bir parçası olan Danakil Çöküntüsü, deniz seviyesinin 100 metre altında yer alıyor. Bu bölge yaklaşık 35 santigrat derece ile gezegendeki en yüksek ortalama sıcaklığa sahip yer unvanına da sahip. Dünyada cehenneme açılan kapı olarak anılan Danaki Çöküntüsü, 3,2 milyon yıllık ünlü insansı fosil Lucy (Australopithecus afarensis)’nin de bulunduğu yer.     Khor Ambado Beach Ülkenin en ünlü plajı olan Khor Ambado Beach, Fransız Plajı olarak da isimlendiriliyor. Bunun sebebi ise ülkede yaşayan Fransız askerlerin ve ailelerinin de bu plajı kullanması. Yüzme, dalış ve çeşitli su aktivitelerini yapabileceğiniz eğlenceli bir yer olan bu plaj, temiz suları ve upuzun kumsalıyla yaz tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden.     Moucha Island Moucha Adası, Cibuti’de dalış yapabileceğiniz en güzel yerlerden. Kızıldeniz’in büyüleyici mercan resiflerini görüp, balina köpek balıklarıyla yüzme deneyimi yaşayabileceğiniz bu dalış noktasına gitmek için Cibuti şehrinden hareket eden tekneleri kullanabilirsiniz. Bu teknelerle adaya ulaşmak ise yaklaşık 10 dakika sürüyor.    
22-09-2017 - Burç İNAN
FARKLI TARİHLERDE İNŞA EDİLDİLER, AYNI ANDA ÖLDÜLER: 1993
Mostar, Hepimizin savaşta yıkılan ve sonradan yapılan, meşhur Osmanlı köprüsü ile tanıdığımız bu güzel Bosna Hersek şehri bu ülkeye yapılan tüm Balkan tur programlarının önemli bir noktası. Neretva Nehrinin etrafına kurulu Mostar; Hersek idari bölgesinin en büyük şehri ve birleşme öncesi başkenti. 2005 yılında tüm eski şehir bölgesi Unesco Kültür Mirasları listesine girmiş ve korunmaktadır.     MOSTAR’DA GÖRÜLECEK YERLER   Köprünün İki Yakası: Bu küçük şehirde köprünün iki yakasını da gezerseniz her şeyi görmüş sayılırsınız. Mini müzeleri ve sokak arası şehitlikleri ziyaret etmeyi lütfen unutmayın.   Mostar Çarşısı: Gezilesi bir çarşısı var. Küçük hediyelik eşyalar için de fiyatlar nispeten makul.     MOSTAR NOT DEFTERİ   Kısa tutun:Yarım günlük bir şehir burası, konaklama yapmayıp yakın bir başka noktaya geçebilirsiniz. Tabii ki akla gelen ilk örnek Saraybosna   Koski Mehmed Paşa Camii Minaresine çıkın: Köprü de dahil güzelim şehri minarenin üstünde, yüksek ve iyi bir kadrajdan görebilirsiniz.(Çıkış yabancılara 4, Türklere 2 €)   Düşünmeye zaman ayırın: Mostar gezisi insana düşünecek çok şey veriyor. Diliniz, dininiz, ırkınız ne olursa olsun ‘insan’ olan herkesin düşünebilmesi için oldukça acı deneyimler bu topraklarda yaşanmış. Koşuşturmacaya biraz ara verip Neretva Nehri’ne doğru bakarak sakin sakin derinlerde kaybolmak ve sorgulamak için bir şans.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
İZMİR'DE GEZİLECEK YERLER
 İzmir merkezde görülecek yerler kadar, İzmir civarında gezilecek yerler de her türlü zevke göre İzmir kalkışlı tur seçeneği sunuyor. Her zamanki gibi sadece yaşanmış gezi notlarını yazdığımız için şehir dışındaki noktalar alternatif sayfada gezdiklerimiz ve İzmir önerilerimiz olarak ayrılıyor. Gidemediğimiz yerleri de vaktiniz olur diye sıraladık, siz bize yazar ya da aşağıya yorum olarak girerseniz, İzmir gezi yorumları olarak diğer okurlara da faydası olur.     İzmir Saat Kulesi: Şehrin sembolü olan yapı Konak Meydanı’nda yer alıyor. 1901’de Sadrazam Mehmet Sait Paşa tarafından Fransız mimar Raymond Charles Pêr’e’ye yaptırılan kule 25 metre boyunda ve 4 çeşmeli. Saati de Almanların hediyesi. Gündüz meydanın canlılığı içinde güzel bir buluşma yeri olurken, gece de ışıklandırılmasıyla ayrıca güzel. Vaktiniz olursa fotoğraflamak için hem gündüz hem gece gitmenizi öneririz. Orijinal haline sadık korunan kulenin ilk yapılışında yer alan Osmanlı Tuğrası ve işaretler, Türkiye’de sanatın genç cumhuriyet döneminde başladığı mesajını vermek için daha sonra kaldırılmıştır.     Tarihi İzmir Kemeraltı Çarşısı: Bize göre nam-ı diğer “kot lazım mı? çarşısı”. Konak Meydanı’nın devamında yer alan bu kalabalık çarşı şehrin tarihi alışveriş noktalarından. Sürekli kalabalık olan bu Çarşı, ucuz alışveriş kadar ufak lezzet noktalarıyla da davetkar. Yudumla isimli kafede geçerken soğuk soğuk karadut şerbeti içtik ki bayıldık, o sıcakta iyi gidiyor.     Konak İskelesi: Meydanın iskelesi hem Karşıyaka’ya geçiş amacıyla deniz ulaşımı için, hem de etrafında takılmak için kullanabileceğini, ziyaret edebileceğiniz tarihi iskele.     Kızlarağası Hanı: Çarşı’nın içindeki birçok handan en meşhuru. Çok ahım şahım bir esprisi yok, hediyelik alışveriş ve tarihi handa bir çay keyfi için iyi bir durak.             Agora Harabeleri: Çarşı’nın içinde boş boş yürümektense, kahverengi tabelaları takip ederek kendinize bir hedef edinebilirsiniz. Bu tabelaların en yaygını bizleri Agora Harabeleri’ne çıkarıyor. Henüz kazı çalışmaları tam bitmemiş büyük ölçekli tarihi harabeler İzmir’de ziyaret edilesi değerli bir nokta mı bilemeyiz. Dışarıdan oldukça büyük bir kısmı görülen Agora Harabelerinin giriş ücreti 5 TL.           İzmir Tarihi Asansör Binası: Birinden diğerine ulaşması zor olan, çok yüksek mesafeli iki caddenin arasındaki 58 metrelik kot farkını hızla çıkabilmek için 1907’de Nesim Levi tarafından inşa edilmiş tarihi asansör binasına günümüzde çıkış ücretsiz. Yani İzmir Asansör Binasının yapım sebebi sadece ulaşım. Günümüzde ise zirvesinden şahane bir İzmir Silueti sunan yapının üst katında bir de restoran bulunuyor.       Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Ara Sokakları: Yaşınıza bağlı olsa da muhtemelen en çok zaman geçireceğiniz yer burası. İstanbul’da İstiklal Caddesi neyse, onun bir benzeri diyebiliriz. Son derece Avrupai olan bölgenin önce kötü yanını söyleyelim, ülkemizin her yerinde olduğu gibi İzmir gece hayatının kalbi bu bölgede de klüp, dans v.s. gece yaşamı kısıtlı, daha ziyade oturmaca ve tepinmece mekanları var ama en güzel yanı sokağa yayılmış olması. Kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde mekanların önünde de masalar var ve sokakta da içki rahatlıkla içilebiliyor. Gaza gelip ilerledik bu anlattıklarımız Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde değil, tıpkı İstiklal gibi onu kesen ara sokaklarda. Sahile paralel olan caddenin sahil tarafına doğru olan ara sokaklarında mutlaka rezistans çizerek yürüyüş yapın ve her yeri keşfetmeye çalışın, her sokağın kendine has bir ruhu olduğunu söyleyebiliriz.      Kordon Boyu: Şahane, şahane, şahane. Şehir karmaşasının içinde böyle güzel bir bölgenin olması ve korunması muhteşem bir keyif. Geleneksel geyiklerimizdeki çiğdemciler (Evet İzmir’de çekirdeğe çiğdem denir) eşliğinde, gençler, yaşlılar, çalışanlar, öğrenciler pat diye çimlere seriliyor ve günün stresini atıyorlar. Gün batımı da gerçekten bi’ güzel. İsterseniz oradaki satıcılardan, isterseniz marketlerden ya da büfelerden alacağınız ıvır zıvırla ufak ufak atıştırarak sahilde yayılıp denizi koklayabilirsiniz. Mevsimine göre seyyar satıcılarda erik, çilek v.s. satışı da bulunuyor. Kordon’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bisiklet kiralama hizmeti var, mutlaka yararlanın ancak talep fazlasından olsa gerek çok park yeri olsa da genelde bisiklet bulunamıyor. Erkenci gelmek ya da gözü açık olmanın faydası var. İlk saat 2 TL, sonrası saati 1 TL, kredi kartı geçerli.     Atatürk Müzesi: Atatürk’ün İzmir’de kaldığı ev müzeye dönüştürülmüş olarak ziyaretçilerini bekliyor. 1. Kordon Atatürk Caddesi üzerindeki tarihi yapı onlarca yıllık geçmişi (1880) ile,  Atatürk’ün izlerini taşıyan bir yapı.   İzmir Fuarı: Rotamızdan ayrılıp içlere gidersek, (Konak sahilden Basmahane’ye doğru yürüyerek 10 dakika kadar) meşhur İzmir Fuarı alanını bulabilirsiniz. Fuar zamanları ilgili konunun etkinliğine ait bir alan olsa da etkinlik dışında da gitmenizi öneririz. Büyük bir şehir parkı, yürüyüş ve spor parkurları ve kocaman bir lunapark bulunuyor.    
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
NEW YORK
Sevdiğiniz şarkıyı üst üste dinlemek, bayıldığınız filmi tekrar tekrar izlemek, okuyup etkilendiğiniz bir kitabı yeniden okumak gibi hisleri yaşatan şehir New York City. Kaç kere gitseniz sıkmaz, her gittiğinizde bambaşka tatlar alırsınız.       Renkli şeyleri çok sevdiğimi bilirsiniz, rengarenk ışıklı bu şehri sevmemem düşünülemezdi sanırım. Bu 3. gidişimdi, daha da bir çok kez giderim inşallah.   New York eyaletinin en büyük şehri New York City ismini NYC olarak kısaltmışlar. "Big apple" yani büyük elma lakabının yanı sıra "City never sleeps" yani "Uyumayan şehir" olarak da bilinir NYC.  NYC yukarıda gördüğünüz gibi 5 ana bölümden oluşuyor. Ama New York'un New York olduğu asıl bölümManhattan dediğimiz ada. Küçücük adada neler yok ki! Biraz daha yakından bakmak gerekirse:         Manhattan'da gezilecek yerlere gitmeden önce havaalanından ulaşım, toplu taşıma ve  kalınacak yerler ile ilgili bilgileri önce yazmam gerek. John F. Kennedy Havaalanı'ndan Manhattan'a gitmenin 3 yolu var.  1.si taksi, fiyatının 50-60 dolar olduğunu düşünebilirsiniz.  2. si Shuttle servis, önceden rezervasyonla ayarlayabilirsiniz. Fiyatı kişi başı 20 dolar civarı. 3.sü ise Metro yani subway. Bunun için havaalanını içinde "Air Train" yazan okları takip ediyorsunuz. Hangi terminalde olursanız olun havaalanı içinde ring yapan trene binip kendinizi Jamaica Station'a atın. Air train e binerken ücret yok, çıkarken metrocard alıp 5 dolar basıyorsunuz. Jamaica İstasyonu'ndan metroya biniyorsunuz,E treni sizi Manhattan'a götürecek. Metroya biniş tek yön 2.5$. Şehirde 3 günden fazla kalacaksanız ve çoğunlukla toplu taşıma kullanayım diyorsanız 30$ verip haftalık Metrocard alın, Nyc subway uygulamasını telefonlara indirin ve gerisini dert etmeyin. Sınırsız inip binebilirsiniz. Otobüslerde de geçiyor bu kart.     Metro ile ulaşım hızlı, fakat temiz olduğunu söyleyemem. Raylara dikkatli bakarsanız bol miktarda fare görme ihtimaliniz var :) Bu sene ilaçlamışlar, bu gittiğimizde az gördük. Ayrıca her çeşit insan, sarhoş ve evsizler de sizinle aynı treni paylaşıyor olacak. Ha benim için problem yok, gittiğim yere hızlı ve ucuz gideyim diyenleri metroya alalım. Kendinizi güvende hissetmeyeceğiniz bir ortam kesinlikle değil, insanlar zararsız. Tabii ki New York'a gidip taksiye binmeden dönmek de olmaz... Buranın üstlerinde üçgen reklam panolu taksileri meşhur. Elinizi attığınızda duracak kadar da çoklar. Aslında taksi de demiyorlar bunlara, New York'ta taksinin adı "Cab".  "Taking a cab" yani taksiye binmek çok pahalı değil, 4 kişiye kadar alıyorlar. Yer altından gitmediği için etrafı seyrediyorsunuz, hem de Nyc'deki taksi konseptini görüyorsunuz. Bizden farklı olarak şoför ile aranızda şeffaf bir paravan olacak, takside kredi kartı geçiyor ve şoföre bahşiş bırakıyorsunuz! "Daha neler!" dediğinizi duyar gibiyim :)     "New York'ta nerede kalınır?" derseniz, "Manhattan olsun çamurdan olsun" cevabını veririm. Çünkü gezilecek yerlere yakın olmak çok işinize gelecek, üstelik Manhattan en güvenlisi. Ben ilk gittiğimde merkezi lokasyonlu bir hostelde, 6 kişilik odada tanımadığım 5 kişi ile 1 geceliği 60$ a kalmıştım. Anladım ki New York'ta oteller pahalı arkadaş! Son 2 gidişimizde ise Olgun'un Fulbright bursluları ağından tanıdıklarının odalarını kiralıyoruz, epey ucuz oluyor. O yüzden otel ismi veremeyeceğim. Bu gittiğimizde Manhattan'ın kuzey bölümü olan, adını şarkılardan çok duyduğumuz, tehlikeli bir yer sandığımızHarlem'de kaldık. Harlem eski Harlem değilmiş dostlar, orası da değişmiş. Afroamerikan dedikleri siyahi vatandaşların çok olduğu bir bölge olduğu doğru, ama tehlikeli bir ortam görmediğimi itiraf etmeliyim. Midtown'da bir yer ayarlamanız ulaşım açısından en rahatı olacaktır ama ille de Manhattan olsun diyorum ben!     New York için gezmesi çok kolay bir şehir desem yalan olmaz, çünkü buranın eşsiz bir sokak düzeni var. Manhattan kuzeyden güneye inen avenue yani bulvarlar ve bunları dik kesen caddelerden oluşuyor. Bulvarlar da, caddeler de sayılar ile isimlendirilmiş. Bir de Broadway diye bir bulvarı var ki Manhattan adasını boydan boya çaprazlamasına kesiyor. Broadway'in diğer avenue yani diğer bulvarlar ile kesiştiği noktalar genelde görmeye değer meydanların olduğu yerler. Times Square de Broadway'in 7. avenue ile kesiştiği, 47. caddede vuku bulmuş muhteşem bir yer. Nereye bakacağınızı şaşıracaksınız, milyonlarca ışık, yüzlerce panoda size göz kırpacak. Siz de binlerce turistin arasına katılıp onlarca fotoğraf çekileceksiniz.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
DISNEYLAND PARIS
Disneyland Paris, yani Eurodisney bir masal şehri... İçindeki çocuğu yaşatan herkesin zevk alacağı bir eğlence merkezi. Paris'ten tren ile ulaşım mümkün. RER A treni ile Marne la Vallee - Parc Disneyland durağına ulaşabilirsiniz. 35-40 dakikalık bir yolculuk. Sabah 10'da açılıyor, akşam kapanış saati de biz gittiğimizde 10'du diye hatırlıyoruz. Kapanış saati değişebiliyormuş, gitmeden internetten kontrol edilebilir. 1 gün içinde her yerini gezip bitirmek imkansız, mümkün olduğunca erken gitmekte yarar var.     Disneyland 2 bölümden oluşuyor. 1. park daha büyük olan ve daha önce yapılmış olan Disneyland Park. 2. park ise Walt Disney Studios Park olarak geçiyor. Bu büyülü atmosferde masalsı bir gün geçirip çılgınca eğlenmenin de bir bedeli var tabii ki. 2 park için giriş ücreti bizim gittiğimiz tarihte yetişkinler için kapıda 74 euro idi. Biz onu da önceden tarih belirleyip internetten satın aldık ve 53 euroya geldi. Bu aşamada süper arkadaşımız Seyran devreye girdi ve Disneyland'ın 20. yıl kutlamaları şerefine düzenlenmiş bir kampanyaya dahil etti bizi. Kısacası gitmeden önce kampanyaları takip etmek ve internetten bilet satın almak iyi fikir.      Discoveryland, uzay temalı atraksiyonların olduğu bölüm. Burada Space Mountain: Mission 2 mutlaka denenmeli. Aya yolculuk temalı bu roller coaster, yetişkinlere tavsiye ettiğim bir aktivite. Ama 50 yaş üzerine tavsiye etmiyorum, annemle babam bindiler, "para ile manyaklık" olarak tanımladılar ve bizimle gezmekten vazgeçtiler :)   Fantasyland daha ziyade çocuklu misafirler için. Buranın en popüleri "Peter Pan's Flight". Her daim çok sıra olurmuş, hele haftasonu...   Adventureland maceraperestlerin bölümü. Karayip korsanlarının gemisi var burada. Yetişkinler için Indiana Jones and the Temple of Peril mutlaka denenmeli.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
VENEDİK
İtalya gezimizin son durağı Venedik... Floransa'dan sabahın köründe trene bindiğimizde yoğun gezi temposundan oldukça bezmiş bir halimiz vardı. Venedik'i sona bırakmak iyi fikir mi bilmiyorum ama öyle olması gerekiyordu.     Venedik coğrafi olarak ilginç bir yapı, 120 minik adacık ve 400ü aşkın köprü barındırıyormuş. Daracık sokakları, rengarenk boyanmış evleriyle çok fotojenik, eskiliği ve rutubet kokusuyla bir o kadar leş bir yer.  Venedik halkı, adacıkların ana karaya bağlandığı "Mestre" adlı yerde yaşıyormuş.   Venedik'e giriş, haritada görüldüğü gibi Santa Croce adlı bölgeden yapılıyor. Biz de trenden Santa Lucia Tren İstasyonunda indik. Tren istasyonu ve otobüs durakları çok yakın. Şehre karayolu ile girilen bu bölgedeki ana meydanın adı "Piazzale Roma" olarak geçiyor.     Şehrin en turistik yerleri San Polo ve San Marco bölgeleri. Rialto köprüsü ve San Marco meydanı da buralarda. Fakat... Venedik'te uzun zaman geçirmeyecekseniz ve özellikle trenle veya karayoluyla geldiyseniz otelinizi Santa Croce bölgesinde seçmenizi öneririm. Çünkü elinizde bavullarla daracık sokaklarda yürümek isteyeceğinizi sanmıyorum. Bizim de otelimiz Santa Lucia tren istasyonuna yakındı. Trenden inip eşyalarımızı bırakıp özgürce gezmeye başladık. "Locanda Salieri" isimli otelimizden memnun ayrıldık, odamız da kanal manzaralıydı. Hatta bizden sonra giden bir arkadaşımıza önerdik, o da memnun kaldı.     Venedik oldukça karmaşık, labirent gibi bir yer ve toplu taşıma sadece Vaporetto denilen su otobüsü gibi bir şeyle yapılıyor. Şehrin ortasından geçen ana kanal (ters S şeklinde) "Grand Canal" üzerinde işliyor bu Vaporettolar ve tek yön 6.5 euro. Mümkün olduğunca az binmeye çalışıyor insan :) Genelde turistik merkezlere yürüyerek gidip dönüşte yorulduğumuz için kullandık. Vaporettonun ilk durağı da otele yakın, Piazzale Roma meydanından başlıyor, San Marco'ya Vaporetto ile de ulaşım mümkün. Yürüyerek gidildiğinde yarım saat sürer diye düşünüyorum.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
LİBERALİZMİN BAŞKENTİ, EĞLENCENİN LOKOMOTİFİ AMSTERDAM
23-03-2015 Gonca KÖPRÜLÜ

Red Light District: Zaten gezeceksiniz. O yüzden buraya gezilmeli bölümü olarak değil rehber olarak bakalım. Red Light Bölgesi özgürlükler şehrinin ekstra özgür bölümü. Hayat kadınları burada sıralanıyor, bolca da coffe shop, amusement center (mini kumarhane, oyun salonu) ve birkaç peep show tiyatrosu var. Kanallarla dolu Amsterdam’ın iki kanal arası bölünmüş bloklarından oluşan hepi topu birkaç adımlık alan. Başından sonuna durmadan 15 dakikada yürünür ama durduğunuz için günler de sürebilir.Coffe shop’lar için ideal sokak Warmoesstraat. Marihuana dışında farklı hafif keyif vericiler için de birçok Smart shop bulunmakta. Bu smart shoplar’dan destek alarak “magic truffles” deneyebilirsiniz.

 

 

Peep Show Tiyatroları: Çok sayıda var Red Light Bölgesinde. En pahalı olanı (arada birkaç Euro fark var) en iyisidir. Ona girin. Etkinlikler tüm gün ‘tekrarlama’ prensibine göre sürüyor. Ortalama 6 gösteri 60 dakika sürüyor ve saat başı tekrardan başlıyor gibi düşünebilirsiniz. Akşam belirli bir saatt (Genelde 23:00) kapanıyorlar. Akşam üstü 19:00, 20:00 arası girerseniz, beğenmeniz durumunda aynı gösteri route’unu tekrar izleyebilirsiniz. Giriş biletinden sonra içeride kalış süresi sınırsız. İlk iki içki ücretsiz, devamının fiyatı da makul. (Düz bara, bakkala göre değil, herhangi bir eğlence mekanına göre)

 

Dam Meydanı: Klasik Avrupa meydanlarından biri. Meşhur istasyona doğru giden Rokin Caddesi ile DamStraat’ın kesişiminde Madame Tussaud’s Müzesi’ni de içine alan keyifli bir meydan. Neredeyse 24 saat canlı, geceleri bile bir sokak gösterisi bulunabilir. Tadını çıkarın.

 

Vondelpark: Amsterdam’ın kocaman parkı. Bir konsere ya da festivale denk gelirseniz mutlaka katılın, olmadıysa da bisiklet kiralayın ve bu doğa harikası yeşilliklerde ‘kafanızın keyfi’ni yaşayın. Truffle eşliğinde parkın ortalama ücra bir köşesinde oturursanız ördekler ve kazlar size eşlik edecektir. Hele tohumlarını döken bir ağacın altında… Ayrıca parkın bisiklet yollarını yaya olarak da takip edin inanılmaz kısa geçişler sizi tropik bir bölgede hissine yönlendirir.

 

 

Museumplein: Müzeler bölgesi. Aşağıdaki müzelerin çoğunu ihtiva eder, gidiniz. Sadece müze ile sınırlı kalmaz, sürekli canlı ve eğlenceli nefes alan bir meydandır. Akşamları takılmak için de birebir. Hem yerel, hem turistik tam bir kozmopolite burada.

 

Van Gogh Müzesi: Zat-ı şahanenin 200 civarı eser ve kendisiyle ilgili bilgilerin yer aldığı müzenin giriş ücreti 15 Euro.

 

RijksMuseum: Hollanda’nın en önemli güzel sanatlar müzesi. Detaya girmeyeceklere 2 saatlik bir tur oldukça yeterli. Detaycı sanat severlerin tam gün ayırması önerilir.

 

Stedelijk Müzesi: Modern sanatlar müzesi: Gezici sergi ilginizi çekiyorsa girebilirsiniz. Müzeler bölgesinde yer alıyor. Biz girmedik, bilgi veremeyeceğim. Fiyat sergiye göre değişiyor.

 

Rembrantplein Square: Yine canlı meydanlardan biri. Birçok casino da burada yer alır. Gece hayatının önemli merkezlerinden.

 

 

Anne Frank Müzesi:  2. Dünya Savaşı sırasında yazdığı günlüğüyle dönemle ilgili en meşhur tanıklığı sunan Anne Frank’ın günlüğünden alıntılar, tarihi belgeler, fotoğraflar ve film karelerinin yanı sıra orada saklanan ve onlara yardım eden insanlara ait eşyalar evde yaşananlara ışık tutmaktadır. Anne’in orjinal günlüğü ve diğer not defterleri de müzede sergilenmektedir.

 

Leidseplein Square: Trafiğe kapalı bu alan bisikletlerden de kurtulabileceğiniz bir nokta. Sürekli aktif ve eğlenceli. Gece hayatının en önemli merkezi.

 

Marken & Volendam: Trenle yarım saat mesafede Volendam kasabası ve tekneyle geçeceğiniz Marken yarım adası eski, doğal, tarihi Hollanda’yı görmek için bulunmaz fırsat. Lale bahçeleri, yel değirmenleri ve peynir fabrikaları size hoş bir Hollanda köyünü derinliklerine kadar hissettirecek. Peynir fabrikasındaki numune ürünlerin her birinin tadına bakmayı unutmayın.

 

Haarlem: Amsterdam’a trenle 15 dakika mesafede bulunan bu küçük şehirde, küçük cafelerde oturabilir, şehrin huzurunu içinize çekebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR

Nasıl Ucuza Tatil Yapılır ?
09-12-2015 Burç İNAN 612 Görüntülenme
NASIL UCUZ TATİL YAPILIR? DÜŞÜK BÜTÇE İLE TATİL NASIL PLANLANIR ?      Arkadaşlarımızdan ve yakınlarımızdan yola çıkarsak yurt dışı seyahati için en büyük iki dertten birinin bütçe, diğerinin zaman olduğunu gördük. Öyleyse bildiklerimizi, deneyimlerimizi yazalım istedik.      En büyük derdimiz belli ki tatil bütçesi. Ucuz ve ekonomik kelimelerinin anlamlarını ayıralım lütfen. Ekonomik geziler yapmanın bilinen, çokça denenmiş yöntemleri hatta kuralları vardır.      Gezmek bir felsefe ise, gezgin turizmi bir hayat tarzıdır. Önceliğinizin, tercihlerinizin ve elbette bütçenizin bir kısmının gezmek, görmek, keşfetmek olması lazım. O kısmı kendi iç dengenizde hallederseniz, naçizane tecrübelerimizi paylaşalım.      Ne kadar çok kazanırsa kazansın her insanın bütçesinin kısıtlı olduğunun farkındayız. Bu mantıktan yola çıkarak burada belirli bir kaliteyi ve yaşam standardını da koruyarak gezilerimizi biraz daha düşük bütçeyle nasıl yaptığımızı anlatmaya çabalayacağız. Elbette arada konformist yaklaşma hakkı, kendini biraz şımartma şansı senin, tıpkı bizim de yaptığımız gibi. Ama daha çok görebilmek, daha çok gezebilmek,  “Dünya’nın burasında insanlar nasıl yaşıyormuş” sorusuna daha fazla yerde cevap alabilmek için işin ‘maliyet’ kısmına dikkat etmeliyiz.   1- Korkmayın      90’ların Türkiyesi’nde yaşamıyoruz. Uçak biletleri ucuz, internet çılgınca bilgiyle dolu ve Dünya daha global. Anlatılan bir sürü zengin hikayelerini geç ve bu işin ucuz da olabildiğine inan. Söz gerisini halledeceğiz.    2- Esnek Olun      İlla da bayramda seyranda değil de biraz kendi belirlediğiniz günler yerine ekonomik biletlerin belirlediği günlerde seyahate başlarsak inanın çok kâr elde edebiliriz. Hele bir yere sezon dışı bir tarihte giderseniz her şey kafadan %30 ucuzlar. (Ulaşım, konaklama, yeme içme…) Ayrıca kalabalıktan kaçarak daha keyifli tatil de yapabilirsiniz.       3- Tur Şirketi İhtiyacınızı Sorgulayın      Tur şirketlerine karşı değiliz, ama 6 günlük tatilin ilk gününe havalimanı otel transferi yapan otobüsle, yol üstü bir şehir turu yapıp, kalan 5 gününü de serbest zaman yapan şirketlerin üzerimizden para kazanmasına da karşıyız.  Zorla kazandığınız parayı kimseye kolayca vermeyin. Hak edenleri ve gerekli olanları tenzih ederim. Tur programını alıp internet ortamında incelemenizi öneririm, böylelikle gittiğiniz yerleri daha detaylı olarak inceleyebilirsiniz.      Hindistan‘da zaten fille çıkmak dışında hiçbir alternatifi olmayan 8 dakikalık ve 2 Dolarlık bir rotayı, programına “fil turu dahil” diye ekleyen tur şirketleri vardır dikkat edin.   4- Rota Çizerken Dikkatli Olun      Çizdiğiniz rotada ara ulaşımları iyi planlayın. Mümkünse turunuza birkaç gece yolcuğu ekleyerek tasarruf edin. Bütçeye bağlı olarak geleneksel rotanın biraz dışına çıkmakta ya da trend günleri buna göre belirlemekte oldukça fayda var. Hem sadece ekonomi değil, az bilineni keşfetmenin heyecanı da bizimle.   5- Uzun Vadeli Masrafları Toptan Yapın      İlk pasaport alışta bütçe yeterliyse 2-3 değil, 10 yıllık alın, hemen kısa vadede olmasa da kâra geçersiniz. Aman bir daha nezaman gidebilirim diye düşünmeyin defalarca karşılaştığım örnekler var bu konuda. Özellikle Schengen Vizeli bir tur yapıyorsanız multi vize ile kısa süre sonrasına bir ziyaret daha planlarsanız vize masrafınız bölünmüş olur. İlk başta aldığınız backpack’e ya da klasik bir bavula biraz fazla para verir, kalitelisini alırsanız bu masrafı her sene tekrarlamazsınız.   6- Konaklama Eğer bir tur firması ile gitmiyorsanız, kaç gün kalacaksanız gezmek istediğiniz yerlerin planlamasını yapın ve noktalara ulaşabileceğiniz en uygun yerdeki oteller arasından seçim yapın. Ben genelde gezmek istediğim yerlere yürüyüş mesafesindeki otelleri seçiyorum.   7- Ulaşım Masraflarında Dikkatli Olun      Bir gezgin erken rezervasyon kovalar, ucuz bilet yakalar, aktarmalı gider, en uygun yolla konforu yakalar. Gittiğiniz yerde yürüyüş sizin için hem en güzel spor olur hemde yeni ve ilginç deneyimler kazandırır.     8- Kültürel Boyut Dışında Yeme İçme Basit Olsun      Çok ciddi bir maliyet olmasa da yediğiniz şehre ve içtiğiniz yere göre değişiklik gösterecektir. Ekonomik alternatifler her zaman vardır. Kendi yemeğimizi yapmaktan, marketten yemeye kadar sayılabilir.   9- Trend Olmayan Dönemleri Tercih Edin      Off season veya off day dönemleri diye anılan zamanlar tercih edilse iyi olur. Tabii bu vakit rahatlığıyla ilgili bir şey ama yazlık bir yere temmuzda değil de mayısta, eylülde giderseniz daha ucuza gidersiniz. Birkaç ülkelik bir turunuz varsa otobüs, tren, uçak biletini hafta sonu değil de hafta içi alırsanız daha ucuza mal edersiniz. Noelde tüm dünya seyahat ediyordur, ağustosta tüm Avrupa geziyordur, bunlar daha trend zamanlardır.   10- Tourism Info Ofislerini Rehber Yapın Turizm İnformation ofisleri ve çalışanları bir şehirdeki ilk arkadaşımız. Genellikle havaalanlarında ve şehir merkezlerinde bulabilirsiniz Çoğu ülkede gerçekten çok yardımcılar. Ücretsiz harita ve güncel bilgiler almak için ilk durağınız olsun.       11- Yerel İnsanlardan Fikir Alın      Yolda, sokakta, resepsiyonda tanıştığımız ya da sadece adres sorduğumuz kişiler önemlidir. Her zaman için orada yaşayanların önerileri hem daha leziz/keyifli/yerel ve doğrudur, hem de daha ucuzdur. Özellikle öğrencileri çevirip bir fikir alırsanız garanti ederiz aklınızdaki rakamdan %25 kâr elde edersiniz.   12- İndirim Kartlarını Alın, İndirim Saatlerini Takip Edin      İster müze girişi, ister toplu taşıma, barların happy hour saatleri ya da sarayların free giriş günleri hepsi bizim için öncelikli araştırma noktaları.   13- Turistik Olmayan Bölgelerde Alışveriş Yapın      Muadili olan ihtiyaçlar için şehir merkezinin biraz dışı tercih edilmeli. Roma Dondurması’nı Kolezyum önünde yerseniz 4 Euro, sadece 800 metre ileride daha ‘normal’ bir yerde yenirse 2,50 Euro. İnanmıyor musun, Sultanahmet Meydanı’nda bir döner 8,5 TL, az ilerisi Beyazıt’ta daha lezzetlisi 4 Lira… Özellikle turistik şehirlerde bu fark ciddi rakamlara ulaşabiliyor ve genellikle kalite de düşüyor.   14- GEREKSİZ MASRAF KALEMLERİNİ BAŞTAN KISIN Yeni bir deneyim olarak bakıldığı için genelde tatillerde daha bonkör davranabiliyoruz. Günlük hayatınızda nasıl olursa olsun, bazı küçük gereksiz masrafları hiç yapmayabiliriz. Alışveriş çılgınlığına dikkaet edin.   Vize Aracı Şirketi: Vereceğiniz 35 Euroluk masraf sizi ortalama bir AB ülkesinde bir gün geçindirir. Zorunlu bir hal yoksa kendi vizemizi kendimiz alalım. Hafiflik İyidir: Çantanıza koyduğunuz her gereksiz parça sizin için maddi manevi külfet. Hatta bir çantayı direkt iptal etseniz uçak biletiniz bile ucuzlayabilir. Hafif olun, esnek olun. Unutmayın bu her türlü gezi için altın kuraldır. Hem bunu genel hayatımıza da uygulasak da şahane olur. Madde ve eşya bağımlılığından kurtulun. Kur Farkı:Kurdaki dalgalanmaya dikkat ederiz, mümkün olduğunca al-sat işlemlerimizi doğru anda yaparız. Çok kişiysek tüm bütçeyi bir kerede TL’den çevirir özel kur alırız. (Hiç küçümsemeyin 400 Euro bütçeli 4 kişi 1600 Euro bozmaya ya da almaya gitsin 3-4 kuruştan 45-55 Lira kâr elde eder, o da evden havalimanına bedava ulaşım demek en azından. Kredi Karı Kullanımına Dikkat: Mümkünse nakit harcarız, kart komisyon almasa da sevgili bankalarımız kötü kur uygular. Kredi kartı tatil bütçemiz değil, başlangıçta taksit imkanı, tur sırasında da acil durum destek aracıdır. Ortak Masrafları Toplu Alın: Yalnızlaşmaya ve bireysel tüketime alışsak da, birlikte alışveriş her türlü daha uygundur. 2 tane 330 ml. kola alacağına 1 litre kola + iki plastik bardak alırsın daha ucuz olur. Kola gibi küçük bir örneği, oda kiralama, taksi tutma, süpermarket alışverişi, grup indirimi yapılan her bilet gibi tüm kalemlerde büyütebilirsiniz.
İSTANBUL'DA MUTLAKA GEZİLMESİ GEREKEN 5 YER
23-03-2015 Gonca KÖPRÜLÜ 742 Görüntülenme
İstanbul sarayları, camileri, surları ve müzeleri ve pek çok cazibe noktası ile buram buram tarih kokan bir şehirdir. Her bir köşesinde geçmişten bir ize rastlayacağınız bu büyülü şehri keşfe çıkmadıysanız, bu 10 mekanı gezi listenize eklemelisiniz.  1) Ayasofya Görkemli mimarisi ile pek çok turisti kendine hayran bırakan Ayasofya Müzesi, şehirde görülmesi gereken mekanların başında yer alır.532 yılında Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından yaptırılmış olan bu yapı, daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir. Dünya kültür mirasının baş yapıtları arasında yer alan Ayasofya, tarihe tanıklık etmek isteyenler için güzel bir gezi durağıdır.    2) Kız Kulesi  İstanbul Boğazı’nda salacak açıklarında, küçücük bir adacık üzerinde konumlanmış Kız kulesi, şehrin önemli simgelerinden biridir. Çeşitli efsanelere dayanan bu kule, bir rivayete göre kralın kızını korumak için yaptırdığı bir sığınaktır. Sırf bu gizemi anlayabilmek için bile görülmeye değer. Günümüzde restoran ve bar olarak hizmet veren bu nadide yapı, müthiş boğaz manzarasıyla, sevdiklerinizle veya eşinizle romantik bir akşam yemeği veya huzurlu bir öğle molası için tercih edebileceğiniz ideal bir mekandır.      3) Yerebatan Sarnıcı  Suların içinde yükselen sütunları ve hakkında çıkan ilginç efsanelerle öne çıkan Yerebatan Sarnıcı, oldukça merak uyandırıcı ve ilgi çeken yerlerden biri. Bizans İmparatoru tarafından sarayın su ihtiyacını karşılamak amaçlı yaptırılan Yerebatan Sarnıcı, Fatih Sultan Mehmet döneminde bu amaçla kullanılmış. Bir rivayete göre, sütunların üzerindeki şekillerin göz yaşını andırması tesadüf değil. Bu şekillerle büyük Basilika yapılırken kaybedilen kölelere duyulan üzüntü anlatılmak istenmiş. Bu sebeple Yerebatan Sarnıcı mimarisiyle de oldukça ilgi görmektedir.    4) Topkapı Sarayı  İhtişamlı ve büyüleyici mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Topkapı Sarayı, İstanbul’da görülmesi gereken başlıca yerler arasındadır.1478 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan saray, 400 yıl boyunca padişahlara ev sahipliği yapmış olup devlet yönetiminin gerçekleştiği ana merkez olma özelliğini taşımıştır. İlk olarak Abdülmecit döneminde ziyarete açılan Topkapı Sarayı, Osmanlı döneminden kalma izleriyle tarihe tanıklık ederken, tüm gizemi ile turistlerin ilgisini çekmektedir.      5) Haseki Hürrem Hamamı Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan adına Mimar Sinan'a yaptırılmış olan hamam, İstanbul’un en güzel tarihi yapılarından biridir. Mimar Sinan'ın yaptığı en büyük hamam olarak bilinen bu yapı, günümüzde diziler sayesinde popülerliği artmış ve ilgi çekici mekanlar arasında boy göstermeye başlamıştır. Haseki Hürrem hamamının sıcak atmosferinde güzel bir hamam sefası yapabilirsiniz.