Cibuti Hakkında Genel Bilgi
Cibuti Hakkında Genel Bilgiler Aden Körfezi‘nin Kızıl Deniz‘le buluştuğu yerde, Doğu Afrika’nın sakin fakat stratejik olarak önemli ülkelerinden dir Cibuti. Nüfus bir milyona yakın olan Cibuti’nin başkentinin adı da Cibuti dir.  Önemli bir kısmı mülteci, tam bir sömürge ülkesidir. Cibuti bir orduya sahip değildir, Amerikan ve Fransız üsleri bu görevi sağlamaktadır.     Cibuti’ye gitmenizin en kolay yolu Türk Hava Yollarının TK686 nolu seferi ile 6 saat kadar süren yolculukla direk uçuş yapabilirsiniz. . Cibuti Uluslararası havalimanı küçük bir yer ve teknolojiden de uzak. Kapıda vize alıp Cibuti’nin sıcak yüzüyle karşılaşıyoruz Mavmavi bir gökyüzü ve her daim çok sıcak olan bu ülkede. Havadan görülen manzara ise dehşet verici. Halkın geneli ciddi derecede fakirdir. Her tarafın barakalardan oluşan evlerle dolu olduğunu görüyoruz. Yer yer zenginlerin villalar göze çarpıyor.     Havaalanı etrafında bir nebze düzgün bir şehir görüntüsü görseniz de sonrası harap halde. Şehirde kocaman çöp yığınları, açık kanalizasyonlar ve yıkık dökük evler göze çarpıyor . Cibuti’yi önemli yapan şeylerin en başında limanı ve Kızıldeniz’e girişindeki konumu yer alıyor. Başkent dahil ülkede Kızıldeniz’in muhteşem hali dışında görülebilecek pek bir şey yok. Özellikle sualtı meraklıları için iyi bir adres denebilir. Kızıldeniz’deki canlı çeşitliliğinin en güzel örneklerini bulabilirsiniz Cibuti’de. Goubet kıyıları yılda 300 gün aralıksız 15 ila 30 knot arası esen rüzgârıyla uçurtma sörfü meraklılarını kendine çekiyor. Şehirde fotoğraf çekmekte zorlanabilirsiniz çünkü tepkiler çok fazla. Biraz sohbetten sonra ancak birkaç kare fotoğraf alabiliyorsunuz. Bocce denilen eskiden İngiliz soylularının oynadığı sonradan ise Fransızlar aracılığıyla Cibutililere geçen bir oyun var ki akşam saatlerinde, Khat çiğneyip bocce oynayan bu adamları sıklıkla görmeniz mümkün. Cibutiye nezaman gidilir, Kasım ile Şubat ayları arasında gitmelisiniz.   Görmeniz Gereken Yerler Listenize, Cibuti'de gezilecek yerler için başlıca Abbe Gölü, Assal Krater Gölleri, Danakil Çöküntüsü, Khor Ambado Beach, Moucha Island diyebiliriz. Abbe Gölü Bir tuz gölü olan Abbe Gölü, 450 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. 110 bin metrekarelik bölümü ise tamamen tuzla kaplı olan bu bölge, ülkeye gelen turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında.     Assal Krater Gölleri Asal Gölü, Cibuti'de bulunan bir krater gölüdür. Deniz seviyesiden 156 metre alçakta bulunan göl Afrika'nın en alçak noktası olma özelliğini taşır. Tuz ticareti yapan yerel halkı deve kervanlarıyla birlikte fotoğraflayabilir, hatta tuz yoğunluğu hayli yüksek olan gölde yüzebilirsiniz.     Danakil Çöküntüsü Cibuti sınırı yakınındaki Etiyopya’da bulunan Afar üçgeninin bir parçası olan Danakil Çöküntüsü, deniz seviyesinin 100 metre altında yer alıyor. Bu bölge yaklaşık 35 santigrat derece ile gezegendeki en yüksek ortalama sıcaklığa sahip yer unvanına da sahip. Dünyada cehenneme açılan kapı olarak anılan Danaki Çöküntüsü, 3,2 milyon yıllık ünlü insansı fosil Lucy (Australopithecus afarensis)’nin de bulunduğu yer.     Khor Ambado Beach Ülkenin en ünlü plajı olan Khor Ambado Beach, Fransız Plajı olarak da isimlendiriliyor. Bunun sebebi ise ülkede yaşayan Fransız askerlerin ve ailelerinin de bu plajı kullanması. Yüzme, dalış ve çeşitli su aktivitelerini yapabileceğiniz eğlenceli bir yer olan bu plaj, temiz suları ve upuzun kumsalıyla yaz tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden.     Moucha Island Moucha Adası, Cibuti’de dalış yapabileceğiniz en güzel yerlerden. Kızıldeniz’in büyüleyici mercan resiflerini görüp, balina köpek balıklarıyla yüzme deneyimi yaşayabileceğiniz bu dalış noktasına gitmek için Cibuti şehrinden hareket eden tekneleri kullanabilirsiniz. Bu teknelerle adaya ulaşmak ise yaklaşık 10 dakika sürüyor.    
22-09-2017 - Burç İNAN
DISNEYLAND PARIS
Disneyland Paris, yani Eurodisney bir masal şehri... İçindeki çocuğu yaşatan herkesin zevk alacağı bir eğlence merkezi. Paris'ten tren ile ulaşım mümkün. RER A treni ile Marne la Vallee - Parc Disneyland durağına ulaşabilirsiniz. 35-40 dakikalık bir yolculuk. Sabah 10'da açılıyor, akşam kapanış saati de biz gittiğimizde 10'du diye hatırlıyoruz. Kapanış saati değişebiliyormuş, gitmeden internetten kontrol edilebilir. 1 gün içinde her yerini gezip bitirmek imkansız, mümkün olduğunca erken gitmekte yarar var.     Disneyland 2 bölümden oluşuyor. 1. park daha büyük olan ve daha önce yapılmış olan Disneyland Park. 2. park ise Walt Disney Studios Park olarak geçiyor. Bu büyülü atmosferde masalsı bir gün geçirip çılgınca eğlenmenin de bir bedeli var tabii ki. 2 park için giriş ücreti bizim gittiğimiz tarihte yetişkinler için kapıda 74 euro idi. Biz onu da önceden tarih belirleyip internetten satın aldık ve 53 euroya geldi. Bu aşamada süper arkadaşımız Seyran devreye girdi ve Disneyland'ın 20. yıl kutlamaları şerefine düzenlenmiş bir kampanyaya dahil etti bizi. Kısacası gitmeden önce kampanyaları takip etmek ve internetten bilet satın almak iyi fikir.      Discoveryland, uzay temalı atraksiyonların olduğu bölüm. Burada Space Mountain: Mission 2 mutlaka denenmeli. Aya yolculuk temalı bu roller coaster, yetişkinlere tavsiye ettiğim bir aktivite. Ama 50 yaş üzerine tavsiye etmiyorum, annemle babam bindiler, "para ile manyaklık" olarak tanımladılar ve bizimle gezmekten vazgeçtiler :)   Fantasyland daha ziyade çocuklu misafirler için. Buranın en popüleri "Peter Pan's Flight". Her daim çok sıra olurmuş, hele haftasonu...   Adventureland maceraperestlerin bölümü. Karayip korsanlarının gemisi var burada. Yetişkinler için Indiana Jones and the Temple of Peril mutlaka denenmeli.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
LİBERALİZMİN BAŞKENTİ, EĞLENCENİN LOKOMOTİFİ AMSTERDAM
Red Light District: Zaten gezeceksiniz. O yüzden buraya gezilmeli bölümü olarak değil rehber olarak bakalım. Red Light Bölgesi özgürlükler şehrinin ekstra özgür bölümü. Hayat kadınları burada sıralanıyor, bolca da coffe shop, amusement center (mini kumarhane, oyun salonu) ve birkaç peep show tiyatrosu var. Kanallarla dolu Amsterdam’ın iki kanal arası bölünmüş bloklarından oluşan hepi topu birkaç adımlık alan. Başından sonuna durmadan 15 dakikada yürünür ama durduğunuz için günler de sürebilir.Coffe shop’lar için ideal sokak Warmoesstraat. Marihuana dışında farklı hafif keyif vericiler için de birçok Smart shop bulunmakta. Bu smart shoplar’dan destek alarak “magic truffles” deneyebilirsiniz.     Peep Show Tiyatroları: Çok sayıda var Red Light Bölgesinde. En pahalı olanı (arada birkaç Euro fark var) en iyisidir. Ona girin. Etkinlikler tüm gün ‘tekrarlama’ prensibine göre sürüyor. Ortalama 6 gösteri 60 dakika sürüyor ve saat başı tekrardan başlıyor gibi düşünebilirsiniz. Akşam belirli bir saatt (Genelde 23:00) kapanıyorlar. Akşam üstü 19:00, 20:00 arası girerseniz, beğenmeniz durumunda aynı gösteri route’unu tekrar izleyebilirsiniz. Giriş biletinden sonra içeride kalış süresi sınırsız. İlk iki içki ücretsiz, devamının fiyatı da makul. (Düz bara, bakkala göre değil, herhangi bir eğlence mekanına göre)   Dam Meydanı: Klasik Avrupa meydanlarından biri. Meşhur istasyona doğru giden Rokin Caddesi ile DamStraat’ın kesişiminde Madame Tussaud’s Müzesi’ni de içine alan keyifli bir meydan. Neredeyse 24 saat canlı, geceleri bile bir sokak gösterisi bulunabilir. Tadını çıkarın.   Vondelpark: Amsterdam’ın kocaman parkı. Bir konsere ya da festivale denk gelirseniz mutlaka katılın, olmadıysa da bisiklet kiralayın ve bu doğa harikası yeşilliklerde ‘kafanızın keyfi’ni yaşayın. Truffle eşliğinde parkın ortalama ücra bir köşesinde oturursanız ördekler ve kazlar size eşlik edecektir. Hele tohumlarını döken bir ağacın altında… Ayrıca parkın bisiklet yollarını yaya olarak da takip edin inanılmaz kısa geçişler sizi tropik bir bölgede hissine yönlendirir.     Museumplein: Müzeler bölgesi. Aşağıdaki müzelerin çoğunu ihtiva eder, gidiniz. Sadece müze ile sınırlı kalmaz, sürekli canlı ve eğlenceli nefes alan bir meydandır. Akşamları takılmak için de birebir. Hem yerel, hem turistik tam bir kozmopolite burada.   Van Gogh Müzesi: Zat-ı şahanenin 200 civarı eser ve kendisiyle ilgili bilgilerin yer aldığı müzenin giriş ücreti 15 Euro.   RijksMuseum: Hollanda’nın en önemli güzel sanatlar müzesi. Detaya girmeyeceklere 2 saatlik bir tur oldukça yeterli. Detaycı sanat severlerin tam gün ayırması önerilir.   Stedelijk Müzesi: Modern sanatlar müzesi: Gezici sergi ilginizi çekiyorsa girebilirsiniz. Müzeler bölgesinde yer alıyor. Biz girmedik, bilgi veremeyeceğim. Fiyat sergiye göre değişiyor.   Rembrantplein Square: Yine canlı meydanlardan biri. Birçok casino da burada yer alır. Gece hayatının önemli merkezlerinden.     Anne Frank Müzesi:  2. Dünya Savaşı sırasında yazdığı günlüğüyle dönemle ilgili en meşhur tanıklığı sunan Anne Frank’ın günlüğünden alıntılar, tarihi belgeler, fotoğraflar ve film karelerinin yanı sıra orada saklanan ve onlara yardım eden insanlara ait eşyalar evde yaşananlara ışık tutmaktadır. Anne’in orjinal günlüğü ve diğer not defterleri de müzede sergilenmektedir.   Leidseplein Square: Trafiğe kapalı bu alan bisikletlerden de kurtulabileceğiniz bir nokta. Sürekli aktif ve eğlenceli. Gece hayatının en önemli merkezi.   Marken & Volendam: Trenle yarım saat mesafede Volendam kasabası ve tekneyle geçeceğiniz Marken yarım adası eski, doğal, tarihi Hollanda’yı görmek için bulunmaz fırsat. Lale bahçeleri, yel değirmenleri ve peynir fabrikaları size hoş bir Hollanda köyünü derinliklerine kadar hissettirecek. Peynir fabrikasındaki numune ürünlerin her birinin tadına bakmayı unutmayın.   Haarlem: Amsterdam’a trenle 15 dakika mesafede bulunan bu küçük şehirde, küçük cafelerde oturabilir, şehrin huzurunu içinize çekebilirsiniz.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
FARKLI TARİHLERDE İNŞA EDİLDİLER, AYNI ANDA ÖLDÜLER: 1993
Mostar, Hepimizin savaşta yıkılan ve sonradan yapılan, meşhur Osmanlı köprüsü ile tanıdığımız bu güzel Bosna Hersek şehri bu ülkeye yapılan tüm Balkan tur programlarının önemli bir noktası. Neretva Nehrinin etrafına kurulu Mostar; Hersek idari bölgesinin en büyük şehri ve birleşme öncesi başkenti. 2005 yılında tüm eski şehir bölgesi Unesco Kültür Mirasları listesine girmiş ve korunmaktadır.     MOSTAR’DA GÖRÜLECEK YERLER   Köprünün İki Yakası: Bu küçük şehirde köprünün iki yakasını da gezerseniz her şeyi görmüş sayılırsınız. Mini müzeleri ve sokak arası şehitlikleri ziyaret etmeyi lütfen unutmayın.   Mostar Çarşısı: Gezilesi bir çarşısı var. Küçük hediyelik eşyalar için de fiyatlar nispeten makul.     MOSTAR NOT DEFTERİ   Kısa tutun:Yarım günlük bir şehir burası, konaklama yapmayıp yakın bir başka noktaya geçebilirsiniz. Tabii ki akla gelen ilk örnek Saraybosna   Koski Mehmed Paşa Camii Minaresine çıkın: Köprü de dahil güzelim şehri minarenin üstünde, yüksek ve iyi bir kadrajdan görebilirsiniz.(Çıkış yabancılara 4, Türklere 2 €)   Düşünmeye zaman ayırın: Mostar gezisi insana düşünecek çok şey veriyor. Diliniz, dininiz, ırkınız ne olursa olsun ‘insan’ olan herkesin düşünebilmesi için oldukça acı deneyimler bu topraklarda yaşanmış. Koşuşturmacaya biraz ara verip Neretva Nehri’ne doğru bakarak sakin sakin derinlerde kaybolmak ve sorgulamak için bir şans.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Dünyada Görülmesi Gereken 10 Şelale
10. Nohkalikai Şelalesi Hindistan'daki Nohkalikai Şelalesinin yemyeşil ormanın içerisinden gelerek yaklaşık olarak 335 mt den aşağı dökülen sularının oluşturduğu doğal havuz görülmeye değer yerlerden biridir.   09. Yosemite Şelalesi Amerika'daki Yosemite Ulusal parkında yeralan dünyanın en yüksek 5. şelalesi olan Yosemite, senede bir kez ortaya çıkan kırmızı renkli görünümü ile lav şelalesi olarak da anılır.   08. Plitvice Şelalesi Yeşil ve mavinin uyumulu görünümü ile kendine hayran bırakan Plitvice Şelalesi doğal güzellikleri ile dikkat çeken Hırvatistan'ın en renkli noktalarından birirni oluşturur.   07. Sutherland Şelalesi Yeni Zelanda'nın en yüksek şelalesi olarak geçen Sutherland şelalesi, Fiorland Ulusal Parkına gelen ziyaretçileri güzelliği ile etkilemektedir.   06. Niagara Şelalesi Dünyanın en çok ziyaret edilen şelalelerinden birisi olan Niagara şelalesi Amerika ve Kanada sırı arasında kalır. Niagara şelalesi, Horseshoe, amerikan Falls ve Bridal Veils Fall isimli üç büyük şelaleden oluşur.   05. Kaietetur Şelalesi Bir Güney Amerika ülkesi olan guyana'daki potaro nehri üzerinde akan ve dünyanın en güçlü şelalelerinden biri olan kaieteur şelalesi cennetten bir köşeyi anımsatan göntüsü ile yağmur ormanlarını süslemektedir.   04.Angel Şelalesi Venezuela sınırları içerisinde bulunan  yerli dilinde ise Kerepakupai Vena olarak da adlandırılan 979 mt yüksekliği ile dünyanın en yüksek şelalesi olan Angel şelalesi'nin suları toplam 807 mt boyunca direk tabana doğru dökülerek izleyenlere unutulmaz bir manzara yaratmaktadır.   03. Victoria Şelaleleri UNESCO dünya mirası listesinde bulunan, Zambiya ve Zimbabve sınırları arasında bulunan ve ismini İsveçli bir kaşifin koyduğu Victoria şelaleleri, ziyaretçilerini şelale üzerinde yükselen ve hiç kaybolmayan devasa bir gökkuşağı ile karşılıyor.   02. Gullfoss şelalesi İzlanda'daki Hvita nehri üzerinde bulunan ismini "altın şelale" anlamına gelen, büyük bir çatlağın üzerinde yer aldığı için ilginç bir görüntü oluşturan Gullfoss şelalesi, muhteşem doğası ile görenleri büyülüyor.   01. Iguazu Şelaleleri Her yıl yüzbinlerce kişi tarafından ziyaret edilen bu eşsiz şelaleler Brezilya, Arjantin ve Paraguay ülkelerini birbirinden ayırarak yaklaşık 270 küçük şelaleden oluşan Iguazu şelaleleri'nin en büyük kısmı olan şeytan gırtlağı ziyaretçilerini görkemli ama ıslak bir yolculuğa çıkartıyor.  
15-09-2016 - Burç
ŞÖMİNE BAŞI KEYİF YAPABİLECEĞİNİZ 5 YER
Ateş insanlık için çok önemli bir icat! İnsanoğlu ateşle ısındı, ateşle korundu ve pişmiş yiyecekler tüketmeye başladı. Dolayısıyla ömrü uzadı, beyin kapasitesi arttı, daha gelişmiş bir yaşam formuna dönüştü. Kesinlikle modası geçen bir icat olmadı ateş! Günümüzde hala nimetlerinden faydalanıyoruz. Ateşin her alanda insanlığa ve teknolojiye katkısı devam ediyor.       Tek fark, artık ateşi ham olarak görmeye çok alışkın değiliz. Görünce de bizim için farklı anlamlar ifade ediyor. Çıtır çıtır yanan odunların sesi, ateşin ısısı ve alevin turuncusu bir araya gelince üzerimizde rahatlatıcı bir etki oluşuyor, gevşiyoruz.   Ateş günümüzde romantizmin de sembolü; yaz akşamlarının romantizmi kamp ateşi etrafında yaşanırken, kış romantizminin adresi şömine başı sohbetler!    Haydi gelin evdeki şömine fonlu Digitürk müzik kanalını kapatıp, "hakiki" şömine başı keyfini yaşayabileceğimiz 5 yer görelim:   1- Alaçatı Hep yazın gidiyorsunuz diye içerliyorum, atlayın uçağa kışın da gidin! Hem daha ucuz, hem de kışın Çeşme'de yapılacak çok şey var! Çeşme'nin termal sularında yüzüp, Alaçatı'nın meşhur cumartesi pazarında alışveriş yapmak alternatifler arasında.     2- Şirince Mayalar'ın torpil geçtiği bu şirin köy de İzmir'e yakın alternatifler arasında. Şirince Köyü'nde şarap mahzenlerini gezebilir, köyün kilisesini görebilir, köylülerin el emeği ürünlerinden satın alabilirsiniz. Köyden çıkınca Efes Antik Kenti, Meryem Ana Evi ve  Selçuk yakın mesafede gezilebilecek yerler arasında. "Nesin Matematik Köyü" bu köyde yaz ve kış okulları ile gönüllü hizmet veren bir oluşum. İlginiz varsa bir matematik çalıştayına denk gelmeniz mümkün. "Matematikle işim olmaz, bana magazinle gel" derseniz de Tarkan'ın Şirince'den bir çiftlik evi aldığı söyleniyor. Yani benden duymuş olmayın ama köyde Tarkan'a rastlama ihtimaliniz de var :P Şömineli tesis olarak Güllü Konakları veya Kirkinca Hotel düşünülebilir. Daha da çok yer vardır ama bir lokalden bilgi almak iyi olabilir.   3- Kirazlı Kirazlı Kuşadası'na bağlı, kahvaltısı ve yerel lezzetleri ile ön plana çıkan bir yer. Kirazlı Köyü'nün biraz ilerisindeki Gökçealan Köyü'nde ise Toscana rüzgarları estiren bir bağ evi - otel var. Yedi Bilgeler Şaraphane Oteli karı-koca göz doktoru bir çift tarafından kurulmuş, gayet şık bir tesis. Bazı hafta sonları müzikli konsept geceler düzenliyorlar. Alanında kaliteli bir müzik grubu sahne alıyor, gecenin yemekleri usta şefler tarafından hazırlanıyor. Kirazlı veya Gökçealan'a gelirseniz gününüzü Şirince, Selçuk, Efes ve Meryem Ana taraflarında geçirebileceğiniz gibi Kuşadası'na da gezmeye gelebilirsiniz.     5- Sapanca  Biz önümüzdeki hafta sonu İstanbul'dan arkadaşlarımızla Sapanca'da villa  tatili yapıp şömine karşısında oyunlar oynayacak, bir gün Kartepe'ye çıkıp karın keyfini sürecek, diğer gün ise Sapanca Gölü etrafında doğanın tadını çıkaracağız. Eminim daha çok yer vardır şömine keyfi yapılabilecek, ama 2015 kışında bu 5'i ile idare edelim. Belki sizin de önerilerinizle seneye kış yeni bir 5li hazırlarız.   O zamana kadar sıcacık günler dilemeden önce son bir not: Şirinceli bir abiden aldığımız sıcak şarap tarifini de paylaşmak istiyoruz ki şömine keyfiniz katlansın... 70lik bir şişe şarabın içine konulacaklar: - 2 portakalın kabuğu - 1 elma kabuğu - 1 çubuk tarçın - 5 adet karanfil - 1 parça zencefil - 3 kaşık bal Bir tencerenin veya çaydanlığın içinde hazırladığınız bu karışımı bal eriyene kadar ısıtıyorsunuz. Ve sıcak şarabınız hazır! Üzerini meyve parçaları ile süsleyebilir, tarifi kendinize göre yorumlayabilirsiniz. Çaydanlıktan servis etmesi daha kolay oluyor, bilginize...  
23-03-2015 - Gülten YALÇINKAYA
MALTA'YA GİTMEK İÇİN 10 NEDEN
Malta Güney Avrupa’da bulunan bir adalar devletidir. Orta Akdeniz’de yer alan bu devletin başkenti Valletta’dır. Bu güzel ülkeye gitmek için çok sebep var. İşte karşınızda bizim sayabileceğimiz Malta'ya gitmek için 10 neden:   1)Ilıman İklim: Kışın ortalama 14 dereceyi bulan, yazın ise ortalama 32 dereceye çıkan hava sıcaklıkları Malta’yı 4 mevsim ziyaret edilebilecek bir destinasyon haline getiriyor. Kışın ılık bir kaçamak yapmayı kim istemez ki?                                   2) Ulaşım: Ülkemizden Malta’ya direkt uçak seferleri mevcut. Erken rezervasyon ile uygun fiyatlı uçuş bulmanız mümkün. Direkt uçuş İstanbul’dan iki buçuk saat sürmektedir ki bu zaman diliminde bazen İstanbul’un bir semtinden diğer semtine ulaşamayabiliyoruz. 3) Kültürel ve tarihi zenginlik: Malta sırayla Fenikeliler, Roma İmparatorluğu, Araplar, Şövalyeler, Fransızlar ve İngilizler tarafından istilaya uğramış bir ada ülkesi. Bu kadar istilanın sebebi tabii ki adanın Akdeniz'in ortasındaki muhteşem konumu.Ülkede geçmiş uygarlıkların izleri hala duruyor. Mdina'nın orta çağ atmosferinden sonra şövalyelerin izleri, İngilizler'in mirası sağdan akan trafik ve kırmızı telefon kulübeleri hatıralarınızda yer edecek.   Tarihte daha da geriye gitmek isterseniz Tunç devrinden kalma yeraltı mezar odası Hal Saflien Hypogeum'u ziyaret edebilirsiniz. Tabii 2 hafta önceden randevu almak koşuluyla. Kısacası Malta, tarihe ilgisi olanlara şiddetle tavsiye edilir. 4) Gezilecek muhteşem yerler: Başkent Valletta, Unesco koruması altındaki Mdina, rengarenk kayıkların süslediği Marsaxlokk adanın en güzel yerleri arasında. Malta'nın tam ortasındaki Mosta şehri ve şehirdeki kilisenin mucizesi de keşfedilmeyi bekliyor. Üstelik ada çok büyük olmadığı için ada içi ulaşım kolay, her an her yerde olabiliyorsunuz.   5) Deniz, kum, güneş: Bu üçlüye Malta'da doyuluyor. Özellikle Gozo Adası bakir plajları ile turistlerin gözdesi.   6) Sportif Etkinlikler: Her yaşta turistin ilgisini çekecek aktivitelerle dolu bir yer Malta. Yürüyüş, rüzgar sörfü, yamaç paraşütü ve dalış adanın en keyifli aktiviteleri. Özellikle tüplü dalış için müthiş noktalar bulunuyor.   7) Resmi dil İngilizce: Maltaca'nın yanısıra İngilizce de resmi dil olarak kabul ediliyor. Bu durum Malta’ya gittiğimizde rahatça iletişim kurmamızı ve seyahatimizi sorunsuz geçirmemizi sağlıyor. Resmi dilin İngilizce olması Malta'yı dil eğitimi için de ideal bir konuma taşıyor. İnternette araştırınca karşınıza birbirinden değişik fırsatlar sunan okullar çıkacaktır ama ülkenin başta gelen dil okullarından biri olan Maltalingua  İngilizce Dil Okulu Malta’ya gitmek isteyenlere önerimdir. Bu dil okulu kişiye özel dil eğitiminin yanında aynı zamanda sizlere Malta’da tatil imkanı sunmakta.   8) Ucuz bir ülke: Özellikle diğer İngilizce konuşan ülkelerle kıyaslandığında  tatil için uygun fiyatlı bir seçenek. Ülke içindeki ulaşım, yemek ve diğer ihtiyaçlarınız için ayırmanız gereken bütçe de yine Avrupa'ya oranla daha düşüktür.   9) Misafirperver halk: Ülke ekonomisinin büyük bir kısmını turizm oluşturmakta, dolayısıyla turisti seven bir ülke Malta! Akdeniz’de olması bizim kültürümüze yakınlığını da beraberinde getiriyor. Yabancılık çekmeden Malta’da uzun bir tatil geçirmek mümkün. Güvenli bir yer olduğunu da hatırlatmak isteriz.   10) Kendinizi evde hissedebilirsiniz: Kendine has lezzetli Malta yemeklerini zaten tadacaksınız ama Türk yemeğini özlerseniz de Malta’da çok sayıda Türk restoranı bulabilirsiniz. Eğer Malta’daki kalış süresinizde Türk dizilerini kaçıracağınızı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, çünkü uydu yayınlarından Türk kanallarına ulaşmanız da mümkün. Malta, Avrupa Birliği bünyesinde bir ülke. Bu nedenle ülkeye giriş Schengen vizesiyle yapılabilmekte. İstanbul ve Ankara’da konsolosluğu olan Malta, diğer birçok Schengen ülkesine göre ülkemiz vatandaşlarına kolaylıkla vize vermektedir.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
İZMİR'DE GEZİLECEK YERLER
 İzmir merkezde görülecek yerler kadar, İzmir civarında gezilecek yerler de her türlü zevke göre İzmir kalkışlı tur seçeneği sunuyor. Her zamanki gibi sadece yaşanmış gezi notlarını yazdığımız için şehir dışındaki noktalar alternatif sayfada gezdiklerimiz ve İzmir önerilerimiz olarak ayrılıyor. Gidemediğimiz yerleri de vaktiniz olur diye sıraladık, siz bize yazar ya da aşağıya yorum olarak girerseniz, İzmir gezi yorumları olarak diğer okurlara da faydası olur.     İzmir Saat Kulesi: Şehrin sembolü olan yapı Konak Meydanı’nda yer alıyor. 1901’de Sadrazam Mehmet Sait Paşa tarafından Fransız mimar Raymond Charles Pêr’e’ye yaptırılan kule 25 metre boyunda ve 4 çeşmeli. Saati de Almanların hediyesi. Gündüz meydanın canlılığı içinde güzel bir buluşma yeri olurken, gece de ışıklandırılmasıyla ayrıca güzel. Vaktiniz olursa fotoğraflamak için hem gündüz hem gece gitmenizi öneririz. Orijinal haline sadık korunan kulenin ilk yapılışında yer alan Osmanlı Tuğrası ve işaretler, Türkiye’de sanatın genç cumhuriyet döneminde başladığı mesajını vermek için daha sonra kaldırılmıştır.     Tarihi İzmir Kemeraltı Çarşısı: Bize göre nam-ı diğer “kot lazım mı? çarşısı”. Konak Meydanı’nın devamında yer alan bu kalabalık çarşı şehrin tarihi alışveriş noktalarından. Sürekli kalabalık olan bu Çarşı, ucuz alışveriş kadar ufak lezzet noktalarıyla da davetkar. Yudumla isimli kafede geçerken soğuk soğuk karadut şerbeti içtik ki bayıldık, o sıcakta iyi gidiyor.     Konak İskelesi: Meydanın iskelesi hem Karşıyaka’ya geçiş amacıyla deniz ulaşımı için, hem de etrafında takılmak için kullanabileceğini, ziyaret edebileceğiniz tarihi iskele.     Kızlarağası Hanı: Çarşı’nın içindeki birçok handan en meşhuru. Çok ahım şahım bir esprisi yok, hediyelik alışveriş ve tarihi handa bir çay keyfi için iyi bir durak.             Agora Harabeleri: Çarşı’nın içinde boş boş yürümektense, kahverengi tabelaları takip ederek kendinize bir hedef edinebilirsiniz. Bu tabelaların en yaygını bizleri Agora Harabeleri’ne çıkarıyor. Henüz kazı çalışmaları tam bitmemiş büyük ölçekli tarihi harabeler İzmir’de ziyaret edilesi değerli bir nokta mı bilemeyiz. Dışarıdan oldukça büyük bir kısmı görülen Agora Harabelerinin giriş ücreti 5 TL.           İzmir Tarihi Asansör Binası: Birinden diğerine ulaşması zor olan, çok yüksek mesafeli iki caddenin arasındaki 58 metrelik kot farkını hızla çıkabilmek için 1907’de Nesim Levi tarafından inşa edilmiş tarihi asansör binasına günümüzde çıkış ücretsiz. Yani İzmir Asansör Binasının yapım sebebi sadece ulaşım. Günümüzde ise zirvesinden şahane bir İzmir Silueti sunan yapının üst katında bir de restoran bulunuyor.       Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Ara Sokakları: Yaşınıza bağlı olsa da muhtemelen en çok zaman geçireceğiniz yer burası. İstanbul’da İstiklal Caddesi neyse, onun bir benzeri diyebiliriz. Son derece Avrupai olan bölgenin önce kötü yanını söyleyelim, ülkemizin her yerinde olduğu gibi İzmir gece hayatının kalbi bu bölgede de klüp, dans v.s. gece yaşamı kısıtlı, daha ziyade oturmaca ve tepinmece mekanları var ama en güzel yanı sokağa yayılmış olması. Kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde mekanların önünde de masalar var ve sokakta da içki rahatlıkla içilebiliyor. Gaza gelip ilerledik bu anlattıklarımız Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde değil, tıpkı İstiklal gibi onu kesen ara sokaklarda. Sahile paralel olan caddenin sahil tarafına doğru olan ara sokaklarında mutlaka rezistans çizerek yürüyüş yapın ve her yeri keşfetmeye çalışın, her sokağın kendine has bir ruhu olduğunu söyleyebiliriz.      Kordon Boyu: Şahane, şahane, şahane. Şehir karmaşasının içinde böyle güzel bir bölgenin olması ve korunması muhteşem bir keyif. Geleneksel geyiklerimizdeki çiğdemciler (Evet İzmir’de çekirdeğe çiğdem denir) eşliğinde, gençler, yaşlılar, çalışanlar, öğrenciler pat diye çimlere seriliyor ve günün stresini atıyorlar. Gün batımı da gerçekten bi’ güzel. İsterseniz oradaki satıcılardan, isterseniz marketlerden ya da büfelerden alacağınız ıvır zıvırla ufak ufak atıştırarak sahilde yayılıp denizi koklayabilirsiniz. Mevsimine göre seyyar satıcılarda erik, çilek v.s. satışı da bulunuyor. Kordon’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bisiklet kiralama hizmeti var, mutlaka yararlanın ancak talep fazlasından olsa gerek çok park yeri olsa da genelde bisiklet bulunamıyor. Erkenci gelmek ya da gözü açık olmanın faydası var. İlk saat 2 TL, sonrası saati 1 TL, kredi kartı geçerli.     Atatürk Müzesi: Atatürk’ün İzmir’de kaldığı ev müzeye dönüştürülmüş olarak ziyaretçilerini bekliyor. 1. Kordon Atatürk Caddesi üzerindeki tarihi yapı onlarca yıllık geçmişi (1880) ile,  Atatürk’ün izlerini taşıyan bir yapı.   İzmir Fuarı: Rotamızdan ayrılıp içlere gidersek, (Konak sahilden Basmahane’ye doğru yürüyerek 10 dakika kadar) meşhur İzmir Fuarı alanını bulabilirsiniz. Fuar zamanları ilgili konunun etkinliğine ait bir alan olsa da etkinlik dışında da gitmenizi öneririz. Büyük bir şehir parkı, yürüyüş ve spor parkurları ve kocaman bir lunapark bulunuyor.    
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Angola Hakkında Genel Bilgiler
Angola'da Genel Bilgi   Ülkenin ismi, bu toprakların 16'ncı yüzyıldaki yerli sahipleri olan Bantular’ın kullandıkları N'gola kelimesinden gelmektedir. 1951'de sömürge ülke olan Angola, Portekiz'in bir denizaşırı yönetimi olarak yeniden şekillendirildi. 25 Nisan 1974'de Portekiz'de meydana gelen askeri darbe Portekiz yönetiminin Angola ve Mozambik gibi deniz aşırı sömürgelerinde bulunan askerlerini geri çekme kararı almasına neden oldu. Böylelikle, Angola'da 14 yıldır süren gerilla savaşı da bağımsızlıkla sonuçlandı.     Angola’da resmi dil Portekizce iken konuşulan dillerden en yaygın olanı Ovimbundu etnik grubu tarafından konuşulan Umbundu dilidir. Kimbundu ve Kikongo dilide diğer etnik grupların konuştuğu dillerdir. Günlük hayatlarında ise Portekizce ve Kikongo başta olmak üzere birkaç dilin karışması ile oluşmuş Angola Kreyol dili olan Kituba da konuşulmaktadır. Angola’nın nüfusu üçe ayrılmaktadır. Mozambikliler, Angola’nın kendi halkı ve Zambiyalılar dan oluşur. Başkenti Luanda olan Angolanın Para Birimi olarak Kwanza kullanılır. En çok ziyaret alan şehirleri Luanda, Huambo ve Lobito dur. Quatro De Fevereiro havalimanı ( LAD ) başkent Luanda da bulunur. Yerel saati Türkiye saatine göre 2 saat daha geridir. Angola’ya direk uçuş bulunmamaktadır . Dubai, Johannesburg, Kazablanka, Paris, Londra, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Madrid ve Lizbon’dan direk uçuşlar mevcuttur. Yoksul halkın huzurlu yaşamı yüz ifadelerindeki dinginlikten okunuyor. Pazar ayinlerinden birine mutlaka katılın. Rengarenk bubularına bürünmüş hanımlar ayin sırasında şarkı söyleyip, canlı müzik eşliğinde dans ediyorlar.   Angola’da yeme-içme konusunda hijyenik restoran bulmak oldukça zordur. Angola mutfağı deniz mahsülleri ağırlıklıdır. Özellikle sahil şeridinde taze balık, ıstakoz ve Tropik meyveler çok lezzetlidir. Yemeklerde baharatlar çok fazla kullanılır ve sebze yemeklerinde özellikle baharatın tadını çok alabilirsiniz. Ayrıca birçok dünya mutfaklarını yapan, kebap ve benzeri Türk yemeklerini de restoranlarda bulabilirsiniz.    Gittiğiniz her yerde göller, nehir ve şelale gibi, doğanın harika renklerini görebilirsiniz. Quiçama Yerel Parkı bunların arasında olanlardan bir tanesidir. Kalandula Şelalesi, ayrıca görülmeye değer, doğanın bir parçasıdır. Angola’nın doğası için aslında gezmeye gideceksiniz ve daha sonra kültürü. Angola’da ayrıca farklı müzeler ve mimari yapıları gezebilirsiniz. Luanda, Angola’nın başkenti olarak birçok gözde mekanlara sahiptir. Cidade Alta’ya gittiğinizde burada Angola’nın dini ve inançlarıyla alakalı birçok görsellere şahit olabilirsiniz. Doğa Müzesi’ne giderek, Angola’nın birçok doğasını yaşayabilir ve doğa tarihini öğrenebilirsiniz. Angola’nın bir başka kenti ise Lubango’dur. Burada Tunda Vala’ya gidip muhteşem doğa manzarasıyla beraber kalabilirsiniz. Angola, Afrika kıtasında bulunmasıyla beraber, doğa ve yerel hayatın çok fazla bulunduğu bir ülkedir ve her geçen gün gittikçe gelişmektedir fakat bu ülkenin en büyük avantajı ve özelliği ise, doğasını koruyabilmesi olmaktadır.   Ulusal Esaret Müzesi köleliğin tarihçesini gözler önüne seriyor. Portekizliler tarafından kurulmuş olan, bir dönem şehri savunan Saint Miguel Kalesi gezilebiliyor. Rio Karnavalı’nın minik bir kopyası olan Angola Karnavalı da hayli ilgi çekici. 14 Kilometre Pazarı’ndaki buralara özgü hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.   Angola doğal parklarıyla, Luanda’ya karadan bağlantılı tropik Mussulo Adası’yla, sahil şeridi Ilha, Luanda’nın güneyinde dalga sörfü ile ünlü Cabo Ledo ve Santiago plajlarıyla, bungalovlarında doğanın sesini dinleyerek konaklayabileceğiniz Ria Longa ile, değişik bitki örtüsüyle ve yaşam koşullarını kabullenmiş, herdem mütebessim halkıyla sizleri kendine bağlayacak.   Gecenin en hareketli kenti, başkent Luanda’dır. Gidebileceğiniz en güzel mekanlar; Doca, Paulos, Bay İnn, Chill Out ve Jango Valeiro olmaktadır. Jango Valeiro’da ise, Kizomba adı verilen, Angola’ya özgü,(ülkemizde de yeni yeni latin dans gecelerinde çalmaya başlayan slow müzik türü) Angola Tangosu’nu izleyebilirsiniz. Genel olarak birçok mekandaki alkollü içeceklerin fiyatları ucuz değildir fakat uygun bir mekana gitmek isterseniz, The Royal Pub’ı tercih edebilirsiniz. Ülkeyi ziyaret için en uygun zaman Mayıs – Ekim ayları arasında kalan dönemdir.   Kalandula Şelalesi,     Cidade Alta     Cabo Ledo     Tunda Vala     Angola Karnavalı
23-09-2017 - Burç İNAN
Budva Konaklama Önerileri
24-03-2015 Gülten Kaya

Budva konaklama konusunda Dubrovnik ve Üsküp’te olduğu gibi çoğunlukla Guesthouse’lar ile hizmet veren yerlerden biridir. Karadağ’ın bu önemli turizm merkezinde yeterli sayıda otel bulunmamaktadır. Burada olan oteller içinde çok az sayıda lüks otel bulunmaktadır. Budva otelleri yaz ve bahar dönemlerinde yüzde yüz doluluk oranına kavuşmakta, hatta pansiyonlar bile otel fiyatlarına yakın fiyatlarla hizmet sunmaktadır.

RESİMLER

DİĞER YAZILAR

Aracınız ile Seyahat Ederken Bunları Unutmayın!
30-11--0001 1 Görüntülenme
Çıktığınız seyahatlerde, gitmek istediğiniz her yere gidebilmenin en kolay yoludur araç ile yolculuk yapmak. Ancak unutulan bazı detaylar var ki, araba ile seyahat keyfini yarıda bırakıyor… Dikkat etmeniz gereken küçük detayları bir araya getirdik. Kendi aracınızla da çıksanız, gittiğiniz yerde bir araç da kiralasanız, seyahat araç ile olduğunda ayrı bir keyfi vardır. İstediğiniz yerde istediğiniz kadar kalabilmenin ayrıcalığı diğer yolculuklarda tadılamıyor. O halde bu ayrıcalıklı yolculuğu daha da keyifli kılmanın yollarına bakalım… Sevdiğiniz CD’ler Uzun bir yolculukta, radyo dinleyerek istediğiniz şarkının çıkmasını beklemeyin. Keşfe çıktığınız yerleri sevdiğiniz şarkılar eşliğinde gezmek tatilinizi daha da renklendirecek.                                                                                      Fotoğraf makinesi Araba ile çıkılacak yolculuklarda daha fazla eşya almanın rahatlığı vardır. Yanınızda olmasını istediğiniz her şeyi elemenize gerek kalmadan aracınıza yerleştirebilirsiniz. Ancak bu rahatlık sırasında, ‘nasıl olsa unutmam’ dediğiniz ve aslında seyahatlerin vazgeçilmezi olan bazı detayları unutmamanız gerek. Mesela fotoğraf makinesi. Daha fazla yer göreceksiniz. Hatta istediğiniz her yerde istediğiniz kadar vakit geçireceksiniz. Yüzlerce fotoğraf çekeceğinize eminiz.. Atıştırmalık Özellikle uzun yolculuklar için, yanınızda bir de en yakın arkadaşınız varsa, arabanın arkasına atıştırmalık bir şeyler yükleyebilirsiniz. Böylece her gittiğiniz yerde ayrı bir yemek masrafı ile uğraşmak yerine, evden hazırladığınız tazecik yiyecekler ve yolda aldığınız krakerler ile bütçe dengesini tutturabilirsiniz. Araç şarj cihazı Unutmamanız gereken detayların başında geliyor. Telefonunuzu sürekli şarj etmek için restoranlara girmek zorunda kalmayın. Aracınızda telefonunuzu şarj etmeniz işinizi çok kolaylaştıracak.
FARKLI TARİHLERDE İNŞA EDİLDİLER, AYNI ANDA ÖLDÜLER: 1993
23-03-2015 Gonca KÖPRÜLÜ 907 Görüntülenme
Mostar, Hepimizin savaşta yıkılan ve sonradan yapılan, meşhur Osmanlı köprüsü ile tanıdığımız bu güzel Bosna Hersek şehri bu ülkeye yapılan tüm Balkan tur programlarının önemli bir noktası. Neretva Nehrinin etrafına kurulu Mostar; Hersek idari bölgesinin en büyük şehri ve birleşme öncesi başkenti. 2005 yılında tüm eski şehir bölgesi Unesco Kültür Mirasları listesine girmiş ve korunmaktadır.     MOSTAR’DA GÖRÜLECEK YERLER   Köprünün İki Yakası: Bu küçük şehirde köprünün iki yakasını da gezerseniz her şeyi görmüş sayılırsınız. Mini müzeleri ve sokak arası şehitlikleri ziyaret etmeyi lütfen unutmayın.   Mostar Çarşısı: Gezilesi bir çarşısı var. Küçük hediyelik eşyalar için de fiyatlar nispeten makul.     MOSTAR NOT DEFTERİ   Kısa tutun:Yarım günlük bir şehir burası, konaklama yapmayıp yakın bir başka noktaya geçebilirsiniz. Tabii ki akla gelen ilk örnek Saraybosna   Koski Mehmed Paşa Camii Minaresine çıkın: Köprü de dahil güzelim şehri minarenin üstünde, yüksek ve iyi bir kadrajdan görebilirsiniz.(Çıkış yabancılara 4, Türklere 2 €)   Düşünmeye zaman ayırın: Mostar gezisi insana düşünecek çok şey veriyor. Diliniz, dininiz, ırkınız ne olursa olsun ‘insan’ olan herkesin düşünebilmesi için oldukça acı deneyimler bu topraklarda yaşanmış. Koşuşturmacaya biraz ara verip Neretva Nehri’ne doğru bakarak sakin sakin derinlerde kaybolmak ve sorgulamak için bir şans.