LİBERALİZMİN BAŞKENTİ, EĞLENCENİN LOKOMOTİFİ AMSTERDAM
Red Light District: Zaten gezeceksiniz. O yüzden buraya gezilmeli bölümü olarak değil rehber olarak bakalım. Red Light Bölgesi özgürlükler şehrinin ekstra özgür bölümü. Hayat kadınları burada sıralanıyor, bolca da coffe shop, amusement center (mini kumarhane, oyun salonu) ve birkaç peep show tiyatrosu var. Kanallarla dolu Amsterdam’ın iki kanal arası bölünmüş bloklarından oluşan hepi topu birkaç adımlık alan. Başından sonuna durmadan 15 dakikada yürünür ama durduğunuz için günler de sürebilir.Coffe shop’lar için ideal sokak Warmoesstraat. Marihuana dışında farklı hafif keyif vericiler için de birçok Smart shop bulunmakta. Bu smart shoplar’dan destek alarak “magic truffles” deneyebilirsiniz.     Peep Show Tiyatroları: Çok sayıda var Red Light Bölgesinde. En pahalı olanı (arada birkaç Euro fark var) en iyisidir. Ona girin. Etkinlikler tüm gün ‘tekrarlama’ prensibine göre sürüyor. Ortalama 6 gösteri 60 dakika sürüyor ve saat başı tekrardan başlıyor gibi düşünebilirsiniz. Akşam belirli bir saatt (Genelde 23:00) kapanıyorlar. Akşam üstü 19:00, 20:00 arası girerseniz, beğenmeniz durumunda aynı gösteri route’unu tekrar izleyebilirsiniz. Giriş biletinden sonra içeride kalış süresi sınırsız. İlk iki içki ücretsiz, devamının fiyatı da makul. (Düz bara, bakkala göre değil, herhangi bir eğlence mekanına göre)   Dam Meydanı: Klasik Avrupa meydanlarından biri. Meşhur istasyona doğru giden Rokin Caddesi ile DamStraat’ın kesişiminde Madame Tussaud’s Müzesi’ni de içine alan keyifli bir meydan. Neredeyse 24 saat canlı, geceleri bile bir sokak gösterisi bulunabilir. Tadını çıkarın.   Vondelpark: Amsterdam’ın kocaman parkı. Bir konsere ya da festivale denk gelirseniz mutlaka katılın, olmadıysa da bisiklet kiralayın ve bu doğa harikası yeşilliklerde ‘kafanızın keyfi’ni yaşayın. Truffle eşliğinde parkın ortalama ücra bir köşesinde oturursanız ördekler ve kazlar size eşlik edecektir. Hele tohumlarını döken bir ağacın altında… Ayrıca parkın bisiklet yollarını yaya olarak da takip edin inanılmaz kısa geçişler sizi tropik bir bölgede hissine yönlendirir.     Museumplein: Müzeler bölgesi. Aşağıdaki müzelerin çoğunu ihtiva eder, gidiniz. Sadece müze ile sınırlı kalmaz, sürekli canlı ve eğlenceli nefes alan bir meydandır. Akşamları takılmak için de birebir. Hem yerel, hem turistik tam bir kozmopolite burada.   Van Gogh Müzesi: Zat-ı şahanenin 200 civarı eser ve kendisiyle ilgili bilgilerin yer aldığı müzenin giriş ücreti 15 Euro.   RijksMuseum: Hollanda’nın en önemli güzel sanatlar müzesi. Detaya girmeyeceklere 2 saatlik bir tur oldukça yeterli. Detaycı sanat severlerin tam gün ayırması önerilir.   Stedelijk Müzesi: Modern sanatlar müzesi: Gezici sergi ilginizi çekiyorsa girebilirsiniz. Müzeler bölgesinde yer alıyor. Biz girmedik, bilgi veremeyeceğim. Fiyat sergiye göre değişiyor.   Rembrantplein Square: Yine canlı meydanlardan biri. Birçok casino da burada yer alır. Gece hayatının önemli merkezlerinden.     Anne Frank Müzesi:  2. Dünya Savaşı sırasında yazdığı günlüğüyle dönemle ilgili en meşhur tanıklığı sunan Anne Frank’ın günlüğünden alıntılar, tarihi belgeler, fotoğraflar ve film karelerinin yanı sıra orada saklanan ve onlara yardım eden insanlara ait eşyalar evde yaşananlara ışık tutmaktadır. Anne’in orjinal günlüğü ve diğer not defterleri de müzede sergilenmektedir.   Leidseplein Square: Trafiğe kapalı bu alan bisikletlerden de kurtulabileceğiniz bir nokta. Sürekli aktif ve eğlenceli. Gece hayatının en önemli merkezi.   Marken & Volendam: Trenle yarım saat mesafede Volendam kasabası ve tekneyle geçeceğiniz Marken yarım adası eski, doğal, tarihi Hollanda’yı görmek için bulunmaz fırsat. Lale bahçeleri, yel değirmenleri ve peynir fabrikaları size hoş bir Hollanda köyünü derinliklerine kadar hissettirecek. Peynir fabrikasındaki numune ürünlerin her birinin tadına bakmayı unutmayın.   Haarlem: Amsterdam’a trenle 15 dakika mesafede bulunan bu küçük şehirde, küçük cafelerde oturabilir, şehrin huzurunu içinize çekebilirsiniz.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
PLITVICE GÖLLERİ MİLLİ PARKI
"Plitvice Lakes National Park" parkın İngilizce adı. Plitvicka Jezera ise orijinal dilindeki ismi, yani Hırvatçası. Araba ile giderseniz bu isme dikkat, tabelalarda takip edeceksiniz çünkü.   Zadar'da 1 gece konaklayıp öğlene doğru kiralık arabamızla yine yağmurlar eşliğinde yollara düştük. Plitvice Zadar'dan yaklaşık 2 saat uzaklıkta. Zagreb'den geliyorsanız ise 1.5 saat yolunuz var demektir. Zadar ve Zagreb'den günlük turlar düzenleniyor milli parka. Araba kiralamak istemezseniz bu turlarla gidip gelmek de rahat olabilir. Otobüsle de ulaşım mümkün. Hangi şekilde olursa olsun  buraya mutlaka gidin, Hırvatistan en önemli noktalarından birini kaçırmayın! Biz normalde Hırvatistan'ın güneyinde Dalmaçya kıyılarında takılıp Zagreb'i ve Plitvice Milli Parkı'nı görmeden dönecektik. Ama ben sırf bu park yüzünden gezimizin son 1buçuk gününü ülkenin kuzeyine kaydırdım... Plitvice, göllerden ve gölleri birbine bağlayan şelalelerden oluşan sulak bir alan, etrafı ise balta girmemiş orman! Tam 16 tane birbirinden farklı seviyelerde göl var, hepsinin rengi bir başka güzel. 2 adet otoparkı ve girişi var parkın. Parking Point 1 ve 2. Biz 2. otoparka koymuşuz, dolayısıyla "upper lakes" denilen üst kısımdaki göllerden başladık gezmeye. İçeri giriş kişi başı 180 kuna, yaklaşık 24 euro yapıyor. Parkta sadece kuna ile ödeme yapabiliyorsunuz ama Euro'nuzu Kuna'ya çevirebileceğiniz döviz bürosu var. Biz girerken feci yağmur olduğu için mecburen naylon pançolardan alıp giydik.     Plitvice Göllerini ziyaret ederken en önemli şey ayakkabı! Kilometrelerce yol yürüyorsunuz, yükünüzün hafif, ayağınızın rahat olması gerek. Bizim gibi feci yağmura yakalanabilirsiniz, ayakkabınızın su geçirmez trekking ayakkabısı olması iyi olur. Veya yaz ise deniz ayakkabısı da tercih edilebilir. Ben yanımda deniz ayakkabısı olmasına rağmen bez ayakkabılarımı giyip onları mahvetmeyi tercih ettim nedense! Biz parkı günübirlik ziyaret ettik ama etrafında konaklamak için bir çok yer var. Doğa aşığıysanız parkın tadını çıkarmak için bir gece konaklayıp parkı 2 günde de gezebilirsiniz. Göller arasında yürüyüş parkurları var. Uygun ayakkabıyı giyip biletleri aldıktan sonra danışmaya gidip içeride kalacağınız saate göre bir rota belirleyebilirsiniz. Zamanınıza uygun olan rotayı seçip çoğunlukla yürüyerek, yer yer tren veya vapura binip parkı turluyorsunuz. Parka en az 4 saat ayırmalısınız.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
LONDRA'DA GEZİLECEK YERLER
Londra gezdim gördüm denmesi kolay bir şehir değil. Vardığınız andan itibaren çok büyük bir metropolde olduğunuzu hissediyorsunuz. Müzeleriyle, meydanlarıyla, tarihi yapılarıyla, farklı tarzlara ve bütçelere uygun alışveriş bölgeleriyle, parklarıyla, kendine has mahalleleriyle, etkinlikleriyle yapacak görecek çok şey vaadediyor. Aşağıda Londra’da görülecek önemli yerleri listelemeye çalıştık     British Museum: Doğru dürüst bir tane İngiliz eseri olmaması rağmen, ala ala ya da çala çala artık 7,5 milyondan fazla eseri barındıran Dünya’nın en önemli müzelerinden biri. Mimari olarak da başarılı bir binadır.   Big Ben: Westminster Sarayı’na bağlı saat kulesi Londra’nın hatta İngiltere’nin sembol yapısı. Gerçekten iltifatı hak eden bir yapı.   Westminster Abbey: Büyük katedral. Biz dışarıdan baktık, girerseniz bize de yazın. (Giriş 19 Pound)   London Eye : Aslında bir gözlem kulesi olarak kurulmuş dev dönme dolap. Biz paraya kıyamadık bir de 55 dakika sürüyor vaktimiz yoktu ama manzaranın muazzam olduğuna eminim. Zat-ı âlilerini uzaktan da fotoğraflamak önemli. (Tek kişi 16 Pound) Ayrıca altındaki park sizin, lunapark ve oyun alanı da çocuklar için davetkar.     Tower of London: Lonra’daki en eski tarihi yapılardan biri. Uzun süre hapishane olarak kullanılmış.   Tower Bridge: Tower of London’ın yakınında Thames nehrinin üzerinde iki kulenin taşıdığı devasa köprü. Şehrin Big Ben’den sonraki simge yapısı diyebiliriz.     London Aquarium: London Eye’ın hemen yanında Londra’nın akvaryumu, biz girmedik, yorumlar da çok ahım şahım değil, zevkinize kalmış. (Standart giriş 23,70 Pound, Madame Tussauds ile kombine indirimli biletler var.)   Trafalgar Square: Ana meydan. Birçok binanın yakınında olduğu için görürsünüz, geleneksel Avrupai geniş meydan kültürünün Londra yansıması. Politik gösteriler, yılbaşı kutlamaları bu maydanda yapılıyor.   Victoria and Albert Museum: Yüksek sayıda el eserine ev sahipliği yapan muazzam müze. Kesinlikle önceliklerden biri olmalıdır.   Science Museum: Keşke çocukken görebilseydim diyeceğiniz, hem küçüklere hem de büyüklere oldukça şahane bilim ve tarih işleri sunan bir müze. Teknolojisi eski kalsa da hâlâ etkileyici. Özellikle nesli tükenmiş hayvanların (başta dinazorlar) bulunduğu bölümler ve ayrı binada bulunan Darwin Centre kısmı etkileyici.   Piccadilly Circus: Gezginlerin toplandığı meydan. Gündüzü bir güzel gecesi bir başka. Meşhur reklamlı televizyon ekranları burada. Bir reklam panosu niye ünlü olur bilmiyorum ama bu dar meydanın merdivenlerinde o ekranlara karşı sokaktan alınmış birayı içmek çok keyifli. (Dikkat içmek serbest ama satışı 22:00’dan sonra yasak) Olimpiyat açılış törenini binlerce kişiyle buradan izlerken A harfinden T’ye kadar her ülke için alkışlarla v.s. geçen sırada Turkey göründüğü anda bizimle birlikte meydanı inleten 300’e yakın Türk ve destekçi müslüman ülke vatandaşlarına selam ederiz. Öyle bir gaza geldik ki, en son bir direğin üstünde kırmızı beyaz yapıyordum ve tezahurat bittiğinde Y harfindeydiler.)     Leicester Square: Büyük meydanlardan bir diğeri. Gece hayatının merkezi diyebiliriz. Casinoları gayet güvenli ve bize kazandırdığı için de güzel andığımız bir yer.   British Library: Araştırma yapmayacak olsanız da turistik olarak öncelikli olmayarak listeye ekleyin. Devasa bir yapı.   Hyde Park: 150’ye yakın büyük parkı olan şehrin tüm yeşillikleri oldukça davetkar. Her birinde birçok güzel anılar yaşayacak olsak da  burası gerçekten apayrı. Hem karada hem de Gölde bisiklette pedal çevirebilir, at binebilir, yürüyüp koşabilir, İngiliz çayı, güzel bir kahve, mis gibi bir malt bira içebilir, yemek yiyebilirsiniz ama bitiremezsiniz. Siz bitersiniz park bitmez. Büyüklüğünü şöyle belirteyim başında, ortasında, sonunda, köşelerinde 3, 5 metro durağı var, hiçbiri de öyle yakın değil.     Buckingham Palace: Sevgili kraliçe burada yaşıyor. Her öğlen saat 11:00 ile 11:30 arasında nöbet değişim programına tanıklık etmeniz gerekir. (Hava koşullarına göre bu etkinlik her gün düzenlenmeyebilir.) En az yarım saat 45 dakika önce orada olursanız iyi bir yer kapabilirsiniz.   Speakers’ Corner: Hyde Park’ın içindeki serbest kürsüde ayaklarınız toprağa basmadan pazar günleri bol keseden atabilir ya da atanları dinleyebilirsiniz. (Birleşik Krallık toprakları üstünde Kraliçe’ye laf edilemez. Ama burası toprakların üzerinde bir mermer zemindir mantığından öte gelir.)   St. Pauls Cadhedral: St. Pauls metro istasyonundan yürünerek gidilebilecek 111 metrelik katedral. Oldukça hoş bir mimari ve içerisinde de hoş bir ziyaret için gidilmeli.   Madame Tussauds: Meşhur balmumu heykel müzesinin orijinali. Bize bu da nasip olmadı, meraklıysanız girebilirsiniz.   Covent Garden: Sokak gösterilerine de ev sahipliği yapan alışveriş ve yeme içme bölgesi. Metro ile de gidilebilir, Leicester Square’den 12-13 dakika yürüyüşle de. Londra’nın sokak canlılığı en fazla olan yeri.   Harrod’s: Dünya’nın en lüks AVM’si. (Çok katlı mağazası aslında) Lüksün ne olduğunu ve kaça olduğunu turistik olarak gezebilirsiniz.     Camden Town: Eğlenceli bir alışveriş yürüyüşü için tercih edilesi bir bölge. Marjinal tiplerin ağırlıklı yer aldığı bölge nispeten uygun fiyatları ve neşesiyle davetkar.   Soho: Lüks, sosyetik, şık mekanların yer aldığı bölge. Londra gece hayatının da en önemli alanlarından biri. Korkmayıp mekanlara göz atabilirsiniz, bütçeniz uygunsa keyifli mekanlar var, olmadı gezinmesi de keyifli.   Nothing Hill: Julia Roberts ve Hugh Grant’in oynadığı aynı isimle filmle  meşhur olan Londra’nın batısındaki bu bölge şehrin yeni gelişen sanat ve etkinlik merkezlerinden biri. Ayrıca çok sayıda lüks restoran da bulunmakta.   Portobello Market: Nothing Hill‘de bulunan yaklaşık 1 km uzunluğundaki meşhur pazar. Çoğunlukla antika ürünlerin satıldığı pazarda uygun fiyatlara çok değişik eşyalar bulabilirsiniz. Denk gelirse cumartesi günü gidin.   M&M World: Kim sevmez ki! M&M’in prestijli, havalı ve elbette çok çekici mağaza zincirlerinin önemli bir şubesi Londra’da.  Leicester Meydanı ile Piccadilly Circus arasında gidip gelirken köşede karşınıza çıkacak, alışveriş yapmayacak olsanız bile girin mutlaka en azından oyuncaklar ilginizi çekecektir. Giriş ücretsiz, fiyatlar biraz yüksek.   Oxford Street: 500’ün üzerinde mağazayla ciddi bir alışveriş noktası. Bilindik markaların hepsi cadde boyunca sıralanmış. Westminster bölgesindedir.   Regent’s Street: Uzun bir alışveriş caddesi. Koca koca binaların sardığı bu caddenin genel ruhu ve mimarisi misafirlerini içine çekmek ve insanları üzerinde yürütmek için birebir. Fiyatlar çok düşük değil ama özellikle parfüm alışverişi buradan yapılabilir.   All England Lawn Tennis & Croquet Club ve Wimbeldon: Tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvası, çim üzerinde oynanan tek grand slam olan Winbeldon her yıl haziran aynın son pazartesi günü başlar, 2 hafta sürer ayrıca bu alanda sürekli bir turnuva vardır. İlginizi çekiyor ve biletlere gücünüz yetiyorsa ziyaret edilebilir.     Greenwich: Londra merkezde değildir. Başlangıç meridyeni geçtiği için meşhur olmuş bu kasabada şık bir rasathane hariç hiç de bir şey yoktur.  Ona da gerek yoktur. Tren ve otobüsle gidilebilir. (Başlangıca göre 35 -55 dakika)  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
MALTA'YA GİTMEK İÇİN 10 NEDEN
Malta Güney Avrupa’da bulunan bir adalar devletidir. Orta Akdeniz’de yer alan bu devletin başkenti Valletta’dır. Bu güzel ülkeye gitmek için çok sebep var. İşte karşınızda bizim sayabileceğimiz Malta'ya gitmek için 10 neden:   1)Ilıman İklim: Kışın ortalama 14 dereceyi bulan, yazın ise ortalama 32 dereceye çıkan hava sıcaklıkları Malta’yı 4 mevsim ziyaret edilebilecek bir destinasyon haline getiriyor. Kışın ılık bir kaçamak yapmayı kim istemez ki?                                   2) Ulaşım: Ülkemizden Malta’ya direkt uçak seferleri mevcut. Erken rezervasyon ile uygun fiyatlı uçuş bulmanız mümkün. Direkt uçuş İstanbul’dan iki buçuk saat sürmektedir ki bu zaman diliminde bazen İstanbul’un bir semtinden diğer semtine ulaşamayabiliyoruz. 3) Kültürel ve tarihi zenginlik: Malta sırayla Fenikeliler, Roma İmparatorluğu, Araplar, Şövalyeler, Fransızlar ve İngilizler tarafından istilaya uğramış bir ada ülkesi. Bu kadar istilanın sebebi tabii ki adanın Akdeniz'in ortasındaki muhteşem konumu.Ülkede geçmiş uygarlıkların izleri hala duruyor. Mdina'nın orta çağ atmosferinden sonra şövalyelerin izleri, İngilizler'in mirası sağdan akan trafik ve kırmızı telefon kulübeleri hatıralarınızda yer edecek.   Tarihte daha da geriye gitmek isterseniz Tunç devrinden kalma yeraltı mezar odası Hal Saflien Hypogeum'u ziyaret edebilirsiniz. Tabii 2 hafta önceden randevu almak koşuluyla. Kısacası Malta, tarihe ilgisi olanlara şiddetle tavsiye edilir. 4) Gezilecek muhteşem yerler: Başkent Valletta, Unesco koruması altındaki Mdina, rengarenk kayıkların süslediği Marsaxlokk adanın en güzel yerleri arasında. Malta'nın tam ortasındaki Mosta şehri ve şehirdeki kilisenin mucizesi de keşfedilmeyi bekliyor. Üstelik ada çok büyük olmadığı için ada içi ulaşım kolay, her an her yerde olabiliyorsunuz.   5) Deniz, kum, güneş: Bu üçlüye Malta'da doyuluyor. Özellikle Gozo Adası bakir plajları ile turistlerin gözdesi.   6) Sportif Etkinlikler: Her yaşta turistin ilgisini çekecek aktivitelerle dolu bir yer Malta. Yürüyüş, rüzgar sörfü, yamaç paraşütü ve dalış adanın en keyifli aktiviteleri. Özellikle tüplü dalış için müthiş noktalar bulunuyor.   7) Resmi dil İngilizce: Maltaca'nın yanısıra İngilizce de resmi dil olarak kabul ediliyor. Bu durum Malta’ya gittiğimizde rahatça iletişim kurmamızı ve seyahatimizi sorunsuz geçirmemizi sağlıyor. Resmi dilin İngilizce olması Malta'yı dil eğitimi için de ideal bir konuma taşıyor. İnternette araştırınca karşınıza birbirinden değişik fırsatlar sunan okullar çıkacaktır ama ülkenin başta gelen dil okullarından biri olan Maltalingua  İngilizce Dil Okulu Malta’ya gitmek isteyenlere önerimdir. Bu dil okulu kişiye özel dil eğitiminin yanında aynı zamanda sizlere Malta’da tatil imkanı sunmakta.   8) Ucuz bir ülke: Özellikle diğer İngilizce konuşan ülkelerle kıyaslandığında  tatil için uygun fiyatlı bir seçenek. Ülke içindeki ulaşım, yemek ve diğer ihtiyaçlarınız için ayırmanız gereken bütçe de yine Avrupa'ya oranla daha düşüktür.   9) Misafirperver halk: Ülke ekonomisinin büyük bir kısmını turizm oluşturmakta, dolayısıyla turisti seven bir ülke Malta! Akdeniz’de olması bizim kültürümüze yakınlığını da beraberinde getiriyor. Yabancılık çekmeden Malta’da uzun bir tatil geçirmek mümkün. Güvenli bir yer olduğunu da hatırlatmak isteriz.   10) Kendinizi evde hissedebilirsiniz: Kendine has lezzetli Malta yemeklerini zaten tadacaksınız ama Türk yemeğini özlerseniz de Malta’da çok sayıda Türk restoranı bulabilirsiniz. Eğer Malta’daki kalış süresinizde Türk dizilerini kaçıracağınızı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, çünkü uydu yayınlarından Türk kanallarına ulaşmanız da mümkün. Malta, Avrupa Birliği bünyesinde bir ülke. Bu nedenle ülkeye giriş Schengen vizesiyle yapılabilmekte. İstanbul ve Ankara’da konsolosluğu olan Malta, diğer birçok Schengen ülkesine göre ülkemiz vatandaşlarına kolaylıkla vize vermektedir.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Tanzanya Hakkında En Kapsamlı Bilgiler
Tanzanya Hakkında En Detaylı Bilgiler       Doğu Afrika’da Kenya ve Uganda’nın altında; Ruanda, Burundi, Zambiya ve Demokratik Kongo’nun sağında; Malavi ve Mozambik’in hemen üstünde yer alıyor.    Darüsselam da Tanzanya’nın en büyük kenti olarak, ülkenin en doğu ucunda Hint Okyanusu kıyısında yer alıyor. Ünlü mü ünlü Zanzibar Adası da, Hint Okyanusu içinde, Darüsselam’ın tam karşısında yer alıyor.        Ülkenin iki anadili var Swahili ve İngilizce ama ingilizce bilen kişi sayısı çok az. Tanzanya insanı da bizim gibi sıcak kanlı olduğundan birşekilde iletişime geçebiliyorsunuz.    Tanzanya’da saat kaç acaba diye düşünmeyin çünkü Tanzanya saat konusunda da bizimle aynı dilimde yer alıyor yani Türkiye – Tanzanya arasında saat farkı yok.    Tanzanya’yı işgalden kurtaran ve her birinin kendine has bir dili olan 120 farklı kabileyi tek bir dilde, Swahili‘de, birleştirmesiyle unutulmaz bir kişi olan Julius Nyerere aynı bizim Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk kadar önemli bir ölümsüz bir kahraman olarak Tanzanya ve Afrika tarihinde yerini almış önemli bir liderdir.        Afrika kıtası olağan üstü güzellikleri olmasına ragmen gerek ekonomik şartlardan gerek tanıtımını iyi yapamamasından kaynaklanan nedenlerden çok popüler olamamış bir yer. Kilimanjaro Dağı, Serengeti Milli Parkı, Ngoro Ngoro Krateri, Victoria Gölü, doğusunda Darüsselam ve Zanzibar; ortasında Mikumi Milli Parkı gibi saymakla bitmeyen birbirinden farklı güzel köşeleriyle masal gibi bir ülke.   Tanzanya’nın Başkenti Neresidir?    Tanzanya’nın başkenti Dodoma olmasına rağmen Darüsselam, ülkemizde olduğu gibi en kalabalık ve en büyük şehir olarak öne çıkıyor.   Tanzanya Para Birimi Nedir ?    Tanzanya para birimi ise Tanzanya Şilini dir. Tanzanya’ya Türkiye’den giderken dolar alarak gitmek mi daha mantıklı yoksa tl olarak mı diye düşünürseniz 1 dolar  : 2243 Tanzanya şilini 1 TL      :  633 Tanzanya şilini yapıyor ülkemizdeki kura gore bir elinize alacağınız parada önemli bir fark bulunmamaktadır.     Tanzanya Türk vatandaşlarına vize uyguluyor mu?    Evet bordo pasaport sahiplerine vize uyguluyor. Kapıda vize uygulaması var. Darüsselam’a gidiyorsanız havalimanı olan Julius Nyerere Havalimanı (DAR) dan giriş yapacaksınız.Türk Hava Yolları ile direk uçuş yapabilirsiniz ama 7 saat 25 dak civarı bir uçuşla sabah 02:45 gibi inmiş oluyorsunuz ve vize almak için 1 saat civarı beklemek zorunda kalıyorsunuz, beklemek istemeyenler eğer İstanbul’dan gidiyorsanız Tanzanya Fahri Konsolosluğu: Harbiye Mahallesi Abdi İpekçi Caddesi No:2/16 Nişantaşı-Şişli-İstanbul adresine giderek yada Tanzanya Fahri Konsolosluğu telefon numarası : +90 212 232 25 46 arayarak vize işlemlerini gitmeden halledebilirler. Vize işlemi 1 hafta civarı sürüyor. Tanzanya Türkiye Konsolosluğu İstanbul     Ayrıca Tanzanya’da Türkiye’den gidebileceğiniz toplam 3 havaalanı bulunmaktadır.   İati Kodu       Şehir                                 Havalimanı DAR                  DARÜSSELAM                         JELİUS NYERERE ULUSLAR ARASI HAVALİMANI JRO                   KİLİMANJARO                         KİLİMANJARO ULUSLAR ARASI HAVALİMANI ZNZ                  ZANZİBAR                               ABEİD AMANİ KARUME ULUSLAR ARASI HAVALİMANI             Türkiye’den gittiğinizi anlatabilmek için Swahili’de Türkiye demek olan “Uturiki” kelimesini kullanmanızı tavsiye ederim. Yoksa Türkiye’yi anlatmak için zor anlar yaşayabilirsiniz.      Havalimanı taksicileri yeni gelen turistlere yüksek fiyat vererek hoşgeldin karşılaması yaptıkları için pazarlık etmenizi tavsiye ederim. Tanzanya Havaalanından şehir merkezine gitmek için taksiye ödeyeceğiniz ortalama ücret 16bin şilin civarındadır. 25 tl gibi bir rakkam. Taksi dışında dala dala diye bir toplu taşıma araçlarına da binebilirsiniz, yanlız kalabalık ve dar olduğundan valizleriniz ile binmek pek mantıklı değil ama gezerken kullanabilirsiniz. 400 şilin (0,60 kr) gibi bir rakkama binebilirsiniz, sağ önünde “Kariakoo” veya “Posta” veya “Stesheni” yazan birine binip son durakta inerek merkeze ulaşabilirsiniz.     Tanzanya’da neler yiyebilirsiniz,    Bizim iç pilavımıza benzeyen “Pilau“, mısır unundan yaptıkları Ugali veya normal beyaz pilavla sürekli olarak yedikleri ıspanak, barbunya, bezelye gibi yemeklerin yanında bol miktarda et, tavuk ve balık da tüketiyorlar. Muz kızartmalarını yemenizi de tavsiye ediyorum    Kahvaltıda ülkenin yerlileri yumurta, reçel, meyve gibi alıştığımız yiyeceklerin yanında çay veya masala soya içeceği içiyorlar. Tanzanya’da İdeal bir günlük yemek ihtiyacı için kişi başı; Kahvaltı           3 dolar Öğle yemeği    7 dolar Akşam yemeği 9 dolar a tıka basa doyabileceğiniz en güzel yemeklerle karnınızı doyurabilirsiniz.   Tanzanya'da içecek olarak    Genel olarak taze meyvelerden meyve suları çok yaygın. Kendi üretimleri olan çay ve kahveler de enfes. Bunun yanında “Serengeti” ve “Kilimanjaro” marka biralar da ünlü biralara taş çıkartacak derecede güzel ve oldukça ucuz. En pahalı yerde bile 5 bin şilin yani 2 dolar civarında bir ücrete alabilirsiniz.   Tanzanya gece hayatı nasıl ?    Gece hayatının çok gelişmiş olmadığını belirtmek istiyorum. Darüsselam gece hayatı için, merkezdeki büyük otellerin barları, Kipepeo gibi kumsala bakan yerlerin barları oldukça hesaplı ve güzel. Kipepeo‘da bir bira 1-2 dolar, merkez otellerde maksimum 2-3 dolar olacaktır.   Tanzanya ‘ya nezaman gidilmeli ?    Tanzanya iklimine tropik bir iklim hakim. Aralık’tan Mart’a kadar hava oldukça sıcak ve nemli oluyor. Haziran ayından Ekim ayına kadar kurak bir dönem geçiriyor o dönemde gitmek bence en uygun olanı.   Tanzanya ‘da nerelere gidilmeli ?    Darüsselam    Kariakoo Market   Tanzanya Ulusal Müzesi   Tanzanya Köy Müzesi    Tanzanya'daki değişik kabilelerin yaşantılarının sergilendiği müzede evler, kabilelerin yaşadığı evlere benzetilerek yapılmış.   Kipepeo    Saba Saba    Haziran sonu – 7 Temmuz arasındaki fuara katılabilirsiniz.      ​   Kilimanjaro    Afrika’nın en yüksek noktası olan Kilimanjaro Dağı’nın erimeye yüz tutmuş karlarını görmek için elinizi çabuk tutmalısınız.   Zanzibar     Balıkçılık – dalış sevdalıları için mükemmel adres.   Stone Town    Gezinize süslü kapılarıyla ünlü başşehir .   Mnemba Adası    Mnemba Adası‘nda şnorkel ya da tüplü dalış yapın. Adaya özgü baharatların özelliklerini katılacağınız baharat turunda öğrenebilirsiniz.   Hapishane Adası    Adada yaşayan dev kara kaplumbağalarını beslemek hayli keyifli olucaktır.   Jozani Ormanı Milli Parkı    Kırmızı Colombus‘ları hareketsiz yakalayıp fotoğraflamak ayrı bir maharet gerektiriyor.      Mikumi    Safariye mutlaka katılmanızı tavsiye ederim. 250 dolar civarı bir ücreti var ama kesinlikle verdiğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz. Gün doğmadan başlayan tur ikinci gün akşam yemeğinden sonra otelinize dönüş yapıyorsunuz ve kaldığınız yerler temiz yemek de gayet güzel. Bozulmamış bir doğada fillerin, zürafaların yanından geçerken benzersiz bir deneyim yaşamış olacaksınız.     Mwanza    Ülkenin kuzeyinde yer alan Mwanza kentine giderek Victoria Gölü görülebilir Gombe Ulusal Parkı    Tanzanya'nın bölgelerine göre ayrılmış gezilecek yerlerin tam listesi.   Eastern Circuit                                    Western Circuit Amboni Caves                                                Gombe National Park Bagamoyo Town                                            Katavi National Park Dar es Salaam City                                         Lake Tanganyika Dar es Salaam Marine Reserve                    Lake Victoria Lushoto Town                                                 Mahale Mountains Mafia İsland Marine Park                              Mwanza City Pangani Town                                                 Rubondo İsland Saadani National Park Usambara Mountains  Zanzibar İsland   Northern Circuit                                            Southern Circuit Arusha City                                                        Kilwa Kisiwani Arusha National Park                                      Kitulo National Park Lake Chala                                                         Lake Ngozi Lake Manyara National Park                           Lake Nyasa Lake Natron                                                       Mbozi Meteorite Mkomazi National Park                                    Mikumi National Park Mount Ol Doinyo Lengai                                  Ruaha National Park Ngorongoro Conservation Area Authority     Selous Game Reserve Olduvai Gorge & Laetoli                                    Udzungwa National Park Serengeti National Park Tarangire National Park  
26-09-2017 - Burç İNAN
VENEDİK
İtalya gezimizin son durağı Venedik... Floransa'dan sabahın köründe trene bindiğimizde yoğun gezi temposundan oldukça bezmiş bir halimiz vardı. Venedik'i sona bırakmak iyi fikir mi bilmiyorum ama öyle olması gerekiyordu.     Venedik coğrafi olarak ilginç bir yapı, 120 minik adacık ve 400ü aşkın köprü barındırıyormuş. Daracık sokakları, rengarenk boyanmış evleriyle çok fotojenik, eskiliği ve rutubet kokusuyla bir o kadar leş bir yer.  Venedik halkı, adacıkların ana karaya bağlandığı "Mestre" adlı yerde yaşıyormuş.   Venedik'e giriş, haritada görüldüğü gibi Santa Croce adlı bölgeden yapılıyor. Biz de trenden Santa Lucia Tren İstasyonunda indik. Tren istasyonu ve otobüs durakları çok yakın. Şehre karayolu ile girilen bu bölgedeki ana meydanın adı "Piazzale Roma" olarak geçiyor.     Şehrin en turistik yerleri San Polo ve San Marco bölgeleri. Rialto köprüsü ve San Marco meydanı da buralarda. Fakat... Venedik'te uzun zaman geçirmeyecekseniz ve özellikle trenle veya karayoluyla geldiyseniz otelinizi Santa Croce bölgesinde seçmenizi öneririm. Çünkü elinizde bavullarla daracık sokaklarda yürümek isteyeceğinizi sanmıyorum. Bizim de otelimiz Santa Lucia tren istasyonuna yakındı. Trenden inip eşyalarımızı bırakıp özgürce gezmeye başladık. "Locanda Salieri" isimli otelimizden memnun ayrıldık, odamız da kanal manzaralıydı. Hatta bizden sonra giden bir arkadaşımıza önerdik, o da memnun kaldı.     Venedik oldukça karmaşık, labirent gibi bir yer ve toplu taşıma sadece Vaporetto denilen su otobüsü gibi bir şeyle yapılıyor. Şehrin ortasından geçen ana kanal (ters S şeklinde) "Grand Canal" üzerinde işliyor bu Vaporettolar ve tek yön 6.5 euro. Mümkün olduğunca az binmeye çalışıyor insan :) Genelde turistik merkezlere yürüyerek gidip dönüşte yorulduğumuz için kullandık. Vaporettonun ilk durağı da otele yakın, Piazzale Roma meydanından başlıyor, San Marco'ya Vaporetto ile de ulaşım mümkün. Yürüyerek gidildiğinde yarım saat sürer diye düşünüyorum.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Angola Hakkında Genel Bilgiler
Angola'da Genel Bilgi   Ülkenin ismi, bu toprakların 16'ncı yüzyıldaki yerli sahipleri olan Bantular’ın kullandıkları N'gola kelimesinden gelmektedir. 1951'de sömürge ülke olan Angola, Portekiz'in bir denizaşırı yönetimi olarak yeniden şekillendirildi. 25 Nisan 1974'de Portekiz'de meydana gelen askeri darbe Portekiz yönetiminin Angola ve Mozambik gibi deniz aşırı sömürgelerinde bulunan askerlerini geri çekme kararı almasına neden oldu. Böylelikle, Angola'da 14 yıldır süren gerilla savaşı da bağımsızlıkla sonuçlandı.     Angola’da resmi dil Portekizce iken konuşulan dillerden en yaygın olanı Ovimbundu etnik grubu tarafından konuşulan Umbundu dilidir. Kimbundu ve Kikongo dilide diğer etnik grupların konuştuğu dillerdir. Günlük hayatlarında ise Portekizce ve Kikongo başta olmak üzere birkaç dilin karışması ile oluşmuş Angola Kreyol dili olan Kituba da konuşulmaktadır. Angola’nın nüfusu üçe ayrılmaktadır. Mozambikliler, Angola’nın kendi halkı ve Zambiyalılar dan oluşur. Başkenti Luanda olan Angolanın Para Birimi olarak Kwanza kullanılır. En çok ziyaret alan şehirleri Luanda, Huambo ve Lobito dur. Quatro De Fevereiro havalimanı ( LAD ) başkent Luanda da bulunur. Yerel saati Türkiye saatine göre 2 saat daha geridir. Angola’ya direk uçuş bulunmamaktadır . Dubai, Johannesburg, Kazablanka, Paris, Londra, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Madrid ve Lizbon’dan direk uçuşlar mevcuttur. Yoksul halkın huzurlu yaşamı yüz ifadelerindeki dinginlikten okunuyor. Pazar ayinlerinden birine mutlaka katılın. Rengarenk bubularına bürünmüş hanımlar ayin sırasında şarkı söyleyip, canlı müzik eşliğinde dans ediyorlar.   Angola’da yeme-içme konusunda hijyenik restoran bulmak oldukça zordur. Angola mutfağı deniz mahsülleri ağırlıklıdır. Özellikle sahil şeridinde taze balık, ıstakoz ve Tropik meyveler çok lezzetlidir. Yemeklerde baharatlar çok fazla kullanılır ve sebze yemeklerinde özellikle baharatın tadını çok alabilirsiniz. Ayrıca birçok dünya mutfaklarını yapan, kebap ve benzeri Türk yemeklerini de restoranlarda bulabilirsiniz.    Gittiğiniz her yerde göller, nehir ve şelale gibi, doğanın harika renklerini görebilirsiniz. Quiçama Yerel Parkı bunların arasında olanlardan bir tanesidir. Kalandula Şelalesi, ayrıca görülmeye değer, doğanın bir parçasıdır. Angola’nın doğası için aslında gezmeye gideceksiniz ve daha sonra kültürü. Angola’da ayrıca farklı müzeler ve mimari yapıları gezebilirsiniz. Luanda, Angola’nın başkenti olarak birçok gözde mekanlara sahiptir. Cidade Alta’ya gittiğinizde burada Angola’nın dini ve inançlarıyla alakalı birçok görsellere şahit olabilirsiniz. Doğa Müzesi’ne giderek, Angola’nın birçok doğasını yaşayabilir ve doğa tarihini öğrenebilirsiniz. Angola’nın bir başka kenti ise Lubango’dur. Burada Tunda Vala’ya gidip muhteşem doğa manzarasıyla beraber kalabilirsiniz. Angola, Afrika kıtasında bulunmasıyla beraber, doğa ve yerel hayatın çok fazla bulunduğu bir ülkedir ve her geçen gün gittikçe gelişmektedir fakat bu ülkenin en büyük avantajı ve özelliği ise, doğasını koruyabilmesi olmaktadır.   Ulusal Esaret Müzesi köleliğin tarihçesini gözler önüne seriyor. Portekizliler tarafından kurulmuş olan, bir dönem şehri savunan Saint Miguel Kalesi gezilebiliyor. Rio Karnavalı’nın minik bir kopyası olan Angola Karnavalı da hayli ilgi çekici. 14 Kilometre Pazarı’ndaki buralara özgü hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.   Angola doğal parklarıyla, Luanda’ya karadan bağlantılı tropik Mussulo Adası’yla, sahil şeridi Ilha, Luanda’nın güneyinde dalga sörfü ile ünlü Cabo Ledo ve Santiago plajlarıyla, bungalovlarında doğanın sesini dinleyerek konaklayabileceğiniz Ria Longa ile, değişik bitki örtüsüyle ve yaşam koşullarını kabullenmiş, herdem mütebessim halkıyla sizleri kendine bağlayacak.   Gecenin en hareketli kenti, başkent Luanda’dır. Gidebileceğiniz en güzel mekanlar; Doca, Paulos, Bay İnn, Chill Out ve Jango Valeiro olmaktadır. Jango Valeiro’da ise, Kizomba adı verilen, Angola’ya özgü,(ülkemizde de yeni yeni latin dans gecelerinde çalmaya başlayan slow müzik türü) Angola Tangosu’nu izleyebilirsiniz. Genel olarak birçok mekandaki alkollü içeceklerin fiyatları ucuz değildir fakat uygun bir mekana gitmek isterseniz, The Royal Pub’ı tercih edebilirsiniz. Ülkeyi ziyaret için en uygun zaman Mayıs – Ekim ayları arasında kalan dönemdir.   Kalandula Şelalesi,     Cidade Alta     Cabo Ledo     Tunda Vala     Angola Karnavalı
23-09-2017 - Burç İNAN
İZMİR'DE GEZİLECEK YERLER
 İzmir merkezde görülecek yerler kadar, İzmir civarında gezilecek yerler de her türlü zevke göre İzmir kalkışlı tur seçeneği sunuyor. Her zamanki gibi sadece yaşanmış gezi notlarını yazdığımız için şehir dışındaki noktalar alternatif sayfada gezdiklerimiz ve İzmir önerilerimiz olarak ayrılıyor. Gidemediğimiz yerleri de vaktiniz olur diye sıraladık, siz bize yazar ya da aşağıya yorum olarak girerseniz, İzmir gezi yorumları olarak diğer okurlara da faydası olur.     İzmir Saat Kulesi: Şehrin sembolü olan yapı Konak Meydanı’nda yer alıyor. 1901’de Sadrazam Mehmet Sait Paşa tarafından Fransız mimar Raymond Charles Pêr’e’ye yaptırılan kule 25 metre boyunda ve 4 çeşmeli. Saati de Almanların hediyesi. Gündüz meydanın canlılığı içinde güzel bir buluşma yeri olurken, gece de ışıklandırılmasıyla ayrıca güzel. Vaktiniz olursa fotoğraflamak için hem gündüz hem gece gitmenizi öneririz. Orijinal haline sadık korunan kulenin ilk yapılışında yer alan Osmanlı Tuğrası ve işaretler, Türkiye’de sanatın genç cumhuriyet döneminde başladığı mesajını vermek için daha sonra kaldırılmıştır.     Tarihi İzmir Kemeraltı Çarşısı: Bize göre nam-ı diğer “kot lazım mı? çarşısı”. Konak Meydanı’nın devamında yer alan bu kalabalık çarşı şehrin tarihi alışveriş noktalarından. Sürekli kalabalık olan bu Çarşı, ucuz alışveriş kadar ufak lezzet noktalarıyla da davetkar. Yudumla isimli kafede geçerken soğuk soğuk karadut şerbeti içtik ki bayıldık, o sıcakta iyi gidiyor.     Konak İskelesi: Meydanın iskelesi hem Karşıyaka’ya geçiş amacıyla deniz ulaşımı için, hem de etrafında takılmak için kullanabileceğini, ziyaret edebileceğiniz tarihi iskele.     Kızlarağası Hanı: Çarşı’nın içindeki birçok handan en meşhuru. Çok ahım şahım bir esprisi yok, hediyelik alışveriş ve tarihi handa bir çay keyfi için iyi bir durak.             Agora Harabeleri: Çarşı’nın içinde boş boş yürümektense, kahverengi tabelaları takip ederek kendinize bir hedef edinebilirsiniz. Bu tabelaların en yaygını bizleri Agora Harabeleri’ne çıkarıyor. Henüz kazı çalışmaları tam bitmemiş büyük ölçekli tarihi harabeler İzmir’de ziyaret edilesi değerli bir nokta mı bilemeyiz. Dışarıdan oldukça büyük bir kısmı görülen Agora Harabelerinin giriş ücreti 5 TL.           İzmir Tarihi Asansör Binası: Birinden diğerine ulaşması zor olan, çok yüksek mesafeli iki caddenin arasındaki 58 metrelik kot farkını hızla çıkabilmek için 1907’de Nesim Levi tarafından inşa edilmiş tarihi asansör binasına günümüzde çıkış ücretsiz. Yani İzmir Asansör Binasının yapım sebebi sadece ulaşım. Günümüzde ise zirvesinden şahane bir İzmir Silueti sunan yapının üst katında bir de restoran bulunuyor.       Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Ara Sokakları: Yaşınıza bağlı olsa da muhtemelen en çok zaman geçireceğiniz yer burası. İstanbul’da İstiklal Caddesi neyse, onun bir benzeri diyebiliriz. Son derece Avrupai olan bölgenin önce kötü yanını söyleyelim, ülkemizin her yerinde olduğu gibi İzmir gece hayatının kalbi bu bölgede de klüp, dans v.s. gece yaşamı kısıtlı, daha ziyade oturmaca ve tepinmece mekanları var ama en güzel yanı sokağa yayılmış olması. Kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde mekanların önünde de masalar var ve sokakta da içki rahatlıkla içilebiliyor. Gaza gelip ilerledik bu anlattıklarımız Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde değil, tıpkı İstiklal gibi onu kesen ara sokaklarda. Sahile paralel olan caddenin sahil tarafına doğru olan ara sokaklarında mutlaka rezistans çizerek yürüyüş yapın ve her yeri keşfetmeye çalışın, her sokağın kendine has bir ruhu olduğunu söyleyebiliriz.      Kordon Boyu: Şahane, şahane, şahane. Şehir karmaşasının içinde böyle güzel bir bölgenin olması ve korunması muhteşem bir keyif. Geleneksel geyiklerimizdeki çiğdemciler (Evet İzmir’de çekirdeğe çiğdem denir) eşliğinde, gençler, yaşlılar, çalışanlar, öğrenciler pat diye çimlere seriliyor ve günün stresini atıyorlar. Gün batımı da gerçekten bi’ güzel. İsterseniz oradaki satıcılardan, isterseniz marketlerden ya da büfelerden alacağınız ıvır zıvırla ufak ufak atıştırarak sahilde yayılıp denizi koklayabilirsiniz. Mevsimine göre seyyar satıcılarda erik, çilek v.s. satışı da bulunuyor. Kordon’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bisiklet kiralama hizmeti var, mutlaka yararlanın ancak talep fazlasından olsa gerek çok park yeri olsa da genelde bisiklet bulunamıyor. Erkenci gelmek ya da gözü açık olmanın faydası var. İlk saat 2 TL, sonrası saati 1 TL, kredi kartı geçerli.     Atatürk Müzesi: Atatürk’ün İzmir’de kaldığı ev müzeye dönüştürülmüş olarak ziyaretçilerini bekliyor. 1. Kordon Atatürk Caddesi üzerindeki tarihi yapı onlarca yıllık geçmişi (1880) ile,  Atatürk’ün izlerini taşıyan bir yapı.   İzmir Fuarı: Rotamızdan ayrılıp içlere gidersek, (Konak sahilden Basmahane’ye doğru yürüyerek 10 dakika kadar) meşhur İzmir Fuarı alanını bulabilirsiniz. Fuar zamanları ilgili konunun etkinliğine ait bir alan olsa da etkinlik dışında da gitmenizi öneririz. Büyük bir şehir parkı, yürüyüş ve spor parkurları ve kocaman bir lunapark bulunuyor.    
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
DISNEYLAND PARIS
Disneyland Paris, yani Eurodisney bir masal şehri... İçindeki çocuğu yaşatan herkesin zevk alacağı bir eğlence merkezi. Paris'ten tren ile ulaşım mümkün. RER A treni ile Marne la Vallee - Parc Disneyland durağına ulaşabilirsiniz. 35-40 dakikalık bir yolculuk. Sabah 10'da açılıyor, akşam kapanış saati de biz gittiğimizde 10'du diye hatırlıyoruz. Kapanış saati değişebiliyormuş, gitmeden internetten kontrol edilebilir. 1 gün içinde her yerini gezip bitirmek imkansız, mümkün olduğunca erken gitmekte yarar var.     Disneyland 2 bölümden oluşuyor. 1. park daha büyük olan ve daha önce yapılmış olan Disneyland Park. 2. park ise Walt Disney Studios Park olarak geçiyor. Bu büyülü atmosferde masalsı bir gün geçirip çılgınca eğlenmenin de bir bedeli var tabii ki. 2 park için giriş ücreti bizim gittiğimiz tarihte yetişkinler için kapıda 74 euro idi. Biz onu da önceden tarih belirleyip internetten satın aldık ve 53 euroya geldi. Bu aşamada süper arkadaşımız Seyran devreye girdi ve Disneyland'ın 20. yıl kutlamaları şerefine düzenlenmiş bir kampanyaya dahil etti bizi. Kısacası gitmeden önce kampanyaları takip etmek ve internetten bilet satın almak iyi fikir.      Discoveryland, uzay temalı atraksiyonların olduğu bölüm. Burada Space Mountain: Mission 2 mutlaka denenmeli. Aya yolculuk temalı bu roller coaster, yetişkinlere tavsiye ettiğim bir aktivite. Ama 50 yaş üzerine tavsiye etmiyorum, annemle babam bindiler, "para ile manyaklık" olarak tanımladılar ve bizimle gezmekten vazgeçtiler :)   Fantasyland daha ziyade çocuklu misafirler için. Buranın en popüleri "Peter Pan's Flight". Her daim çok sıra olurmuş, hele haftasonu...   Adventureland maceraperestlerin bölümü. Karayip korsanlarının gemisi var burada. Yetişkinler için Indiana Jones and the Temple of Peril mutlaka denenmeli.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Eskişehir Gezilecek Yerler
24-03-2015 Bülent Karakaş

Eskişehir gezilecek yerler konusunda Anadolu’nun en zengin kentlerinin başında geliyor. Son yıllarda sürekli gelişen ve güzelleşen şehirde gezip görebileceğiniz bir çok yer var. Başta Sazova Parkı ve Tarihi Odunpazarı Evleri olmak üzere şehrin birbirinden güzel parkları ve turistik yapıları her tür gezginin sevine hitap edebilecek cinsten. 

RESİMLER

DİĞER YAZILAR

VENEDİK
23-03-2015 Gonca KÖPRÜLÜ 654 Görüntülenme
İtalya gezimizin son durağı Venedik... Floransa'dan sabahın köründe trene bindiğimizde yoğun gezi temposundan oldukça bezmiş bir halimiz vardı. Venedik'i sona bırakmak iyi fikir mi bilmiyorum ama öyle olması gerekiyordu.     Venedik coğrafi olarak ilginç bir yapı, 120 minik adacık ve 400ü aşkın köprü barındırıyormuş. Daracık sokakları, rengarenk boyanmış evleriyle çok fotojenik, eskiliği ve rutubet kokusuyla bir o kadar leş bir yer.  Venedik halkı, adacıkların ana karaya bağlandığı "Mestre" adlı yerde yaşıyormuş.   Venedik'e giriş, haritada görüldüğü gibi Santa Croce adlı bölgeden yapılıyor. Biz de trenden Santa Lucia Tren İstasyonunda indik. Tren istasyonu ve otobüs durakları çok yakın. Şehre karayolu ile girilen bu bölgedeki ana meydanın adı "Piazzale Roma" olarak geçiyor.     Şehrin en turistik yerleri San Polo ve San Marco bölgeleri. Rialto köprüsü ve San Marco meydanı da buralarda. Fakat... Venedik'te uzun zaman geçirmeyecekseniz ve özellikle trenle veya karayoluyla geldiyseniz otelinizi Santa Croce bölgesinde seçmenizi öneririm. Çünkü elinizde bavullarla daracık sokaklarda yürümek isteyeceğinizi sanmıyorum. Bizim de otelimiz Santa Lucia tren istasyonuna yakındı. Trenden inip eşyalarımızı bırakıp özgürce gezmeye başladık. "Locanda Salieri" isimli otelimizden memnun ayrıldık, odamız da kanal manzaralıydı. Hatta bizden sonra giden bir arkadaşımıza önerdik, o da memnun kaldı.     Venedik oldukça karmaşık, labirent gibi bir yer ve toplu taşıma sadece Vaporetto denilen su otobüsü gibi bir şeyle yapılıyor. Şehrin ortasından geçen ana kanal (ters S şeklinde) "Grand Canal" üzerinde işliyor bu Vaporettolar ve tek yön 6.5 euro. Mümkün olduğunca az binmeye çalışıyor insan :) Genelde turistik merkezlere yürüyerek gidip dönüşte yorulduğumuz için kullandık. Vaporettonun ilk durağı da otele yakın, Piazzale Roma meydanından başlıyor, San Marco'ya Vaporetto ile de ulaşım mümkün. Yürüyerek gidildiğinde yarım saat sürer diye düşünüyorum.