FARKLI TARİHLERDE İNŞA EDİLDİLER, AYNI ANDA ÖLDÜLER: 1993
Mostar, Hepimizin savaşta yıkılan ve sonradan yapılan, meşhur Osmanlı köprüsü ile tanıdığımız bu güzel Bosna Hersek şehri bu ülkeye yapılan tüm Balkan tur programlarının önemli bir noktası. Neretva Nehrinin etrafına kurulu Mostar; Hersek idari bölgesinin en büyük şehri ve birleşme öncesi başkenti. 2005 yılında tüm eski şehir bölgesi Unesco Kültür Mirasları listesine girmiş ve korunmaktadır.     MOSTAR’DA GÖRÜLECEK YERLER   Köprünün İki Yakası: Bu küçük şehirde köprünün iki yakasını da gezerseniz her şeyi görmüş sayılırsınız. Mini müzeleri ve sokak arası şehitlikleri ziyaret etmeyi lütfen unutmayın.   Mostar Çarşısı: Gezilesi bir çarşısı var. Küçük hediyelik eşyalar için de fiyatlar nispeten makul.     MOSTAR NOT DEFTERİ   Kısa tutun:Yarım günlük bir şehir burası, konaklama yapmayıp yakın bir başka noktaya geçebilirsiniz. Tabii ki akla gelen ilk örnek Saraybosna   Koski Mehmed Paşa Camii Minaresine çıkın: Köprü de dahil güzelim şehri minarenin üstünde, yüksek ve iyi bir kadrajdan görebilirsiniz.(Çıkış yabancılara 4, Türklere 2 €)   Düşünmeye zaman ayırın: Mostar gezisi insana düşünecek çok şey veriyor. Diliniz, dininiz, ırkınız ne olursa olsun ‘insan’ olan herkesin düşünebilmesi için oldukça acı deneyimler bu topraklarda yaşanmış. Koşuşturmacaya biraz ara verip Neretva Nehri’ne doğru bakarak sakin sakin derinlerde kaybolmak ve sorgulamak için bir şans.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Angola Hakkında Genel Bilgiler
Angola'da Genel Bilgi   Ülkenin ismi, bu toprakların 16'ncı yüzyıldaki yerli sahipleri olan Bantular’ın kullandıkları N'gola kelimesinden gelmektedir. 1951'de sömürge ülke olan Angola, Portekiz'in bir denizaşırı yönetimi olarak yeniden şekillendirildi. 25 Nisan 1974'de Portekiz'de meydana gelen askeri darbe Portekiz yönetiminin Angola ve Mozambik gibi deniz aşırı sömürgelerinde bulunan askerlerini geri çekme kararı almasına neden oldu. Böylelikle, Angola'da 14 yıldır süren gerilla savaşı da bağımsızlıkla sonuçlandı.     Angola’da resmi dil Portekizce iken konuşulan dillerden en yaygın olanı Ovimbundu etnik grubu tarafından konuşulan Umbundu dilidir. Kimbundu ve Kikongo dilide diğer etnik grupların konuştuğu dillerdir. Günlük hayatlarında ise Portekizce ve Kikongo başta olmak üzere birkaç dilin karışması ile oluşmuş Angola Kreyol dili olan Kituba da konuşulmaktadır. Angola’nın nüfusu üçe ayrılmaktadır. Mozambikliler, Angola’nın kendi halkı ve Zambiyalılar dan oluşur. Başkenti Luanda olan Angolanın Para Birimi olarak Kwanza kullanılır. En çok ziyaret alan şehirleri Luanda, Huambo ve Lobito dur. Quatro De Fevereiro havalimanı ( LAD ) başkent Luanda da bulunur. Yerel saati Türkiye saatine göre 2 saat daha geridir. Angola’ya direk uçuş bulunmamaktadır . Dubai, Johannesburg, Kazablanka, Paris, Londra, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Madrid ve Lizbon’dan direk uçuşlar mevcuttur. Yoksul halkın huzurlu yaşamı yüz ifadelerindeki dinginlikten okunuyor. Pazar ayinlerinden birine mutlaka katılın. Rengarenk bubularına bürünmüş hanımlar ayin sırasında şarkı söyleyip, canlı müzik eşliğinde dans ediyorlar.   Angola’da yeme-içme konusunda hijyenik restoran bulmak oldukça zordur. Angola mutfağı deniz mahsülleri ağırlıklıdır. Özellikle sahil şeridinde taze balık, ıstakoz ve Tropik meyveler çok lezzetlidir. Yemeklerde baharatlar çok fazla kullanılır ve sebze yemeklerinde özellikle baharatın tadını çok alabilirsiniz. Ayrıca birçok dünya mutfaklarını yapan, kebap ve benzeri Türk yemeklerini de restoranlarda bulabilirsiniz.    Gittiğiniz her yerde göller, nehir ve şelale gibi, doğanın harika renklerini görebilirsiniz. Quiçama Yerel Parkı bunların arasında olanlardan bir tanesidir. Kalandula Şelalesi, ayrıca görülmeye değer, doğanın bir parçasıdır. Angola’nın doğası için aslında gezmeye gideceksiniz ve daha sonra kültürü. Angola’da ayrıca farklı müzeler ve mimari yapıları gezebilirsiniz. Luanda, Angola’nın başkenti olarak birçok gözde mekanlara sahiptir. Cidade Alta’ya gittiğinizde burada Angola’nın dini ve inançlarıyla alakalı birçok görsellere şahit olabilirsiniz. Doğa Müzesi’ne giderek, Angola’nın birçok doğasını yaşayabilir ve doğa tarihini öğrenebilirsiniz. Angola’nın bir başka kenti ise Lubango’dur. Burada Tunda Vala’ya gidip muhteşem doğa manzarasıyla beraber kalabilirsiniz. Angola, Afrika kıtasında bulunmasıyla beraber, doğa ve yerel hayatın çok fazla bulunduğu bir ülkedir ve her geçen gün gittikçe gelişmektedir fakat bu ülkenin en büyük avantajı ve özelliği ise, doğasını koruyabilmesi olmaktadır.   Ulusal Esaret Müzesi köleliğin tarihçesini gözler önüne seriyor. Portekizliler tarafından kurulmuş olan, bir dönem şehri savunan Saint Miguel Kalesi gezilebiliyor. Rio Karnavalı’nın minik bir kopyası olan Angola Karnavalı da hayli ilgi çekici. 14 Kilometre Pazarı’ndaki buralara özgü hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.   Angola doğal parklarıyla, Luanda’ya karadan bağlantılı tropik Mussulo Adası’yla, sahil şeridi Ilha, Luanda’nın güneyinde dalga sörfü ile ünlü Cabo Ledo ve Santiago plajlarıyla, bungalovlarında doğanın sesini dinleyerek konaklayabileceğiniz Ria Longa ile, değişik bitki örtüsüyle ve yaşam koşullarını kabullenmiş, herdem mütebessim halkıyla sizleri kendine bağlayacak.   Gecenin en hareketli kenti, başkent Luanda’dır. Gidebileceğiniz en güzel mekanlar; Doca, Paulos, Bay İnn, Chill Out ve Jango Valeiro olmaktadır. Jango Valeiro’da ise, Kizomba adı verilen, Angola’ya özgü,(ülkemizde de yeni yeni latin dans gecelerinde çalmaya başlayan slow müzik türü) Angola Tangosu’nu izleyebilirsiniz. Genel olarak birçok mekandaki alkollü içeceklerin fiyatları ucuz değildir fakat uygun bir mekana gitmek isterseniz, The Royal Pub’ı tercih edebilirsiniz. Ülkeyi ziyaret için en uygun zaman Mayıs – Ekim ayları arasında kalan dönemdir.   Kalandula Şelalesi,     Cidade Alta     Cabo Ledo     Tunda Vala     Angola Karnavalı
23-09-2017 - Burç İNAN
Dünyada Görülmesi Gereken 10 Şelale
10. Nohkalikai Şelalesi Hindistan'daki Nohkalikai Şelalesinin yemyeşil ormanın içerisinden gelerek yaklaşık olarak 335 mt den aşağı dökülen sularının oluşturduğu doğal havuz görülmeye değer yerlerden biridir.   09. Yosemite Şelalesi Amerika'daki Yosemite Ulusal parkında yeralan dünyanın en yüksek 5. şelalesi olan Yosemite, senede bir kez ortaya çıkan kırmızı renkli görünümü ile lav şelalesi olarak da anılır.   08. Plitvice Şelalesi Yeşil ve mavinin uyumulu görünümü ile kendine hayran bırakan Plitvice Şelalesi doğal güzellikleri ile dikkat çeken Hırvatistan'ın en renkli noktalarından birirni oluşturur.   07. Sutherland Şelalesi Yeni Zelanda'nın en yüksek şelalesi olarak geçen Sutherland şelalesi, Fiorland Ulusal Parkına gelen ziyaretçileri güzelliği ile etkilemektedir.   06. Niagara Şelalesi Dünyanın en çok ziyaret edilen şelalelerinden birisi olan Niagara şelalesi Amerika ve Kanada sırı arasında kalır. Niagara şelalesi, Horseshoe, amerikan Falls ve Bridal Veils Fall isimli üç büyük şelaleden oluşur.   05. Kaietetur Şelalesi Bir Güney Amerika ülkesi olan guyana'daki potaro nehri üzerinde akan ve dünyanın en güçlü şelalelerinden biri olan kaieteur şelalesi cennetten bir köşeyi anımsatan göntüsü ile yağmur ormanlarını süslemektedir.   04.Angel Şelalesi Venezuela sınırları içerisinde bulunan  yerli dilinde ise Kerepakupai Vena olarak da adlandırılan 979 mt yüksekliği ile dünyanın en yüksek şelalesi olan Angel şelalesi'nin suları toplam 807 mt boyunca direk tabana doğru dökülerek izleyenlere unutulmaz bir manzara yaratmaktadır.   03. Victoria Şelaleleri UNESCO dünya mirası listesinde bulunan, Zambiya ve Zimbabve sınırları arasında bulunan ve ismini İsveçli bir kaşifin koyduğu Victoria şelaleleri, ziyaretçilerini şelale üzerinde yükselen ve hiç kaybolmayan devasa bir gökkuşağı ile karşılıyor.   02. Gullfoss şelalesi İzlanda'daki Hvita nehri üzerinde bulunan ismini "altın şelale" anlamına gelen, büyük bir çatlağın üzerinde yer aldığı için ilginç bir görüntü oluşturan Gullfoss şelalesi, muhteşem doğası ile görenleri büyülüyor.   01. Iguazu Şelaleleri Her yıl yüzbinlerce kişi tarafından ziyaret edilen bu eşsiz şelaleler Brezilya, Arjantin ve Paraguay ülkelerini birbirinden ayırarak yaklaşık 270 küçük şelaleden oluşan Iguazu şelaleleri'nin en büyük kısmı olan şeytan gırtlağı ziyaretçilerini görkemli ama ıslak bir yolculuğa çıkartıyor.  
15-09-2016 - Burç
NEW YORK
Sevdiğiniz şarkıyı üst üste dinlemek, bayıldığınız filmi tekrar tekrar izlemek, okuyup etkilendiğiniz bir kitabı yeniden okumak gibi hisleri yaşatan şehir New York City. Kaç kere gitseniz sıkmaz, her gittiğinizde bambaşka tatlar alırsınız.       Renkli şeyleri çok sevdiğimi bilirsiniz, rengarenk ışıklı bu şehri sevmemem düşünülemezdi sanırım. Bu 3. gidişimdi, daha da bir çok kez giderim inşallah.   New York eyaletinin en büyük şehri New York City ismini NYC olarak kısaltmışlar. "Big apple" yani büyük elma lakabının yanı sıra "City never sleeps" yani "Uyumayan şehir" olarak da bilinir NYC.  NYC yukarıda gördüğünüz gibi 5 ana bölümden oluşuyor. Ama New York'un New York olduğu asıl bölümManhattan dediğimiz ada. Küçücük adada neler yok ki! Biraz daha yakından bakmak gerekirse:         Manhattan'da gezilecek yerlere gitmeden önce havaalanından ulaşım, toplu taşıma ve  kalınacak yerler ile ilgili bilgileri önce yazmam gerek. John F. Kennedy Havaalanı'ndan Manhattan'a gitmenin 3 yolu var.  1.si taksi, fiyatının 50-60 dolar olduğunu düşünebilirsiniz.  2. si Shuttle servis, önceden rezervasyonla ayarlayabilirsiniz. Fiyatı kişi başı 20 dolar civarı. 3.sü ise Metro yani subway. Bunun için havaalanını içinde "Air Train" yazan okları takip ediyorsunuz. Hangi terminalde olursanız olun havaalanı içinde ring yapan trene binip kendinizi Jamaica Station'a atın. Air train e binerken ücret yok, çıkarken metrocard alıp 5 dolar basıyorsunuz. Jamaica İstasyonu'ndan metroya biniyorsunuz,E treni sizi Manhattan'a götürecek. Metroya biniş tek yön 2.5$. Şehirde 3 günden fazla kalacaksanız ve çoğunlukla toplu taşıma kullanayım diyorsanız 30$ verip haftalık Metrocard alın, Nyc subway uygulamasını telefonlara indirin ve gerisini dert etmeyin. Sınırsız inip binebilirsiniz. Otobüslerde de geçiyor bu kart.     Metro ile ulaşım hızlı, fakat temiz olduğunu söyleyemem. Raylara dikkatli bakarsanız bol miktarda fare görme ihtimaliniz var :) Bu sene ilaçlamışlar, bu gittiğimizde az gördük. Ayrıca her çeşit insan, sarhoş ve evsizler de sizinle aynı treni paylaşıyor olacak. Ha benim için problem yok, gittiğim yere hızlı ve ucuz gideyim diyenleri metroya alalım. Kendinizi güvende hissetmeyeceğiniz bir ortam kesinlikle değil, insanlar zararsız. Tabii ki New York'a gidip taksiye binmeden dönmek de olmaz... Buranın üstlerinde üçgen reklam panolu taksileri meşhur. Elinizi attığınızda duracak kadar da çoklar. Aslında taksi de demiyorlar bunlara, New York'ta taksinin adı "Cab".  "Taking a cab" yani taksiye binmek çok pahalı değil, 4 kişiye kadar alıyorlar. Yer altından gitmediği için etrafı seyrediyorsunuz, hem de Nyc'deki taksi konseptini görüyorsunuz. Bizden farklı olarak şoför ile aranızda şeffaf bir paravan olacak, takside kredi kartı geçiyor ve şoföre bahşiş bırakıyorsunuz! "Daha neler!" dediğinizi duyar gibiyim :)     "New York'ta nerede kalınır?" derseniz, "Manhattan olsun çamurdan olsun" cevabını veririm. Çünkü gezilecek yerlere yakın olmak çok işinize gelecek, üstelik Manhattan en güvenlisi. Ben ilk gittiğimde merkezi lokasyonlu bir hostelde, 6 kişilik odada tanımadığım 5 kişi ile 1 geceliği 60$ a kalmıştım. Anladım ki New York'ta oteller pahalı arkadaş! Son 2 gidişimizde ise Olgun'un Fulbright bursluları ağından tanıdıklarının odalarını kiralıyoruz, epey ucuz oluyor. O yüzden otel ismi veremeyeceğim. Bu gittiğimizde Manhattan'ın kuzey bölümü olan, adını şarkılardan çok duyduğumuz, tehlikeli bir yer sandığımızHarlem'de kaldık. Harlem eski Harlem değilmiş dostlar, orası da değişmiş. Afroamerikan dedikleri siyahi vatandaşların çok olduğu bir bölge olduğu doğru, ama tehlikeli bir ortam görmediğimi itiraf etmeliyim. Midtown'da bir yer ayarlamanız ulaşım açısından en rahatı olacaktır ama ille de Manhattan olsun diyorum ben!     New York için gezmesi çok kolay bir şehir desem yalan olmaz, çünkü buranın eşsiz bir sokak düzeni var. Manhattan kuzeyden güneye inen avenue yani bulvarlar ve bunları dik kesen caddelerden oluşuyor. Bulvarlar da, caddeler de sayılar ile isimlendirilmiş. Bir de Broadway diye bir bulvarı var ki Manhattan adasını boydan boya çaprazlamasına kesiyor. Broadway'in diğer avenue yani diğer bulvarlar ile kesiştiği noktalar genelde görmeye değer meydanların olduğu yerler. Times Square de Broadway'in 7. avenue ile kesiştiği, 47. caddede vuku bulmuş muhteşem bir yer. Nereye bakacağınızı şaşıracaksınız, milyonlarca ışık, yüzlerce panoda size göz kırpacak. Siz de binlerce turistin arasına katılıp onlarca fotoğraf çekileceksiniz.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Abant Turu
TUR PROGRAMIMIZ, 1. GÜN 08:15​  KADIKÖY EVLENDİRME DAİRESİ 09:00​  MALTEPE PİAZZA D100 ANKARA YÖNÜ 09:15​  KARTAL YEMEK CENTER 11:00​  BERCESTE DİNLENME TESİSİ MOLA 12:30​  KORU OTEL VARIŞ 13:00​  ÖĞLE YEMEĞİ VE SERBEST ZAMAN 17:00​  CAFE BREAK 19:00​  AKŞAM YEMEĞİ 22:00​  LATİN VE YUNAN DANS GECESİ 2. GÜN 11:00​  OTELDEN AYRILIŞ 11:30​  ABANT MİLLİ PARKI GİRİŞ VE SERBEST ZAMAN 16:00​  İSTANBULA DÖNÜŞ YOLCULUĞU 17:00​  BERCESTE MOLA 19:30​  İSTANBULA VARIŞ Oteldeki konaklamamız Tam Pansiyon şeklinde olacaktır. Tam Pansiyon Plus Konaklamamıza; Açık Büfe Kahvaltı Açık Büfe Akşam yemeği, Öğle yemeği Yemeklerde kişi başı 1’er adet soft içecek dahildir. **Fulbol sahası ve kapalı spor salonumuz extra ücrete tabi olup, ön rezervasyon oluşturulması gerekmektedir. ** OTELİMİZDEKİ ÜCRETSİZ AKTİVİTELER • Odaya giriş günü ikram su • Spa kullanımı: Karma Spa, Bay ve Bayan ayrı olmak üzere Türkiye'nin en kapsamlı Spa merkezidir. Fitness, Türk hamamları, açık ve kapalı yüzme havuzları jakuzi, sıcak havuzlar, buhar odası, klasik sauna, ısıtılmış taş yatakları, ısıtılmış su yatakları bulunmaktadır. • Bagaj odası • Otopark ve vale • Odalarda ve genel alanlarda kablosuz internet OTELİMİZDEKİ ÜCRETLİ AKTİVİTELER • Genel alanlarda alınan tüm yiyecek ve içecek hizmetleri • Spa merkezindeki özel harcamalar: Masaj, cilt bakımı, kese köpük bakımı, tuz odası, ürünler • Oda servisi ve mini bar hizmeti • Çamaşır ve kuru temizleme servisi • Paintball • Otelimizin 150.000m2 orman içerisinde bulunmaktadır. Alanımızı kiralayıp size uygun oyunu/aktiviteyi burada misafirlerinize sunabilirsiniz. (Piknik, survivor oyunları, hazine avı, yoga-wellness kampları, perküsyon, vs.) Single Oda​​​: 649.00 TL Dbl Oda da Kişi Başı​​: 449.00 TL Triple Oda da Kişi Başı​: 400.00 TL Bilgi ve Rezarvasyon için : Ömer Kahvecioğlu 0532.602.96.12 Burc İnan 0532.435.77.00 Banka Hesap Bilgilerimiz. Burç İnan. AKBANK Iban No :TR940004600042888000043393
08-03-2019 - Burç İNAN
LİBERALİZMİN BAŞKENTİ, EĞLENCENİN LOKOMOTİFİ AMSTERDAM
Red Light District: Zaten gezeceksiniz. O yüzden buraya gezilmeli bölümü olarak değil rehber olarak bakalım. Red Light Bölgesi özgürlükler şehrinin ekstra özgür bölümü. Hayat kadınları burada sıralanıyor, bolca da coffe shop, amusement center (mini kumarhane, oyun salonu) ve birkaç peep show tiyatrosu var. Kanallarla dolu Amsterdam’ın iki kanal arası bölünmüş bloklarından oluşan hepi topu birkaç adımlık alan. Başından sonuna durmadan 15 dakikada yürünür ama durduğunuz için günler de sürebilir.Coffe shop’lar için ideal sokak Warmoesstraat. Marihuana dışında farklı hafif keyif vericiler için de birçok Smart shop bulunmakta. Bu smart shoplar’dan destek alarak “magic truffles” deneyebilirsiniz.     Peep Show Tiyatroları: Çok sayıda var Red Light Bölgesinde. En pahalı olanı (arada birkaç Euro fark var) en iyisidir. Ona girin. Etkinlikler tüm gün ‘tekrarlama’ prensibine göre sürüyor. Ortalama 6 gösteri 60 dakika sürüyor ve saat başı tekrardan başlıyor gibi düşünebilirsiniz. Akşam belirli bir saatt (Genelde 23:00) kapanıyorlar. Akşam üstü 19:00, 20:00 arası girerseniz, beğenmeniz durumunda aynı gösteri route’unu tekrar izleyebilirsiniz. Giriş biletinden sonra içeride kalış süresi sınırsız. İlk iki içki ücretsiz, devamının fiyatı da makul. (Düz bara, bakkala göre değil, herhangi bir eğlence mekanına göre)   Dam Meydanı: Klasik Avrupa meydanlarından biri. Meşhur istasyona doğru giden Rokin Caddesi ile DamStraat’ın kesişiminde Madame Tussaud’s Müzesi’ni de içine alan keyifli bir meydan. Neredeyse 24 saat canlı, geceleri bile bir sokak gösterisi bulunabilir. Tadını çıkarın.   Vondelpark: Amsterdam’ın kocaman parkı. Bir konsere ya da festivale denk gelirseniz mutlaka katılın, olmadıysa da bisiklet kiralayın ve bu doğa harikası yeşilliklerde ‘kafanızın keyfi’ni yaşayın. Truffle eşliğinde parkın ortalama ücra bir köşesinde oturursanız ördekler ve kazlar size eşlik edecektir. Hele tohumlarını döken bir ağacın altında… Ayrıca parkın bisiklet yollarını yaya olarak da takip edin inanılmaz kısa geçişler sizi tropik bir bölgede hissine yönlendirir.     Museumplein: Müzeler bölgesi. Aşağıdaki müzelerin çoğunu ihtiva eder, gidiniz. Sadece müze ile sınırlı kalmaz, sürekli canlı ve eğlenceli nefes alan bir meydandır. Akşamları takılmak için de birebir. Hem yerel, hem turistik tam bir kozmopolite burada.   Van Gogh Müzesi: Zat-ı şahanenin 200 civarı eser ve kendisiyle ilgili bilgilerin yer aldığı müzenin giriş ücreti 15 Euro.   RijksMuseum: Hollanda’nın en önemli güzel sanatlar müzesi. Detaya girmeyeceklere 2 saatlik bir tur oldukça yeterli. Detaycı sanat severlerin tam gün ayırması önerilir.   Stedelijk Müzesi: Modern sanatlar müzesi: Gezici sergi ilginizi çekiyorsa girebilirsiniz. Müzeler bölgesinde yer alıyor. Biz girmedik, bilgi veremeyeceğim. Fiyat sergiye göre değişiyor.   Rembrantplein Square: Yine canlı meydanlardan biri. Birçok casino da burada yer alır. Gece hayatının önemli merkezlerinden.     Anne Frank Müzesi:  2. Dünya Savaşı sırasında yazdığı günlüğüyle dönemle ilgili en meşhur tanıklığı sunan Anne Frank’ın günlüğünden alıntılar, tarihi belgeler, fotoğraflar ve film karelerinin yanı sıra orada saklanan ve onlara yardım eden insanlara ait eşyalar evde yaşananlara ışık tutmaktadır. Anne’in orjinal günlüğü ve diğer not defterleri de müzede sergilenmektedir.   Leidseplein Square: Trafiğe kapalı bu alan bisikletlerden de kurtulabileceğiniz bir nokta. Sürekli aktif ve eğlenceli. Gece hayatının en önemli merkezi.   Marken & Volendam: Trenle yarım saat mesafede Volendam kasabası ve tekneyle geçeceğiniz Marken yarım adası eski, doğal, tarihi Hollanda’yı görmek için bulunmaz fırsat. Lale bahçeleri, yel değirmenleri ve peynir fabrikaları size hoş bir Hollanda köyünü derinliklerine kadar hissettirecek. Peynir fabrikasındaki numune ürünlerin her birinin tadına bakmayı unutmayın.   Haarlem: Amsterdam’a trenle 15 dakika mesafede bulunan bu küçük şehirde, küçük cafelerde oturabilir, şehrin huzurunu içinize çekebilirsiniz.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Cibuti Hakkında Genel Bilgi
Cibuti Hakkında Genel Bilgiler Aden Körfezi‘nin Kızıl Deniz‘le buluştuğu yerde, Doğu Afrika’nın sakin fakat stratejik olarak önemli ülkelerinden dir Cibuti. Nüfus bir milyona yakın olan Cibuti’nin başkentinin adı da Cibuti dir.  Önemli bir kısmı mülteci, tam bir sömürge ülkesidir. Cibuti bir orduya sahip değildir, Amerikan ve Fransız üsleri bu görevi sağlamaktadır.     Cibuti’ye gitmenizin en kolay yolu Türk Hava Yollarının TK686 nolu seferi ile 6 saat kadar süren yolculukla direk uçuş yapabilirsiniz. . Cibuti Uluslararası havalimanı küçük bir yer ve teknolojiden de uzak. Kapıda vize alıp Cibuti’nin sıcak yüzüyle karşılaşıyoruz Mavmavi bir gökyüzü ve her daim çok sıcak olan bu ülkede. Havadan görülen manzara ise dehşet verici. Halkın geneli ciddi derecede fakirdir. Her tarafın barakalardan oluşan evlerle dolu olduğunu görüyoruz. Yer yer zenginlerin villalar göze çarpıyor.     Havaalanı etrafında bir nebze düzgün bir şehir görüntüsü görseniz de sonrası harap halde. Şehirde kocaman çöp yığınları, açık kanalizasyonlar ve yıkık dökük evler göze çarpıyor . Cibuti’yi önemli yapan şeylerin en başında limanı ve Kızıldeniz’e girişindeki konumu yer alıyor. Başkent dahil ülkede Kızıldeniz’in muhteşem hali dışında görülebilecek pek bir şey yok. Özellikle sualtı meraklıları için iyi bir adres denebilir. Kızıldeniz’deki canlı çeşitliliğinin en güzel örneklerini bulabilirsiniz Cibuti’de. Goubet kıyıları yılda 300 gün aralıksız 15 ila 30 knot arası esen rüzgârıyla uçurtma sörfü meraklılarını kendine çekiyor. Şehirde fotoğraf çekmekte zorlanabilirsiniz çünkü tepkiler çok fazla. Biraz sohbetten sonra ancak birkaç kare fotoğraf alabiliyorsunuz. Bocce denilen eskiden İngiliz soylularının oynadığı sonradan ise Fransızlar aracılığıyla Cibutililere geçen bir oyun var ki akşam saatlerinde, Khat çiğneyip bocce oynayan bu adamları sıklıkla görmeniz mümkün. Cibutiye nezaman gidilir, Kasım ile Şubat ayları arasında gitmelisiniz.   Görmeniz Gereken Yerler Listenize, Cibuti'de gezilecek yerler için başlıca Abbe Gölü, Assal Krater Gölleri, Danakil Çöküntüsü, Khor Ambado Beach, Moucha Island diyebiliriz. Abbe Gölü Bir tuz gölü olan Abbe Gölü, 450 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. 110 bin metrekarelik bölümü ise tamamen tuzla kaplı olan bu bölge, ülkeye gelen turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında.     Assal Krater Gölleri Asal Gölü, Cibuti'de bulunan bir krater gölüdür. Deniz seviyesiden 156 metre alçakta bulunan göl Afrika'nın en alçak noktası olma özelliğini taşır. Tuz ticareti yapan yerel halkı deve kervanlarıyla birlikte fotoğraflayabilir, hatta tuz yoğunluğu hayli yüksek olan gölde yüzebilirsiniz.     Danakil Çöküntüsü Cibuti sınırı yakınındaki Etiyopya’da bulunan Afar üçgeninin bir parçası olan Danakil Çöküntüsü, deniz seviyesinin 100 metre altında yer alıyor. Bu bölge yaklaşık 35 santigrat derece ile gezegendeki en yüksek ortalama sıcaklığa sahip yer unvanına da sahip. Dünyada cehenneme açılan kapı olarak anılan Danaki Çöküntüsü, 3,2 milyon yıllık ünlü insansı fosil Lucy (Australopithecus afarensis)’nin de bulunduğu yer.     Khor Ambado Beach Ülkenin en ünlü plajı olan Khor Ambado Beach, Fransız Plajı olarak da isimlendiriliyor. Bunun sebebi ise ülkede yaşayan Fransız askerlerin ve ailelerinin de bu plajı kullanması. Yüzme, dalış ve çeşitli su aktivitelerini yapabileceğiniz eğlenceli bir yer olan bu plaj, temiz suları ve upuzun kumsalıyla yaz tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden.     Moucha Island Moucha Adası, Cibuti’de dalış yapabileceğiniz en güzel yerlerden. Kızıldeniz’in büyüleyici mercan resiflerini görüp, balina köpek balıklarıyla yüzme deneyimi yaşayabileceğiniz bu dalış noktasına gitmek için Cibuti şehrinden hareket eden tekneleri kullanabilirsiniz. Bu teknelerle adaya ulaşmak ise yaklaşık 10 dakika sürüyor.    
22-09-2017 - Burç İNAN
PLITVICE GÖLLERİ MİLLİ PARKI
"Plitvice Lakes National Park" parkın İngilizce adı. Plitvicka Jezera ise orijinal dilindeki ismi, yani Hırvatçası. Araba ile giderseniz bu isme dikkat, tabelalarda takip edeceksiniz çünkü.   Zadar'da 1 gece konaklayıp öğlene doğru kiralık arabamızla yine yağmurlar eşliğinde yollara düştük. Plitvice Zadar'dan yaklaşık 2 saat uzaklıkta. Zagreb'den geliyorsanız ise 1.5 saat yolunuz var demektir. Zadar ve Zagreb'den günlük turlar düzenleniyor milli parka. Araba kiralamak istemezseniz bu turlarla gidip gelmek de rahat olabilir. Otobüsle de ulaşım mümkün. Hangi şekilde olursa olsun  buraya mutlaka gidin, Hırvatistan en önemli noktalarından birini kaçırmayın! Biz normalde Hırvatistan'ın güneyinde Dalmaçya kıyılarında takılıp Zagreb'i ve Plitvice Milli Parkı'nı görmeden dönecektik. Ama ben sırf bu park yüzünden gezimizin son 1buçuk gününü ülkenin kuzeyine kaydırdım... Plitvice, göllerden ve gölleri birbine bağlayan şelalelerden oluşan sulak bir alan, etrafı ise balta girmemiş orman! Tam 16 tane birbirinden farklı seviyelerde göl var, hepsinin rengi bir başka güzel. 2 adet otoparkı ve girişi var parkın. Parking Point 1 ve 2. Biz 2. otoparka koymuşuz, dolayısıyla "upper lakes" denilen üst kısımdaki göllerden başladık gezmeye. İçeri giriş kişi başı 180 kuna, yaklaşık 24 euro yapıyor. Parkta sadece kuna ile ödeme yapabiliyorsunuz ama Euro'nuzu Kuna'ya çevirebileceğiniz döviz bürosu var. Biz girerken feci yağmur olduğu için mecburen naylon pançolardan alıp giydik.     Plitvice Göllerini ziyaret ederken en önemli şey ayakkabı! Kilometrelerce yol yürüyorsunuz, yükünüzün hafif, ayağınızın rahat olması gerek. Bizim gibi feci yağmura yakalanabilirsiniz, ayakkabınızın su geçirmez trekking ayakkabısı olması iyi olur. Veya yaz ise deniz ayakkabısı da tercih edilebilir. Ben yanımda deniz ayakkabısı olmasına rağmen bez ayakkabılarımı giyip onları mahvetmeyi tercih ettim nedense! Biz parkı günübirlik ziyaret ettik ama etrafında konaklamak için bir çok yer var. Doğa aşığıysanız parkın tadını çıkarmak için bir gece konaklayıp parkı 2 günde de gezebilirsiniz. Göller arasında yürüyüş parkurları var. Uygun ayakkabıyı giyip biletleri aldıktan sonra danışmaya gidip içeride kalacağınız saate göre bir rota belirleyebilirsiniz. Zamanınıza uygun olan rotayı seçip çoğunlukla yürüyerek, yer yer tren veya vapura binip parkı turluyorsunuz. Parka en az 4 saat ayırmalısınız.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Sık Seyahat Edenler İş Hayatında Daha Başarılı
03-01-2016 Burç İNAN

İş ve seyahatin bir arada yürütülmesinin zor olduğu algısı hakim olsa da, ‘izin alamıyoruz’ bahanesine sığınmayan insanların iş hayatında daha başarılı oldukları bilinen bir gerçek. Peki bunun nedeni sizce ne olabilir?

 

 

Seyahat etmek, farklı yerleri görme isteği ve sonrasında gidip fotoğraf çekip dönmek kadar basit bir tanım değil. İnsanın hayata bakışını kökten etkileyecek kadar önemli. Bu durum ister istemez iş hayatına da yansıyor.

 

Sorunlara Hızlı Çözüm

Seyahat öncesi onlarca plan yapsanız da, gittiğiniz andan dönüşünüze kadar mutlaka sorunlarla karşılaşırsınız. Peki tatilinizi bozmadan bu sorunları halledebiliyor musunuz? İşte bunu başarıyorsanız, ya da bunu seyahatlerde edindiğiniz deneyimler sonucu yeni yeni başarmaya başladıysanız, aynı durum iş hayatınız için de geçerli.

Yani artık sizin için ofisteki sorunlar da bir anda çözülecek kadar basit… Çünkü sorunu önceden görme yetiniz ile beraber anında çözüm geliştirme yetiniz de seyahatlerinizde gelişti. Farkına varın…

 

Alışkanlıkların Dışına Çıkma

Monoton bir iş ortamında eminiz ki kimse çalışmak istemez. Ancak maalesef ki çoğunluk için bu durum böyle. İşini severek gidenlerin sayısının azlığını hepimiz her gün fark ediyoruz.

“Seyahatler bu durumu nasıl etkiliyor” derseniz… İşte yanıtı:

Her seferinde farklı kültürler ile tanışıyor olmak, sizin her seyahatte kendinize kattıklarınız anlamına gelir. Zamanla gittiğiniz yerlerin dışında hep daha fazlasını görmek ve daha “farklısını” keşfetmek isteyeceksiniz. Aynı durum ister istemez iş hayatınıza da yansıyacak. Artık ofiste sıradan bir iş ortamı yerine alışkanlıkların dışına çıkacaksınız. Bireysel bir görevi, grup çalışması ile yaptığınızda başarınızın katlandığını keşfedeceksiniz. Ya da yapacağınız küçük değişikliklerin, hem sizin hem de ofis arkadaşlarınızın verimliliğini nasıl etkileceğini göreceksiniz.

 

Özgüven

Seyahat edenlerin dünyanın diğer ucunda hiç bilmediği bir yere nasıl gittiğini sanıyorsunuz? Özgüvensiz bir insan bunu başarabilir mi? Ya da bunu başarıp da özgüvenini kazanmamış bir insan gördünüz mü? Birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ikili.

Haliyle seyahat edenlerin kendilerine güvenlerinin tam olması, iş hayatına da daha dik bir duruş, kararlılık ve verimlilik olarak yansıyacak.

 

Bütçe Yönetimi

Cebinizde milyon dolarlarınızın olması gerekmiyor dünya turuna çıkmak için. Yalnızca cebinizi çok iyi yönetiyor olmanız gerek.

Bütçe yönetimini seyahatte yapabilen bir insan, parasını daha zekice kullanmasını çoktan öğrenmiş olarak iş hayatına atılacak.

DİĞER YAZILAR

PLITVICE GÖLLERİ MİLLİ PARKI
23-03-2015 Gonca KÖPRÜLÜ 3373 Görüntülenme
"Plitvice Lakes National Park" parkın İngilizce adı. Plitvicka Jezera ise orijinal dilindeki ismi, yani Hırvatçası. Araba ile giderseniz bu isme dikkat, tabelalarda takip edeceksiniz çünkü.   Zadar'da 1 gece konaklayıp öğlene doğru kiralık arabamızla yine yağmurlar eşliğinde yollara düştük. Plitvice Zadar'dan yaklaşık 2 saat uzaklıkta. Zagreb'den geliyorsanız ise 1.5 saat yolunuz var demektir. Zadar ve Zagreb'den günlük turlar düzenleniyor milli parka. Araba kiralamak istemezseniz bu turlarla gidip gelmek de rahat olabilir. Otobüsle de ulaşım mümkün. Hangi şekilde olursa olsun  buraya mutlaka gidin, Hırvatistan en önemli noktalarından birini kaçırmayın! Biz normalde Hırvatistan'ın güneyinde Dalmaçya kıyılarında takılıp Zagreb'i ve Plitvice Milli Parkı'nı görmeden dönecektik. Ama ben sırf bu park yüzünden gezimizin son 1buçuk gününü ülkenin kuzeyine kaydırdım... Plitvice, göllerden ve gölleri birbine bağlayan şelalelerden oluşan sulak bir alan, etrafı ise balta girmemiş orman! Tam 16 tane birbirinden farklı seviyelerde göl var, hepsinin rengi bir başka güzel. 2 adet otoparkı ve girişi var parkın. Parking Point 1 ve 2. Biz 2. otoparka koymuşuz, dolayısıyla "upper lakes" denilen üst kısımdaki göllerden başladık gezmeye. İçeri giriş kişi başı 180 kuna, yaklaşık 24 euro yapıyor. Parkta sadece kuna ile ödeme yapabiliyorsunuz ama Euro'nuzu Kuna'ya çevirebileceğiniz döviz bürosu var. Biz girerken feci yağmur olduğu için mecburen naylon pançolardan alıp giydik.     Plitvice Göllerini ziyaret ederken en önemli şey ayakkabı! Kilometrelerce yol yürüyorsunuz, yükünüzün hafif, ayağınızın rahat olması gerek. Bizim gibi feci yağmura yakalanabilirsiniz, ayakkabınızın su geçirmez trekking ayakkabısı olması iyi olur. Veya yaz ise deniz ayakkabısı da tercih edilebilir. Ben yanımda deniz ayakkabısı olmasına rağmen bez ayakkabılarımı giyip onları mahvetmeyi tercih ettim nedense! Biz parkı günübirlik ziyaret ettik ama etrafında konaklamak için bir çok yer var. Doğa aşığıysanız parkın tadını çıkarmak için bir gece konaklayıp parkı 2 günde de gezebilirsiniz. Göller arasında yürüyüş parkurları var. Uygun ayakkabıyı giyip biletleri aldıktan sonra danışmaya gidip içeride kalacağınız saate göre bir rota belirleyebilirsiniz. Zamanınıza uygun olan rotayı seçip çoğunlukla yürüyerek, yer yer tren veya vapura binip parkı turluyorsunuz. Parka en az 4 saat ayırmalısınız.  
Angola Hakkında Genel Bilgiler
23-09-2017 Burç İNAN 3328 Görüntülenme
Angola'da Genel Bilgi   Ülkenin ismi, bu toprakların 16'ncı yüzyıldaki yerli sahipleri olan Bantular’ın kullandıkları N'gola kelimesinden gelmektedir. 1951'de sömürge ülke olan Angola, Portekiz'in bir denizaşırı yönetimi olarak yeniden şekillendirildi. 25 Nisan 1974'de Portekiz'de meydana gelen askeri darbe Portekiz yönetiminin Angola ve Mozambik gibi deniz aşırı sömürgelerinde bulunan askerlerini geri çekme kararı almasına neden oldu. Böylelikle, Angola'da 14 yıldır süren gerilla savaşı da bağımsızlıkla sonuçlandı.     Angola’da resmi dil Portekizce iken konuşulan dillerden en yaygın olanı Ovimbundu etnik grubu tarafından konuşulan Umbundu dilidir. Kimbundu ve Kikongo dilide diğer etnik grupların konuştuğu dillerdir. Günlük hayatlarında ise Portekizce ve Kikongo başta olmak üzere birkaç dilin karışması ile oluşmuş Angola Kreyol dili olan Kituba da konuşulmaktadır. Angola’nın nüfusu üçe ayrılmaktadır. Mozambikliler, Angola’nın kendi halkı ve Zambiyalılar dan oluşur. Başkenti Luanda olan Angolanın Para Birimi olarak Kwanza kullanılır. En çok ziyaret alan şehirleri Luanda, Huambo ve Lobito dur. Quatro De Fevereiro havalimanı ( LAD ) başkent Luanda da bulunur. Yerel saati Türkiye saatine göre 2 saat daha geridir. Angola’ya direk uçuş bulunmamaktadır . Dubai, Johannesburg, Kazablanka, Paris, Londra, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Madrid ve Lizbon’dan direk uçuşlar mevcuttur. Yoksul halkın huzurlu yaşamı yüz ifadelerindeki dinginlikten okunuyor. Pazar ayinlerinden birine mutlaka katılın. Rengarenk bubularına bürünmüş hanımlar ayin sırasında şarkı söyleyip, canlı müzik eşliğinde dans ediyorlar.   Angola’da yeme-içme konusunda hijyenik restoran bulmak oldukça zordur. Angola mutfağı deniz mahsülleri ağırlıklıdır. Özellikle sahil şeridinde taze balık, ıstakoz ve Tropik meyveler çok lezzetlidir. Yemeklerde baharatlar çok fazla kullanılır ve sebze yemeklerinde özellikle baharatın tadını çok alabilirsiniz. Ayrıca birçok dünya mutfaklarını yapan, kebap ve benzeri Türk yemeklerini de restoranlarda bulabilirsiniz.    Gittiğiniz her yerde göller, nehir ve şelale gibi, doğanın harika renklerini görebilirsiniz. Quiçama Yerel Parkı bunların arasında olanlardan bir tanesidir. Kalandula Şelalesi, ayrıca görülmeye değer, doğanın bir parçasıdır. Angola’nın doğası için aslında gezmeye gideceksiniz ve daha sonra kültürü. Angola’da ayrıca farklı müzeler ve mimari yapıları gezebilirsiniz. Luanda, Angola’nın başkenti olarak birçok gözde mekanlara sahiptir. Cidade Alta’ya gittiğinizde burada Angola’nın dini ve inançlarıyla alakalı birçok görsellere şahit olabilirsiniz. Doğa Müzesi’ne giderek, Angola’nın birçok doğasını yaşayabilir ve doğa tarihini öğrenebilirsiniz. Angola’nın bir başka kenti ise Lubango’dur. Burada Tunda Vala’ya gidip muhteşem doğa manzarasıyla beraber kalabilirsiniz. Angola, Afrika kıtasında bulunmasıyla beraber, doğa ve yerel hayatın çok fazla bulunduğu bir ülkedir ve her geçen gün gittikçe gelişmektedir fakat bu ülkenin en büyük avantajı ve özelliği ise, doğasını koruyabilmesi olmaktadır.   Ulusal Esaret Müzesi köleliğin tarihçesini gözler önüne seriyor. Portekizliler tarafından kurulmuş olan, bir dönem şehri savunan Saint Miguel Kalesi gezilebiliyor. Rio Karnavalı’nın minik bir kopyası olan Angola Karnavalı da hayli ilgi çekici. 14 Kilometre Pazarı’ndaki buralara özgü hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.   Angola doğal parklarıyla, Luanda’ya karadan bağlantılı tropik Mussulo Adası’yla, sahil şeridi Ilha, Luanda’nın güneyinde dalga sörfü ile ünlü Cabo Ledo ve Santiago plajlarıyla, bungalovlarında doğanın sesini dinleyerek konaklayabileceğiniz Ria Longa ile, değişik bitki örtüsüyle ve yaşam koşullarını kabullenmiş, herdem mütebessim halkıyla sizleri kendine bağlayacak.   Gecenin en hareketli kenti, başkent Luanda’dır. Gidebileceğiniz en güzel mekanlar; Doca, Paulos, Bay İnn, Chill Out ve Jango Valeiro olmaktadır. Jango Valeiro’da ise, Kizomba adı verilen, Angola’ya özgü,(ülkemizde de yeni yeni latin dans gecelerinde çalmaya başlayan slow müzik türü) Angola Tangosu’nu izleyebilirsiniz. Genel olarak birçok mekandaki alkollü içeceklerin fiyatları ucuz değildir fakat uygun bir mekana gitmek isterseniz, The Royal Pub’ı tercih edebilirsiniz. Ülkeyi ziyaret için en uygun zaman Mayıs – Ekim ayları arasında kalan dönemdir.   Kalandula Şelalesi,     Cidade Alta     Cabo Ledo     Tunda Vala     Angola Karnavalı