Cibuti Hakkında Genel Bilgi
Cibuti Hakkında Genel Bilgiler Aden Körfezi‘nin Kızıl Deniz‘le buluştuğu yerde, Doğu Afrika’nın sakin fakat stratejik olarak önemli ülkelerinden dir Cibuti. Nüfus bir milyona yakın olan Cibuti’nin başkentinin adı da Cibuti dir.  Önemli bir kısmı mülteci, tam bir sömürge ülkesidir. Cibuti bir orduya sahip değildir, Amerikan ve Fransız üsleri bu görevi sağlamaktadır.     Cibuti’ye gitmenizin en kolay yolu Türk Hava Yollarının TK686 nolu seferi ile 6 saat kadar süren yolculukla direk uçuş yapabilirsiniz. . Cibuti Uluslararası havalimanı küçük bir yer ve teknolojiden de uzak. Kapıda vize alıp Cibuti’nin sıcak yüzüyle karşılaşıyoruz Mavmavi bir gökyüzü ve her daim çok sıcak olan bu ülkede. Havadan görülen manzara ise dehşet verici. Halkın geneli ciddi derecede fakirdir. Her tarafın barakalardan oluşan evlerle dolu olduğunu görüyoruz. Yer yer zenginlerin villalar göze çarpıyor.     Havaalanı etrafında bir nebze düzgün bir şehir görüntüsü görseniz de sonrası harap halde. Şehirde kocaman çöp yığınları, açık kanalizasyonlar ve yıkık dökük evler göze çarpıyor . Cibuti’yi önemli yapan şeylerin en başında limanı ve Kızıldeniz’e girişindeki konumu yer alıyor. Başkent dahil ülkede Kızıldeniz’in muhteşem hali dışında görülebilecek pek bir şey yok. Özellikle sualtı meraklıları için iyi bir adres denebilir. Kızıldeniz’deki canlı çeşitliliğinin en güzel örneklerini bulabilirsiniz Cibuti’de. Goubet kıyıları yılda 300 gün aralıksız 15 ila 30 knot arası esen rüzgârıyla uçurtma sörfü meraklılarını kendine çekiyor. Şehirde fotoğraf çekmekte zorlanabilirsiniz çünkü tepkiler çok fazla. Biraz sohbetten sonra ancak birkaç kare fotoğraf alabiliyorsunuz. Bocce denilen eskiden İngiliz soylularının oynadığı sonradan ise Fransızlar aracılığıyla Cibutililere geçen bir oyun var ki akşam saatlerinde, Khat çiğneyip bocce oynayan bu adamları sıklıkla görmeniz mümkün. Cibutiye nezaman gidilir, Kasım ile Şubat ayları arasında gitmelisiniz.   Görmeniz Gereken Yerler Listenize, Cibuti'de gezilecek yerler için başlıca Abbe Gölü, Assal Krater Gölleri, Danakil Çöküntüsü, Khor Ambado Beach, Moucha Island diyebiliriz. Abbe Gölü Bir tuz gölü olan Abbe Gölü, 450 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. 110 bin metrekarelik bölümü ise tamamen tuzla kaplı olan bu bölge, ülkeye gelen turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında.     Assal Krater Gölleri Asal Gölü, Cibuti'de bulunan bir krater gölüdür. Deniz seviyesiden 156 metre alçakta bulunan göl Afrika'nın en alçak noktası olma özelliğini taşır. Tuz ticareti yapan yerel halkı deve kervanlarıyla birlikte fotoğraflayabilir, hatta tuz yoğunluğu hayli yüksek olan gölde yüzebilirsiniz.     Danakil Çöküntüsü Cibuti sınırı yakınındaki Etiyopya’da bulunan Afar üçgeninin bir parçası olan Danakil Çöküntüsü, deniz seviyesinin 100 metre altında yer alıyor. Bu bölge yaklaşık 35 santigrat derece ile gezegendeki en yüksek ortalama sıcaklığa sahip yer unvanına da sahip. Dünyada cehenneme açılan kapı olarak anılan Danaki Çöküntüsü, 3,2 milyon yıllık ünlü insansı fosil Lucy (Australopithecus afarensis)’nin de bulunduğu yer.     Khor Ambado Beach Ülkenin en ünlü plajı olan Khor Ambado Beach, Fransız Plajı olarak da isimlendiriliyor. Bunun sebebi ise ülkede yaşayan Fransız askerlerin ve ailelerinin de bu plajı kullanması. Yüzme, dalış ve çeşitli su aktivitelerini yapabileceğiniz eğlenceli bir yer olan bu plaj, temiz suları ve upuzun kumsalıyla yaz tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden.     Moucha Island Moucha Adası, Cibuti’de dalış yapabileceğiniz en güzel yerlerden. Kızıldeniz’in büyüleyici mercan resiflerini görüp, balina köpek balıklarıyla yüzme deneyimi yaşayabileceğiniz bu dalış noktasına gitmek için Cibuti şehrinden hareket eden tekneleri kullanabilirsiniz. Bu teknelerle adaya ulaşmak ise yaklaşık 10 dakika sürüyor.    
22-09-2017 - Burç İNAN
Dünyada Görülmesi Gereken 10 Şelale
10. Nohkalikai Şelalesi Hindistan'daki Nohkalikai Şelalesinin yemyeşil ormanın içerisinden gelerek yaklaşık olarak 335 mt den aşağı dökülen sularının oluşturduğu doğal havuz görülmeye değer yerlerden biridir.   09. Yosemite Şelalesi Amerika'daki Yosemite Ulusal parkında yeralan dünyanın en yüksek 5. şelalesi olan Yosemite, senede bir kez ortaya çıkan kırmızı renkli görünümü ile lav şelalesi olarak da anılır.   08. Plitvice Şelalesi Yeşil ve mavinin uyumulu görünümü ile kendine hayran bırakan Plitvice Şelalesi doğal güzellikleri ile dikkat çeken Hırvatistan'ın en renkli noktalarından birirni oluşturur.   07. Sutherland Şelalesi Yeni Zelanda'nın en yüksek şelalesi olarak geçen Sutherland şelalesi, Fiorland Ulusal Parkına gelen ziyaretçileri güzelliği ile etkilemektedir.   06. Niagara Şelalesi Dünyanın en çok ziyaret edilen şelalelerinden birisi olan Niagara şelalesi Amerika ve Kanada sırı arasında kalır. Niagara şelalesi, Horseshoe, amerikan Falls ve Bridal Veils Fall isimli üç büyük şelaleden oluşur.   05. Kaietetur Şelalesi Bir Güney Amerika ülkesi olan guyana'daki potaro nehri üzerinde akan ve dünyanın en güçlü şelalelerinden biri olan kaieteur şelalesi cennetten bir köşeyi anımsatan göntüsü ile yağmur ormanlarını süslemektedir.   04.Angel Şelalesi Venezuela sınırları içerisinde bulunan  yerli dilinde ise Kerepakupai Vena olarak da adlandırılan 979 mt yüksekliği ile dünyanın en yüksek şelalesi olan Angel şelalesi'nin suları toplam 807 mt boyunca direk tabana doğru dökülerek izleyenlere unutulmaz bir manzara yaratmaktadır.   03. Victoria Şelaleleri UNESCO dünya mirası listesinde bulunan, Zambiya ve Zimbabve sınırları arasında bulunan ve ismini İsveçli bir kaşifin koyduğu Victoria şelaleleri, ziyaretçilerini şelale üzerinde yükselen ve hiç kaybolmayan devasa bir gökkuşağı ile karşılıyor.   02. Gullfoss şelalesi İzlanda'daki Hvita nehri üzerinde bulunan ismini "altın şelale" anlamına gelen, büyük bir çatlağın üzerinde yer aldığı için ilginç bir görüntü oluşturan Gullfoss şelalesi, muhteşem doğası ile görenleri büyülüyor.   01. Iguazu Şelaleleri Her yıl yüzbinlerce kişi tarafından ziyaret edilen bu eşsiz şelaleler Brezilya, Arjantin ve Paraguay ülkelerini birbirinden ayırarak yaklaşık 270 küçük şelaleden oluşan Iguazu şelaleleri'nin en büyük kısmı olan şeytan gırtlağı ziyaretçilerini görkemli ama ıslak bir yolculuğa çıkartıyor.  
15-09-2016 - Burç
FARKLI TARİHLERDE İNŞA EDİLDİLER, AYNI ANDA ÖLDÜLER: 1993
Mostar, Hepimizin savaşta yıkılan ve sonradan yapılan, meşhur Osmanlı köprüsü ile tanıdığımız bu güzel Bosna Hersek şehri bu ülkeye yapılan tüm Balkan tur programlarının önemli bir noktası. Neretva Nehrinin etrafına kurulu Mostar; Hersek idari bölgesinin en büyük şehri ve birleşme öncesi başkenti. 2005 yılında tüm eski şehir bölgesi Unesco Kültür Mirasları listesine girmiş ve korunmaktadır.     MOSTAR’DA GÖRÜLECEK YERLER   Köprünün İki Yakası: Bu küçük şehirde köprünün iki yakasını da gezerseniz her şeyi görmüş sayılırsınız. Mini müzeleri ve sokak arası şehitlikleri ziyaret etmeyi lütfen unutmayın.   Mostar Çarşısı: Gezilesi bir çarşısı var. Küçük hediyelik eşyalar için de fiyatlar nispeten makul.     MOSTAR NOT DEFTERİ   Kısa tutun:Yarım günlük bir şehir burası, konaklama yapmayıp yakın bir başka noktaya geçebilirsiniz. Tabii ki akla gelen ilk örnek Saraybosna   Koski Mehmed Paşa Camii Minaresine çıkın: Köprü de dahil güzelim şehri minarenin üstünde, yüksek ve iyi bir kadrajdan görebilirsiniz.(Çıkış yabancılara 4, Türklere 2 €)   Düşünmeye zaman ayırın: Mostar gezisi insana düşünecek çok şey veriyor. Diliniz, dininiz, ırkınız ne olursa olsun ‘insan’ olan herkesin düşünebilmesi için oldukça acı deneyimler bu topraklarda yaşanmış. Koşuşturmacaya biraz ara verip Neretva Nehri’ne doğru bakarak sakin sakin derinlerde kaybolmak ve sorgulamak için bir şans.
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
İZMİR'DE GEZİLECEK YERLER
 İzmir merkezde görülecek yerler kadar, İzmir civarında gezilecek yerler de her türlü zevke göre İzmir kalkışlı tur seçeneği sunuyor. Her zamanki gibi sadece yaşanmış gezi notlarını yazdığımız için şehir dışındaki noktalar alternatif sayfada gezdiklerimiz ve İzmir önerilerimiz olarak ayrılıyor. Gidemediğimiz yerleri de vaktiniz olur diye sıraladık, siz bize yazar ya da aşağıya yorum olarak girerseniz, İzmir gezi yorumları olarak diğer okurlara da faydası olur.     İzmir Saat Kulesi: Şehrin sembolü olan yapı Konak Meydanı’nda yer alıyor. 1901’de Sadrazam Mehmet Sait Paşa tarafından Fransız mimar Raymond Charles Pêr’e’ye yaptırılan kule 25 metre boyunda ve 4 çeşmeli. Saati de Almanların hediyesi. Gündüz meydanın canlılığı içinde güzel bir buluşma yeri olurken, gece de ışıklandırılmasıyla ayrıca güzel. Vaktiniz olursa fotoğraflamak için hem gündüz hem gece gitmenizi öneririz. Orijinal haline sadık korunan kulenin ilk yapılışında yer alan Osmanlı Tuğrası ve işaretler, Türkiye’de sanatın genç cumhuriyet döneminde başladığı mesajını vermek için daha sonra kaldırılmıştır.     Tarihi İzmir Kemeraltı Çarşısı: Bize göre nam-ı diğer “kot lazım mı? çarşısı”. Konak Meydanı’nın devamında yer alan bu kalabalık çarşı şehrin tarihi alışveriş noktalarından. Sürekli kalabalık olan bu Çarşı, ucuz alışveriş kadar ufak lezzet noktalarıyla da davetkar. Yudumla isimli kafede geçerken soğuk soğuk karadut şerbeti içtik ki bayıldık, o sıcakta iyi gidiyor.     Konak İskelesi: Meydanın iskelesi hem Karşıyaka’ya geçiş amacıyla deniz ulaşımı için, hem de etrafında takılmak için kullanabileceğini, ziyaret edebileceğiniz tarihi iskele.     Kızlarağası Hanı: Çarşı’nın içindeki birçok handan en meşhuru. Çok ahım şahım bir esprisi yok, hediyelik alışveriş ve tarihi handa bir çay keyfi için iyi bir durak.             Agora Harabeleri: Çarşı’nın içinde boş boş yürümektense, kahverengi tabelaları takip ederek kendinize bir hedef edinebilirsiniz. Bu tabelaların en yaygını bizleri Agora Harabeleri’ne çıkarıyor. Henüz kazı çalışmaları tam bitmemiş büyük ölçekli tarihi harabeler İzmir’de ziyaret edilesi değerli bir nokta mı bilemeyiz. Dışarıdan oldukça büyük bir kısmı görülen Agora Harabelerinin giriş ücreti 5 TL.           İzmir Tarihi Asansör Binası: Birinden diğerine ulaşması zor olan, çok yüksek mesafeli iki caddenin arasındaki 58 metrelik kot farkını hızla çıkabilmek için 1907’de Nesim Levi tarafından inşa edilmiş tarihi asansör binasına günümüzde çıkış ücretsiz. Yani İzmir Asansör Binasının yapım sebebi sadece ulaşım. Günümüzde ise zirvesinden şahane bir İzmir Silueti sunan yapının üst katında bir de restoran bulunuyor.       Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Ara Sokakları: Yaşınıza bağlı olsa da muhtemelen en çok zaman geçireceğiniz yer burası. İstanbul’da İstiklal Caddesi neyse, onun bir benzeri diyebiliriz. Son derece Avrupai olan bölgenin önce kötü yanını söyleyelim, ülkemizin her yerinde olduğu gibi İzmir gece hayatının kalbi bu bölgede de klüp, dans v.s. gece yaşamı kısıtlı, daha ziyade oturmaca ve tepinmece mekanları var ama en güzel yanı sokağa yayılmış olması. Kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde mekanların önünde de masalar var ve sokakta da içki rahatlıkla içilebiliyor. Gaza gelip ilerledik bu anlattıklarımız Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde değil, tıpkı İstiklal gibi onu kesen ara sokaklarda. Sahile paralel olan caddenin sahil tarafına doğru olan ara sokaklarında mutlaka rezistans çizerek yürüyüş yapın ve her yeri keşfetmeye çalışın, her sokağın kendine has bir ruhu olduğunu söyleyebiliriz.      Kordon Boyu: Şahane, şahane, şahane. Şehir karmaşasının içinde böyle güzel bir bölgenin olması ve korunması muhteşem bir keyif. Geleneksel geyiklerimizdeki çiğdemciler (Evet İzmir’de çekirdeğe çiğdem denir) eşliğinde, gençler, yaşlılar, çalışanlar, öğrenciler pat diye çimlere seriliyor ve günün stresini atıyorlar. Gün batımı da gerçekten bi’ güzel. İsterseniz oradaki satıcılardan, isterseniz marketlerden ya da büfelerden alacağınız ıvır zıvırla ufak ufak atıştırarak sahilde yayılıp denizi koklayabilirsiniz. Mevsimine göre seyyar satıcılarda erik, çilek v.s. satışı da bulunuyor. Kordon’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bisiklet kiralama hizmeti var, mutlaka yararlanın ancak talep fazlasından olsa gerek çok park yeri olsa da genelde bisiklet bulunamıyor. Erkenci gelmek ya da gözü açık olmanın faydası var. İlk saat 2 TL, sonrası saati 1 TL, kredi kartı geçerli.     Atatürk Müzesi: Atatürk’ün İzmir’de kaldığı ev müzeye dönüştürülmüş olarak ziyaretçilerini bekliyor. 1. Kordon Atatürk Caddesi üzerindeki tarihi yapı onlarca yıllık geçmişi (1880) ile,  Atatürk’ün izlerini taşıyan bir yapı.   İzmir Fuarı: Rotamızdan ayrılıp içlere gidersek, (Konak sahilden Basmahane’ye doğru yürüyerek 10 dakika kadar) meşhur İzmir Fuarı alanını bulabilirsiniz. Fuar zamanları ilgili konunun etkinliğine ait bir alan olsa da etkinlik dışında da gitmenizi öneririz. Büyük bir şehir parkı, yürüyüş ve spor parkurları ve kocaman bir lunapark bulunuyor.    
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
DISNEYLAND PARIS
Disneyland Paris, yani Eurodisney bir masal şehri... İçindeki çocuğu yaşatan herkesin zevk alacağı bir eğlence merkezi. Paris'ten tren ile ulaşım mümkün. RER A treni ile Marne la Vallee - Parc Disneyland durağına ulaşabilirsiniz. 35-40 dakikalık bir yolculuk. Sabah 10'da açılıyor, akşam kapanış saati de biz gittiğimizde 10'du diye hatırlıyoruz. Kapanış saati değişebiliyormuş, gitmeden internetten kontrol edilebilir. 1 gün içinde her yerini gezip bitirmek imkansız, mümkün olduğunca erken gitmekte yarar var.     Disneyland 2 bölümden oluşuyor. 1. park daha büyük olan ve daha önce yapılmış olan Disneyland Park. 2. park ise Walt Disney Studios Park olarak geçiyor. Bu büyülü atmosferde masalsı bir gün geçirip çılgınca eğlenmenin de bir bedeli var tabii ki. 2 park için giriş ücreti bizim gittiğimiz tarihte yetişkinler için kapıda 74 euro idi. Biz onu da önceden tarih belirleyip internetten satın aldık ve 53 euroya geldi. Bu aşamada süper arkadaşımız Seyran devreye girdi ve Disneyland'ın 20. yıl kutlamaları şerefine düzenlenmiş bir kampanyaya dahil etti bizi. Kısacası gitmeden önce kampanyaları takip etmek ve internetten bilet satın almak iyi fikir.      Discoveryland, uzay temalı atraksiyonların olduğu bölüm. Burada Space Mountain: Mission 2 mutlaka denenmeli. Aya yolculuk temalı bu roller coaster, yetişkinlere tavsiye ettiğim bir aktivite. Ama 50 yaş üzerine tavsiye etmiyorum, annemle babam bindiler, "para ile manyaklık" olarak tanımladılar ve bizimle gezmekten vazgeçtiler :)   Fantasyland daha ziyade çocuklu misafirler için. Buranın en popüleri "Peter Pan's Flight". Her daim çok sıra olurmuş, hele haftasonu...   Adventureland maceraperestlerin bölümü. Karayip korsanlarının gemisi var burada. Yetişkinler için Indiana Jones and the Temple of Peril mutlaka denenmeli.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
LONDRA'DA GEZİLECEK YERLER
Londra gezdim gördüm denmesi kolay bir şehir değil. Vardığınız andan itibaren çok büyük bir metropolde olduğunuzu hissediyorsunuz. Müzeleriyle, meydanlarıyla, tarihi yapılarıyla, farklı tarzlara ve bütçelere uygun alışveriş bölgeleriyle, parklarıyla, kendine has mahalleleriyle, etkinlikleriyle yapacak görecek çok şey vaadediyor. Aşağıda Londra’da görülecek önemli yerleri listelemeye çalıştık     British Museum: Doğru dürüst bir tane İngiliz eseri olmaması rağmen, ala ala ya da çala çala artık 7,5 milyondan fazla eseri barındıran Dünya’nın en önemli müzelerinden biri. Mimari olarak da başarılı bir binadır.   Big Ben: Westminster Sarayı’na bağlı saat kulesi Londra’nın hatta İngiltere’nin sembol yapısı. Gerçekten iltifatı hak eden bir yapı.   Westminster Abbey: Büyük katedral. Biz dışarıdan baktık, girerseniz bize de yazın. (Giriş 19 Pound)   London Eye : Aslında bir gözlem kulesi olarak kurulmuş dev dönme dolap. Biz paraya kıyamadık bir de 55 dakika sürüyor vaktimiz yoktu ama manzaranın muazzam olduğuna eminim. Zat-ı âlilerini uzaktan da fotoğraflamak önemli. (Tek kişi 16 Pound) Ayrıca altındaki park sizin, lunapark ve oyun alanı da çocuklar için davetkar.     Tower of London: Lonra’daki en eski tarihi yapılardan biri. Uzun süre hapishane olarak kullanılmış.   Tower Bridge: Tower of London’ın yakınında Thames nehrinin üzerinde iki kulenin taşıdığı devasa köprü. Şehrin Big Ben’den sonraki simge yapısı diyebiliriz.     London Aquarium: London Eye’ın hemen yanında Londra’nın akvaryumu, biz girmedik, yorumlar da çok ahım şahım değil, zevkinize kalmış. (Standart giriş 23,70 Pound, Madame Tussauds ile kombine indirimli biletler var.)   Trafalgar Square: Ana meydan. Birçok binanın yakınında olduğu için görürsünüz, geleneksel Avrupai geniş meydan kültürünün Londra yansıması. Politik gösteriler, yılbaşı kutlamaları bu maydanda yapılıyor.   Victoria and Albert Museum: Yüksek sayıda el eserine ev sahipliği yapan muazzam müze. Kesinlikle önceliklerden biri olmalıdır.   Science Museum: Keşke çocukken görebilseydim diyeceğiniz, hem küçüklere hem de büyüklere oldukça şahane bilim ve tarih işleri sunan bir müze. Teknolojisi eski kalsa da hâlâ etkileyici. Özellikle nesli tükenmiş hayvanların (başta dinazorlar) bulunduğu bölümler ve ayrı binada bulunan Darwin Centre kısmı etkileyici.   Piccadilly Circus: Gezginlerin toplandığı meydan. Gündüzü bir güzel gecesi bir başka. Meşhur reklamlı televizyon ekranları burada. Bir reklam panosu niye ünlü olur bilmiyorum ama bu dar meydanın merdivenlerinde o ekranlara karşı sokaktan alınmış birayı içmek çok keyifli. (Dikkat içmek serbest ama satışı 22:00’dan sonra yasak) Olimpiyat açılış törenini binlerce kişiyle buradan izlerken A harfinden T’ye kadar her ülke için alkışlarla v.s. geçen sırada Turkey göründüğü anda bizimle birlikte meydanı inleten 300’e yakın Türk ve destekçi müslüman ülke vatandaşlarına selam ederiz. Öyle bir gaza geldik ki, en son bir direğin üstünde kırmızı beyaz yapıyordum ve tezahurat bittiğinde Y harfindeydiler.)     Leicester Square: Büyük meydanlardan bir diğeri. Gece hayatının merkezi diyebiliriz. Casinoları gayet güvenli ve bize kazandırdığı için de güzel andığımız bir yer.   British Library: Araştırma yapmayacak olsanız da turistik olarak öncelikli olmayarak listeye ekleyin. Devasa bir yapı.   Hyde Park: 150’ye yakın büyük parkı olan şehrin tüm yeşillikleri oldukça davetkar. Her birinde birçok güzel anılar yaşayacak olsak da  burası gerçekten apayrı. Hem karada hem de Gölde bisiklette pedal çevirebilir, at binebilir, yürüyüp koşabilir, İngiliz çayı, güzel bir kahve, mis gibi bir malt bira içebilir, yemek yiyebilirsiniz ama bitiremezsiniz. Siz bitersiniz park bitmez. Büyüklüğünü şöyle belirteyim başında, ortasında, sonunda, köşelerinde 3, 5 metro durağı var, hiçbiri de öyle yakın değil.     Buckingham Palace: Sevgili kraliçe burada yaşıyor. Her öğlen saat 11:00 ile 11:30 arasında nöbet değişim programına tanıklık etmeniz gerekir. (Hava koşullarına göre bu etkinlik her gün düzenlenmeyebilir.) En az yarım saat 45 dakika önce orada olursanız iyi bir yer kapabilirsiniz.   Speakers’ Corner: Hyde Park’ın içindeki serbest kürsüde ayaklarınız toprağa basmadan pazar günleri bol keseden atabilir ya da atanları dinleyebilirsiniz. (Birleşik Krallık toprakları üstünde Kraliçe’ye laf edilemez. Ama burası toprakların üzerinde bir mermer zemindir mantığından öte gelir.)   St. Pauls Cadhedral: St. Pauls metro istasyonundan yürünerek gidilebilecek 111 metrelik katedral. Oldukça hoş bir mimari ve içerisinde de hoş bir ziyaret için gidilmeli.   Madame Tussauds: Meşhur balmumu heykel müzesinin orijinali. Bize bu da nasip olmadı, meraklıysanız girebilirsiniz.   Covent Garden: Sokak gösterilerine de ev sahipliği yapan alışveriş ve yeme içme bölgesi. Metro ile de gidilebilir, Leicester Square’den 12-13 dakika yürüyüşle de. Londra’nın sokak canlılığı en fazla olan yeri.   Harrod’s: Dünya’nın en lüks AVM’si. (Çok katlı mağazası aslında) Lüksün ne olduğunu ve kaça olduğunu turistik olarak gezebilirsiniz.     Camden Town: Eğlenceli bir alışveriş yürüyüşü için tercih edilesi bir bölge. Marjinal tiplerin ağırlıklı yer aldığı bölge nispeten uygun fiyatları ve neşesiyle davetkar.   Soho: Lüks, sosyetik, şık mekanların yer aldığı bölge. Londra gece hayatının da en önemli alanlarından biri. Korkmayıp mekanlara göz atabilirsiniz, bütçeniz uygunsa keyifli mekanlar var, olmadı gezinmesi de keyifli.   Nothing Hill: Julia Roberts ve Hugh Grant’in oynadığı aynı isimle filmle  meşhur olan Londra’nın batısındaki bu bölge şehrin yeni gelişen sanat ve etkinlik merkezlerinden biri. Ayrıca çok sayıda lüks restoran da bulunmakta.   Portobello Market: Nothing Hill‘de bulunan yaklaşık 1 km uzunluğundaki meşhur pazar. Çoğunlukla antika ürünlerin satıldığı pazarda uygun fiyatlara çok değişik eşyalar bulabilirsiniz. Denk gelirse cumartesi günü gidin.   M&M World: Kim sevmez ki! M&M’in prestijli, havalı ve elbette çok çekici mağaza zincirlerinin önemli bir şubesi Londra’da.  Leicester Meydanı ile Piccadilly Circus arasında gidip gelirken köşede karşınıza çıkacak, alışveriş yapmayacak olsanız bile girin mutlaka en azından oyuncaklar ilginizi çekecektir. Giriş ücretsiz, fiyatlar biraz yüksek.   Oxford Street: 500’ün üzerinde mağazayla ciddi bir alışveriş noktası. Bilindik markaların hepsi cadde boyunca sıralanmış. Westminster bölgesindedir.   Regent’s Street: Uzun bir alışveriş caddesi. Koca koca binaların sardığı bu caddenin genel ruhu ve mimarisi misafirlerini içine çekmek ve insanları üzerinde yürütmek için birebir. Fiyatlar çok düşük değil ama özellikle parfüm alışverişi buradan yapılabilir.   All England Lawn Tennis & Croquet Club ve Wimbeldon: Tenis sporunun en eski ve en prestijli turnuvası, çim üzerinde oynanan tek grand slam olan Winbeldon her yıl haziran aynın son pazartesi günü başlar, 2 hafta sürer ayrıca bu alanda sürekli bir turnuva vardır. İlginizi çekiyor ve biletlere gücünüz yetiyorsa ziyaret edilebilir.     Greenwich: Londra merkezde değildir. Başlangıç meridyeni geçtiği için meşhur olmuş bu kasabada şık bir rasathane hariç hiç de bir şey yoktur.  Ona da gerek yoktur. Tren ve otobüsle gidilebilir. (Başlangıca göre 35 -55 dakika)  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
NEW YORK
Sevdiğiniz şarkıyı üst üste dinlemek, bayıldığınız filmi tekrar tekrar izlemek, okuyup etkilendiğiniz bir kitabı yeniden okumak gibi hisleri yaşatan şehir New York City. Kaç kere gitseniz sıkmaz, her gittiğinizde bambaşka tatlar alırsınız.       Renkli şeyleri çok sevdiğimi bilirsiniz, rengarenk ışıklı bu şehri sevmemem düşünülemezdi sanırım. Bu 3. gidişimdi, daha da bir çok kez giderim inşallah.   New York eyaletinin en büyük şehri New York City ismini NYC olarak kısaltmışlar. "Big apple" yani büyük elma lakabının yanı sıra "City never sleeps" yani "Uyumayan şehir" olarak da bilinir NYC.  NYC yukarıda gördüğünüz gibi 5 ana bölümden oluşuyor. Ama New York'un New York olduğu asıl bölümManhattan dediğimiz ada. Küçücük adada neler yok ki! Biraz daha yakından bakmak gerekirse:         Manhattan'da gezilecek yerlere gitmeden önce havaalanından ulaşım, toplu taşıma ve  kalınacak yerler ile ilgili bilgileri önce yazmam gerek. John F. Kennedy Havaalanı'ndan Manhattan'a gitmenin 3 yolu var.  1.si taksi, fiyatının 50-60 dolar olduğunu düşünebilirsiniz.  2. si Shuttle servis, önceden rezervasyonla ayarlayabilirsiniz. Fiyatı kişi başı 20 dolar civarı. 3.sü ise Metro yani subway. Bunun için havaalanını içinde "Air Train" yazan okları takip ediyorsunuz. Hangi terminalde olursanız olun havaalanı içinde ring yapan trene binip kendinizi Jamaica Station'a atın. Air train e binerken ücret yok, çıkarken metrocard alıp 5 dolar basıyorsunuz. Jamaica İstasyonu'ndan metroya biniyorsunuz,E treni sizi Manhattan'a götürecek. Metroya biniş tek yön 2.5$. Şehirde 3 günden fazla kalacaksanız ve çoğunlukla toplu taşıma kullanayım diyorsanız 30$ verip haftalık Metrocard alın, Nyc subway uygulamasını telefonlara indirin ve gerisini dert etmeyin. Sınırsız inip binebilirsiniz. Otobüslerde de geçiyor bu kart.     Metro ile ulaşım hızlı, fakat temiz olduğunu söyleyemem. Raylara dikkatli bakarsanız bol miktarda fare görme ihtimaliniz var :) Bu sene ilaçlamışlar, bu gittiğimizde az gördük. Ayrıca her çeşit insan, sarhoş ve evsizler de sizinle aynı treni paylaşıyor olacak. Ha benim için problem yok, gittiğim yere hızlı ve ucuz gideyim diyenleri metroya alalım. Kendinizi güvende hissetmeyeceğiniz bir ortam kesinlikle değil, insanlar zararsız. Tabii ki New York'a gidip taksiye binmeden dönmek de olmaz... Buranın üstlerinde üçgen reklam panolu taksileri meşhur. Elinizi attığınızda duracak kadar da çoklar. Aslında taksi de demiyorlar bunlara, New York'ta taksinin adı "Cab".  "Taking a cab" yani taksiye binmek çok pahalı değil, 4 kişiye kadar alıyorlar. Yer altından gitmediği için etrafı seyrediyorsunuz, hem de Nyc'deki taksi konseptini görüyorsunuz. Bizden farklı olarak şoför ile aranızda şeffaf bir paravan olacak, takside kredi kartı geçiyor ve şoföre bahşiş bırakıyorsunuz! "Daha neler!" dediğinizi duyar gibiyim :)     "New York'ta nerede kalınır?" derseniz, "Manhattan olsun çamurdan olsun" cevabını veririm. Çünkü gezilecek yerlere yakın olmak çok işinize gelecek, üstelik Manhattan en güvenlisi. Ben ilk gittiğimde merkezi lokasyonlu bir hostelde, 6 kişilik odada tanımadığım 5 kişi ile 1 geceliği 60$ a kalmıştım. Anladım ki New York'ta oteller pahalı arkadaş! Son 2 gidişimizde ise Olgun'un Fulbright bursluları ağından tanıdıklarının odalarını kiralıyoruz, epey ucuz oluyor. O yüzden otel ismi veremeyeceğim. Bu gittiğimizde Manhattan'ın kuzey bölümü olan, adını şarkılardan çok duyduğumuz, tehlikeli bir yer sandığımızHarlem'de kaldık. Harlem eski Harlem değilmiş dostlar, orası da değişmiş. Afroamerikan dedikleri siyahi vatandaşların çok olduğu bir bölge olduğu doğru, ama tehlikeli bir ortam görmediğimi itiraf etmeliyim. Midtown'da bir yer ayarlamanız ulaşım açısından en rahatı olacaktır ama ille de Manhattan olsun diyorum ben!     New York için gezmesi çok kolay bir şehir desem yalan olmaz, çünkü buranın eşsiz bir sokak düzeni var. Manhattan kuzeyden güneye inen avenue yani bulvarlar ve bunları dik kesen caddelerden oluşuyor. Bulvarlar da, caddeler de sayılar ile isimlendirilmiş. Bir de Broadway diye bir bulvarı var ki Manhattan adasını boydan boya çaprazlamasına kesiyor. Broadway'in diğer avenue yani diğer bulvarlar ile kesiştiği noktalar genelde görmeye değer meydanların olduğu yerler. Times Square de Broadway'in 7. avenue ile kesiştiği, 47. caddede vuku bulmuş muhteşem bir yer. Nereye bakacağınızı şaşıracaksınız, milyonlarca ışık, yüzlerce panoda size göz kırpacak. Siz de binlerce turistin arasına katılıp onlarca fotoğraf çekileceksiniz.  
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
İSTANBUL'DA MUTLAKA GEZİLMESİ GEREKEN 5 YER
İstanbul sarayları, camileri, surları ve müzeleri ve pek çok cazibe noktası ile buram buram tarih kokan bir şehirdir. Her bir köşesinde geçmişten bir ize rastlayacağınız bu büyülü şehri keşfe çıkmadıysanız, bu 10 mekanı gezi listenize eklemelisiniz.  1) Ayasofya Görkemli mimarisi ile pek çok turisti kendine hayran bırakan Ayasofya Müzesi, şehirde görülmesi gereken mekanların başında yer alır.532 yılında Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından yaptırılmış olan bu yapı, daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir. Dünya kültür mirasının baş yapıtları arasında yer alan Ayasofya, tarihe tanıklık etmek isteyenler için güzel bir gezi durağıdır.    2) Kız Kulesi  İstanbul Boğazı’nda salacak açıklarında, küçücük bir adacık üzerinde konumlanmış Kız kulesi, şehrin önemli simgelerinden biridir. Çeşitli efsanelere dayanan bu kule, bir rivayete göre kralın kızını korumak için yaptırdığı bir sığınaktır. Sırf bu gizemi anlayabilmek için bile görülmeye değer. Günümüzde restoran ve bar olarak hizmet veren bu nadide yapı, müthiş boğaz manzarasıyla, sevdiklerinizle veya eşinizle romantik bir akşam yemeği veya huzurlu bir öğle molası için tercih edebileceğiniz ideal bir mekandır.      3) Yerebatan Sarnıcı  Suların içinde yükselen sütunları ve hakkında çıkan ilginç efsanelerle öne çıkan Yerebatan Sarnıcı, oldukça merak uyandırıcı ve ilgi çeken yerlerden biri. Bizans İmparatoru tarafından sarayın su ihtiyacını karşılamak amaçlı yaptırılan Yerebatan Sarnıcı, Fatih Sultan Mehmet döneminde bu amaçla kullanılmış. Bir rivayete göre, sütunların üzerindeki şekillerin göz yaşını andırması tesadüf değil. Bu şekillerle büyük Basilika yapılırken kaybedilen kölelere duyulan üzüntü anlatılmak istenmiş. Bu sebeple Yerebatan Sarnıcı mimarisiyle de oldukça ilgi görmektedir.    4) Topkapı Sarayı  İhtişamlı ve büyüleyici mimarisiyle dikkatleri üzerine çeken Topkapı Sarayı, İstanbul’da görülmesi gereken başlıca yerler arasındadır.1478 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan saray, 400 yıl boyunca padişahlara ev sahipliği yapmış olup devlet yönetiminin gerçekleştiği ana merkez olma özelliğini taşımıştır. İlk olarak Abdülmecit döneminde ziyarete açılan Topkapı Sarayı, Osmanlı döneminden kalma izleriyle tarihe tanıklık ederken, tüm gizemi ile turistlerin ilgisini çekmektedir.      5) Haseki Hürrem Hamamı Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan adına Mimar Sinan'a yaptırılmış olan hamam, İstanbul’un en güzel tarihi yapılarından biridir. Mimar Sinan'ın yaptığı en büyük hamam olarak bilinen bu yapı, günümüzde diziler sayesinde popülerliği artmış ve ilgi çekici mekanlar arasında boy göstermeye başlamıştır. Haseki Hürrem hamamının sıcak atmosferinde güzel bir hamam sefası yapabilirsiniz.   
23-03-2015 - Gonca KÖPRÜLÜ
Cibuti Hakkında Genel Bilgi
22-09-2017 Burç İNAN

Cibuti Hakkında Genel Bilgiler

Aden Körfezi‘nin Kızıl Deniz‘le buluştuğu yerde, Doğu Afrika’nın sakin fakat stratejik olarak önemli ülkelerinden dir Cibuti. Nüfus bir milyona yakın olan Cibuti’nin başkentinin adı da Cibuti dir.  Önemli bir kısmı mülteci, tam bir sömürge ülkesidir. Cibuti bir orduya sahip değildir, Amerikan ve Fransız üsleri bu görevi sağlamaktadır.

 

 

Cibuti’ye gitmenizin en kolay yolu Türk Hava Yollarının TK686 nolu seferi ile 6 saat kadar süren yolculukla direk uçuş yapabilirsiniz. . Cibuti Uluslararası havalimanı küçük bir yer ve teknolojiden de uzak. Kapıda vize alıp Cibuti’nin sıcak yüzüyle karşılaşıyoruz

Mavmavi bir gökyüzü ve her daim çok sıcak olan bu ülkede. Havadan görülen manzara ise dehşet verici. Halkın geneli ciddi derecede fakirdir. Her tarafın barakalardan oluşan evlerle dolu olduğunu görüyoruz. Yer yer zenginlerin villalar göze çarpıyor.

 

 

Havaalanı etrafında bir nebze düzgün bir şehir görüntüsü görseniz de sonrası harap halde. Şehirde kocaman çöp yığınları, açık kanalizasyonlar ve yıkık dökük evler göze çarpıyor .

Cibuti’yi önemli yapan şeylerin en başında limanı ve Kızıldeniz’e girişindeki konumu yer alıyor. Başkent dahil ülkede Kızıldeniz’in muhteşem hali dışında görülebilecek pek bir şey yok. Özellikle sualtı meraklıları için iyi bir adres denebilir. Kızıldeniz’deki canlı çeşitliliğinin en güzel örneklerini bulabilirsiniz Cibuti’de.

Goubet kıyıları yılda 300 gün aralıksız 15 ila 30 knot arası esen rüzgârıyla uçurtma sörfü meraklılarını kendine çekiyor.

Şehirde fotoğraf çekmekte zorlanabilirsiniz çünkü tepkiler çok fazla. Biraz sohbetten sonra ancak birkaç kare fotoğraf alabiliyorsunuz.

Bocce denilen eskiden İngiliz soylularının oynadığı sonradan ise Fransızlar aracılığıyla Cibutililere geçen bir oyun var ki akşam saatlerinde, Khat çiğneyip bocce oynayan bu adamları sıklıkla görmeniz mümkün.

Cibutiye nezaman gidilir, Kasım ile Şubat ayları arasında gitmelisiniz.

 

Görmeniz Gereken Yerler Listenize, Cibuti'de gezilecek yerler için başlıca Abbe Gölü, Assal Krater Gölleri, Danakil Çöküntüsü, Khor Ambado Beach, Moucha Island diyebiliriz.

Abbe Gölü

Bir tuz gölü olan Abbe Gölü, 450 bin metrekarelik bir alanda yer alıyor. 110 bin metrekarelik bölümü ise tamamen tuzla kaplı olan bu bölge, ülkeye gelen turistlerin en sık ziyaret ettiği yerler arasında.

 

 

Assal Krater Gölleri

Asal Gölü, Cibuti'de bulunan bir krater gölüdür. Deniz seviyesiden 156 metre alçakta bulunan göl Afrika'nın en alçak noktası olma özelliğini taşır. Tuz ticareti yapan yerel halkı deve kervanlarıyla birlikte fotoğraflayabilir, hatta tuz yoğunluğu hayli yüksek olan gölde yüzebilirsiniz.

 

 

Danakil Çöküntüsü

Cibuti sınırı yakınındaki Etiyopya’da bulunan Afar üçgeninin bir parçası olan Danakil Çöküntüsü, deniz seviyesinin 100 metre altında yer alıyor. Bu bölge yaklaşık 35 santigrat derece ile gezegendeki en yüksek ortalama sıcaklığa sahip yer unvanına da sahip. Dünyada cehenneme açılan kapı olarak anılan Danaki Çöküntüsü, 3,2 milyon yıllık ünlü insansı fosil Lucy (Australopithecus afarensis)’nin de bulunduğu yer.

 

 

Khor Ambado Beach

Ülkenin en ünlü plajı olan Khor Ambado Beach, Fransız Plajı olarak da isimlendiriliyor. Bunun sebebi ise ülkede yaşayan Fransız askerlerin ve ailelerinin de bu plajı kullanması. Yüzme, dalış ve çeşitli su aktivitelerini yapabileceğiniz eğlenceli bir yer olan bu plaj, temiz suları ve upuzun kumsalıyla yaz tatillerinin vazgeçilmez adreslerinden.

 

 

Moucha Island

Moucha Adası, Cibuti’de dalış yapabileceğiniz en güzel yerlerden. Kızıldeniz’in büyüleyici mercan resiflerini görüp, balina köpek balıklarıyla yüzme deneyimi yaşayabileceğiniz bu dalış noktasına gitmek için Cibuti şehrinden hareket eden tekneleri kullanabilirsiniz. Bu teknelerle adaya ulaşmak ise yaklaşık 10 dakika sürüyor.

 

 

DİĞER YAZILAR

Abant Turu
08-03-2019 Burç İNAN 149 Görüntülenme
TUR PROGRAMIMIZ, 1. GÜN 08:15​  KADIKÖY EVLENDİRME DAİRESİ 09:00​  MALTEPE PİAZZA D100 ANKARA YÖNÜ 09:15​  KARTAL YEMEK CENTER 11:00​  BERCESTE DİNLENME TESİSİ MOLA 12:30​  KORU OTEL VARIŞ 13:00​  ÖĞLE YEMEĞİ VE SERBEST ZAMAN 17:00​  CAFE BREAK 19:00​  AKŞAM YEMEĞİ 22:00​  LATİN VE YUNAN DANS GECESİ 2. GÜN 11:00​  OTELDEN AYRILIŞ 11:30​  ABANT MİLLİ PARKI GİRİŞ VE SERBEST ZAMAN 16:00​  İSTANBULA DÖNÜŞ YOLCULUĞU 17:00​  BERCESTE MOLA 19:30​  İSTANBULA VARIŞ Oteldeki konaklamamız Tam Pansiyon şeklinde olacaktır. Tam Pansiyon Plus Konaklamamıza; Açık Büfe Kahvaltı Açık Büfe Akşam yemeği, Öğle yemeği Yemeklerde kişi başı 1’er adet soft içecek dahildir. **Fulbol sahası ve kapalı spor salonumuz extra ücrete tabi olup, ön rezervasyon oluşturulması gerekmektedir. ** OTELİMİZDEKİ ÜCRETSİZ AKTİVİTELER • Odaya giriş günü ikram su • Spa kullanımı: Karma Spa, Bay ve Bayan ayrı olmak üzere Türkiye'nin en kapsamlı Spa merkezidir. Fitness, Türk hamamları, açık ve kapalı yüzme havuzları jakuzi, sıcak havuzlar, buhar odası, klasik sauna, ısıtılmış taş yatakları, ısıtılmış su yatakları bulunmaktadır. • Bagaj odası • Otopark ve vale • Odalarda ve genel alanlarda kablosuz internet OTELİMİZDEKİ ÜCRETLİ AKTİVİTELER • Genel alanlarda alınan tüm yiyecek ve içecek hizmetleri • Spa merkezindeki özel harcamalar: Masaj, cilt bakımı, kese köpük bakımı, tuz odası, ürünler • Oda servisi ve mini bar hizmeti • Çamaşır ve kuru temizleme servisi • Paintball • Otelimizin 150.000m2 orman içerisinde bulunmaktadır. Alanımızı kiralayıp size uygun oyunu/aktiviteyi burada misafirlerinize sunabilirsiniz. (Piknik, survivor oyunları, hazine avı, yoga-wellness kampları, perküsyon, vs.) Single Oda​​​: 649.00 TL Dbl Oda da Kişi Başı​​: 449.00 TL Triple Oda da Kişi Başı​: 400.00 TL Bilgi ve Rezarvasyon için : Ömer Kahvecioğlu 0532.602.96.12 Burc İnan 0532.435.77.00 Banka Hesap Bilgilerimiz. Burç İnan. AKBANK Iban No :TR940004600042888000043393